Kategoriler
Çocuk Hastalıkları Soru Cevap Soru Cevap

Bebeklerde ve çocuklarda reflü

Bebeklerin ve çocukların sık sık kusması meşhurdur. Peki kusma nedeninin reflü olabileceğini düşündünüz mü? Kusmanın yanında onu beslemede zorluk çekiyorsanız, nedensiz yere kilo kaybediyorsa ve rahatsızmış gibi davranıyorsa reflüden şüphelenebilirsiniz. Reflü mide asidinin yemek borusundan yukarı çıkması yoluyla oluşuyor. Sadece yetişkinlerde değil bebeklerde ve çocuklarda da görülebiliyor. 

Bebeklerde ve çocuklarda reflüye neden olan şey nedir?

Büyük yaştaki çocuklarda reflü nedeni genellikle yetişkinlerle aynıdır. Yani mide ve yemek borusunu ayıran kapakçık olması gerektiği gibi kapanmaz ya da ara ara açılır. Bu yüzden de mide asidi yukarı çıkar. Bebeklerdeyse durum daha farklı. Genellikle sindirim borusunun yeterli şekilde çalışamaması sonucu oluşur. Bu sorunu yaşayan çoğu bebeğin başka problemi olmaz. Ama nadiren de olsa beyni, sinirleri ve kasları etkileyen sorunlar da reflüyle birlikte gelebilir. 

Çocuklarda ve bebeklerde reflüye neden olabilen dış faktörler de var. Örneğin aşırı yemek, obezite, baharatlı besinler yemek ve bazı ilaçlar gibi. 

Bebeklerde ve çocuklarda reflü belirtileri

Bebeğinizde ya da çocuğunuzda reflü olabileceğine işaret eden ipuçlarına bakalım:

• Sık sık kusma

• Sık sık gelen kronik öksürük ve hırıltı

• Yemek yemeyi reddetmesi ya da zor yemesi

• Mide yanması, gaz, karın ağrısı

• Yutkunma zorluğu

• Çocukların sürekli ağızlarındaki acı tattan şikayet etmeleri

En sık rastlanan belirtiler bunlar ama bazı nadir belirtileri de bilmenizde fayda var. Örneğin: kolik, nefes darlığı, bir türlü geçmeyen zatürre gibi.

Bebeklerde ve çocuklarda reflü nasıl teşhis edilir?

Genellikle anne ve babaların doktora anlattıkları reflüyü teşhis etmek için yeterli oluyor. Ama bazen doktorlar bebeklerde ve çocuklarda reflü teşhisi için bazı testlere de ihtiyaç duyabiliyor. 

Baryum yutkunması. Bu özel bir röntgen testi. Bebeğinize ya da çocuğunuza bayrum adındaki madde içirilir. Baryum maddesi röntgen testinde parlayarak görünür. Doktor röntgen filmlerine bakarak mide ve mide borusunda oluşan daralmaları bu sayede tespit eder. 

PH sondası. Bu testte çocuğa bir sonda yutması söylenir. Bu sonda 24 saat boyunca çocuğun yemek borusunda kalır. Böylece yemek borusunda değişimler incelenmiş olur. 

Endoskopi. İnce ve esnek bir tüp düşünün. Doktor ucunda kamera bulunan bu tüpü yemek borusundan içeri sokuyor ve hem yemek borusunu hem de mideyi inceliyor. 

Mide boşalım testi. Bu test sırasında çocuğunuza ya süt içerilir ya da çeşitli radyoaktif kimyasallar içeren yiyecekler yedirilir. Daha sonra da özel bir kamera yardımıyla incelenir. 

Bebeklerde reflü tedavisi

Bebeğinizde reflü olduğunu öğrendiyseniz evde uygulayacağınız bazı adımlarla reflü belirtilerini hafifletebilir, onu rahatlatabilirsiniz. Örneğin:

• Beşiğinin baş kısmını hafif yukarı kaldırın.

• Onu beslendikten sonra yaklaşık 30 dakika yatırmadan tutun.

• Normalden daha az miktarda ama daha sık aralıklarla besleyin.

• Doktorunuz da onaylarsa katı mama deneyin.

Çocuklarda reflü tedavisi

Çocuklarda reflüyü hafifletmeye yarayan ipuçlarına bakalım:

• Yatağının baş kısmını yukarı kaldırın. Ama bunu ona fazladan yastık vererek yapmayın. Yatağın ayaklarının altına tahta bloklar koyabilirsiniz.

• Yatmadan en az 2 saat önce bir şeyler yemeyi bırakmasını sağlayın. 

• Üç büyük öğün yerine daha sık ama daha küçük öğünlerle besleyin.

• Çok yememesine dikkat edin.

• Reflüyü tetikleyen yiyecekler yememesini sağlayın. Örneğin yağlı, baharatlı yiyecekler ya da çay. 

• Onu düzenli olarak egzersiz yapması konusunda cesaretlendirin.

• Unutmayın, reflü onu aşırı derecede rahatsız ediyorsa doktor ilaç tedavisi önerebilir.

Bebeğinizde veya çocuğunuzda reflü belirtileri görüyorsanız onu bir doktora götürmeniz ve önlem almanız gerekiyor. Bebeklerde ve çocuklarda reflüyle ilgili aklınıza takılan her türlü konuda uzman doktorlarımızdan bilgi alabilirsiniz. 

Kategoriler
Çocuk Hastalıkları Soru Cevap Soru Cevap

Bal öksürüğü keser mi?

Bal öksürüğü keser mi? Kesmez mi, her derde deva bal öksürüğe de faydalı. Bir bardak limonlu suya bal eklemeniz yeterli. Bal adeta doğal mucize. Hem doğal antibiyotik. Hem anti bakteriyel. Çoğu hastalığa iyi geliyor. Üstelik tadı da güzel. Daha ne olsun derseniz bal soğuk algınlığına da bire bir. 

 

Bir bardak çaya veya ılık limonlu suya bal ekleyin ve sonuçları izlemeye başlayın. Boğazınız yumuşuyor. Öksürüğünüz diniyor.

Bal öksürük dindirmede pahalı şuruplar kadar etkili.

Ne kadar etkili?

Bal tek başına da etkili. Amerika’da yapılan bir araştırmada solunum yolu enfeksiyonu yaşayan 2 yaş üstü çocuklara yatmadan önce 2 çay kaşığı (10ml) bal verilmiş.

 

Çocukların gece öksürüğü büyük oranda azalmış. Uyku düzenine yardımcı olması cabası.

Bal iyi güzel ama 1 yaşından küçüklere verilmesi sakıncalı. Bal bu yaşlarda ağır geliyor. Nadiren de olsa gıda zehirlenmesi, botulizm gibi tehlikeli hastalıklar gelişebiliyor.

Çocuğunuzun öksürük sorunu varsa bal iyi bir seçenek olabilir. Maliyeti düşük. Erişimi kolay. Üstelik tamamen doğal.

Kategoriler
Çocuk Hastalıkları Soru Cevap Soru Cevap

Otistik çocuk nasıl anlaşılır?

Otistik çocuklar artma eğiliminde. Modern yaşam otizmi hızlandırıyor. Otistik çocuk nasıl anlaşılır bakalım.

Otizm vakaları günümüzde artma eğiliminde. Yakın zamana dek bilinmeyen sorun tanındıkça hastalık bilinci ve sonuç olarak hasta sayısı da artıyor. Belirtileri ve düzeyi değişse de tüm otistikler sosyal ilişkide, iletişimde zorlanıyor.

Otizm düzeyi arttıkça iletişim ve etkileşim tamamen kaybedilir. 

Uzmanlar modern yaşam koşullarının sorunu daha da hızlandırdığı görüşünde. Otizmin çözümü yok ama erken tanı ve tedaviyle sorunlu çocukların yaşam kalitesini arttırmak mümkün.

Otistik çocukların sorunları gelişimin 3 kritik alanına yoğunlaşıyor: Sosyal etkileşim, Dil ve Davranış.

Belirtiler değişebilir. Aynı düzeyde otizm tanısı konmuş iki çocukta davranışlar, ilgi ve yetenekler birbirinden farklı olabilir. 

Bazı çocuklarda otizmin erken belirtileri birkaç ay veya yıl sürer ama birden kaybolur. Bu aşamada öfkelilik ve dil kullanımında sorunlar göze çarpar.

Sosyal yetenekler

Çağrıldığında tepki vermeyebilir. Göz teması kurulamaz. Sarılmaya, kucaklaşmaya direnç gösterilir. Başkalarının duygularına tepkisizdir. Tek başına oynamayı sever. Kendi dünyası ona yeter.

Dil

Konuşma geç öğrenilir. Genel olarak gelişimde gecikme gözlemlenir. Öğrenilmiş sözcükler, cümleler kolay kolay dile gelmez. Bir şey isterken göz teması kurulmaz. Konuşurken ses tonu ve ritm olağandışıdır. Şarkı söyler gibi konuşabilir. Robot gibi sesler çıkarabilir.

Konuşma başlatmada güçlük çekilir. Sözcükler veya cümleler sürekli tekrar edilir ama bunları nasıl kullanacağını bilemez. 

Davranışlar

Yinelenen davranışlar görülür. Olduğu yerde dönme, sallanma, el çevirme vb. Özel davranış kalıpları, rutin hareketler. Kalıplaşmış hareketlerde ufak değişiklikler onu rahatsız eder.

Sabit hızlı hareket eğilimi gözlemlenir. Hareketli parçalara büyük ilgi duyar. Oyuncak arabanın tekerini saatlerce izleyebilir. Işığa, sese, dokunmaya olağandışı hassastır ama ağrıya tepki vermez.

Otizme yakalanan çocuklar deneyimlerini başkalarıyla paylaşmada büyük güçlük çeker. Kitap okumaları bile güçtür. Sayfadaki resimleri parmakla göstermek dünyanın en zor işine dönüşür.

Gelişimin erken döneminde görülen iletişim sorunları gelecekte sosyal ve etkileşimsel sorunlara evrilir. Hafif düzeyde belirtiler gösterenler gelecekte normal yaşamın bir parçası olabilir.

İleri düzeyde otistiklerde dil ve davranış sorunları daha da artabilir. Otistik çocuklar genellikle yavaş öğrenir. Yaşıtları onlardan zeki görünebilir. Buna karşın bazı otistiklerde zeka ortalamanın da üstüne çıkar. Böyleleri çabuk öğrenir ama bilgiyi hayata uygulayamazlar. İletişimde güçlük yaşanır. Sosyal normlara ve alışkanlıklara uyum sağlanamaz.

Bazı otistiklerde sanat, müzik, matematik gibi alanlarda olağanüstü yetenekler gözlemlenebilir. Yetenek derken sıradan insan yeteneklerinden değil, akıl almaz ölçüde dahice işlerden söz ediyoruz.

Bebekler cetvelle çizilmiş kesin sınırlar içinde gelişmez. Çocuk kitaplarını bir kenara bırakın. Her çocuğun büyümesi, gelişmesi kendine özgü.

Otizm kuşkunuz varsa bunu doktorunuzla paylaşmalısınız. Tedavi ne kadar erken başlarsa o kadar iyi.

12 aylık olmasına rağmen kıkırdamıyorsa, agulamıyorsa,

Tepkisizse, karşılık vermiyorsa,

16 ayı doldurmasına karşın ağzından tek sözcük çıkmadıysa,

24 ay içinde iki sözcüğü yanyana getiremediyse,

Öğrendiği sözcükleri de unuttuysa,

Doktorunuz otizm varlığını belirlemek için ayrıntılı testler yapılmasını önerebilir.

Kategoriler
Çocuk Hastalıkları Soru Cevap Soru Cevap

Çocuğunuz uyurken altına mı kaçırıyor?

Çocuğun uyurken kaçırması gayet normal. Küçükken aynı yollardan geçmiş ebeveynin bu yatak niye ıslak diye kınaması garip. Çözüm ne?

Çocuklu evlerde ortak manzara: Gecenin körü. Yatak ıslanmış. Ufaklık sus pus. Utanıyor. Anne baba çaktırmamaya gayret etse de kızgın. Demek ki tuvalet eğitimiyle ilgili sorun var düşüncesi ikisine de hakim. Oysa gerçek başka. 

Çocukların uyurken yataklarını ıslatması gelişimin doğal bir parçası. Özellikle 6 – 7 yaşına dek uyurken idrar torbası denetimi yapılamıyor.

 Ona kızıp daha da utandırmayın.

Bu süreçte çarşafları sık yıkamaya razı olun. Sorun sizin. Onun değil. Sakın unutmayın. Genellikle bu dönemin ardından yatak daha seyrek aralıklarla ıslanacak. Sorun zamanla tamamen ortadan kalkacak. Sabırlı olmalısınız.

Yatak ıslanmasın temalı stratejiler benzer nitelikte: Uykudan 1 – 2 saat önce sıvı tüketimini sınırlamak, uykuyu bölüp çocuğu tuvalete götürmek vb. 

Buna rağmen bazı vakalar olağandışı gelişebilir. Çocuk büyüse de yatağını ıslatmayı sürdürür. Bu durumda (anlayışı elden bırakmadan) temkinli olmak şart. Yatak ıslatma nadiren de olsa başka bir sağlık sorunuyla ilişkili olabilir. 

Belirtileri ne?

Çoğu çocuk tuvalet eğitimini 4 yaşına dek tamamlıyor. Ancak idrar torbası denetiminde böyle bir sınır yok. Çünkü istemdışı. 

Kısaca çocuk yatağını bile isteye ıslatmıyor. Hem bu sonsuza dek sürmeyecek. 5 yaşında çocukların %15’inde yatak hala ıslak. 8 – 11 yaş arası bu oran %5’e düşüyor.

Sabrınız kalmadıysa, diyelim çocuk kazık kadar olduysa ve hala çişini tutamıyorsa bir şeyler ters gidiyor olabilir. Bu durumda uzman yardımı gerekiyor. 

Doktora mı götürsek?

• Çocuk 6 – 7 yaşından büyükse

• İdrar güçlüğü çekiyorsa 

• Çişi pembeyse

• Uyurken horluyorsa

• Aşırı susuyorsa 

• Uzun süre kuru kalmasına rağmen birdenbire yatağını ıslatmaya başlıyorsa

Doktora gitmeyi düşünmelisiniz.

Neden oluyor?

Tam nedeni bilen yok ama sorunun gelişiminde birden fazla etken söz konusu olabilir.

Bazen sadece çocuk olmanın verdiği basit nedenler olabilir.

Bazen de sıvı tüketiminden psikolojik sorunlara, bedensel sorunlardan cinsiyete kadar çeşitli başka nedenler çıkabilir.  

Sıralayalım:

Küçük idrar torbası: Ufaklık uzun uzun uyuyor. Böbrekler kesintisiz çalışıyor. İdrar torbası henüz gelişimini tamamlamadığı için deşarj kaçınılmaz. 

Yetersiz his: İdrar torbasını denetleyen sinirler yavaş gelişiyor. Uyarı vermekte gecikiyor. Çocuk derin uykuda bunu farkedemiyor. 

Hormon dengesizliği: Geceleyin idrar üretimini yavaşlatan (anti diüretik) hormonlar bazı çocuklarda yeterli düzeyde değil.   

Stres: Çocuklar kolay kaygılanır. Kardeşleri olur. Okul zamanı gelir. Tatilde evden uzaklaşılır. Böyle gelişmelerde yatağın ıslanması olağan.

İdrar yolu enfeksiyonu: İdrar yolunda gelişen sorunlar sadece geceleri değil gündüzleri de kaçırmaya neden olabilir. Sık işeme, idrarda kan, ağrı hissi çoğu zaman enfeksiyon işareti.

Uyku apnesi: Islak yatak uyurken solunumu kısıtlayan uyku apnesiyle birlikte gelişebilir. Horlama ve gündüz mahmurluğu yetersiz ve sağlıksız uykunun önemli göstergelerinden. Solunumla ilişkili başka sorunlar, sık yinelenen sinüs ve kulak enfeksiyonu uyku apnesini tetikleyebilir.

Diyabet: Geceleri kuru geçen çocuğun yatağını ıslatmaya başlaması diyabetten kaynaklanabilir. İdrar hacminde artış, aşırı susama, halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı belirtilerine dikkat.

Kabızlık: Kronik seyreden kabızlık idrar torbasına baskı yapabilir. 

İdrar yolu – sinir sistemi sorunları: Nadiren de olsa idrar yolunda veya sinir sisteminde yapısal  sorun olabilir. 

Neden herkese olmuyor?

Bazıları kaçırmaya daha eğilimli. Risk faktörlerine bakalım:

Cinsiyet: Oğlanlarda kızlara oranla iki kat daha yaygın.   

Aile geçmişi: Ebeveynler geçmişte kaçırmışsa çocukları da % 80 onlara çekiyor. 

DEHB: Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu sorunu tetikliyor. 

 Erkek çocuklarında yatağını ıslatma oranı daha yüksek. 

Zararı ne? 

Belki utanç verici ama fiziksel neden olmaksızın kaçırmanın sağlık yönünden sakıncası yok. Yatağını ıslatan çocuğun suçluluk ve utanma duygusu güvenini zedeleyebilir. Bu önemli.  

Islak çamaşırla uyumak genital bölgede kızarıklık, isilik yapabilir. Farkedince nevresim ve çamaşır değiştirmek gerekir. Hep aynı bölge ıslanıyorsa su emmeyecek bir örtüyle (örneğin muşambayla) yatağın kuru kalması sağlanabilir. Çarşaf değiştirmek de kolaylaşır.

Doktordan önce ne yapmalı?

Aile hekiminiz sizi üriner sorunlara odaklanmış bir uzmana (örneğin pediyatrik ürolog veya nefrolog) yönlendirebilir.

Sorunu aktarırken nelere dikkat edeceksiniz?

Beklentilerinizi nasıl yöneteceksiniz?

Sıralayalım: 

Belirtileri yazın. İlgili veya ilgisiz gözlemlerinizi not edin. Çocuğunuz ne sıklıkta sıkışıyor? Günde kaç kez tuvalete gidiyor? Özellikle yemeklerden sonra ne kadar su içiyor? 

Olağandışı gelişmeleri yazın. Endişeleniyor mu? Yaşamında büyük değişimler oluyor mu?

Kullandığı ilaçları yazın. Vitamin, mineral, gıda takviyesi alıyor mu?

Sorularınızı yazın. Aklımdaydı unuttum dememek için doktora ne soracağınızı kararlaştırın.

Doktora gitmeden hazırlık yapmak kısıtlı sürede doğru bilgi almanın en etkili yöntemi. Sorularınızı listeleyin:

• Altını neden ıslatıyor?

• Bu ne zaman biter?

• Tedavi yöntemi ne? Hangisini önerirsiniz?

• Tedavinin yan etkisi var mı?

• Başka alternatif var mı?

• Sıvı tüketimini kısıtlayalım mı?

• Önerdiğiniz ilacın eşdeğeri var mı?

• Konuya ilişkin yazı, kitap, dergi, broşür varsa alabilir miyim?

• Hangi web sitelerine bakmalıyım?

• Sormaya niyetlendikleriniz dışında aklınıza başka sorular da gelebilir. Çekinmeyin. 

Doktor ne yapabilir?

Doktor konuya ilişkin ayrıntılı bilgi edinebilmek için onlarca soru sorabilir.

Yatak ıslatma başka sağlık sorunlarıyla, örneğin psikolojiyle veya pedagojiyle ilişkili olabilir. 

Bunlara önceden hazırlanarak zamandan kazanabilir, soruna daha çabuk çözüm bulabilirsiniz. 

Örnek doktor sorularına bakalım: 

• Aile geçmişinde yatak ıslatan var mı?

• Hep mi ıslatıyor? Yeni mi başladı?

• Ne sıklıkta kaçırıyor?

• Özellikle bazı yiyecekler, içecekler, aktiviteler mi tetikliyor?

• Gün içinde ıslattığı oluyor mu?

• İdrar güçlüğü var mı? 

• Boşandıysanız çocuk nerede, kiminle kalıyor? Islatma eğilimi kaldığı yere göre değişiyor mu?

Sabırla yaklaşmanız, anlayış göstermeniz çok önemli. Altını ıslatmak çocuk için kolay değil. Bunu yapmayı istemiyor ama başka çaresi yok. Doktora gitmeden çocuğunuzun akşamüzeri tükettiği sıvıları azaltmayı deneyebilirsiniz. 

Muayene nasıl yapılıyor? 

Önce fiziksel bulgulara bakılıyor. Enfeksiyon veya diyabet olasılığına karşı üre testi yapılıyor. İdrar yolunda olası yapısal kusur vb. için röntgen çekiliyor. İdrar torbası ve böbrekler görüntüleme cihazlarıyla inceleniyor. 

Kategoriler
Çocuk Hastalıkları Soru Cevap Soru Cevap

Çocuk niye kabus görür?

Çocuk niye kabus görür? Çünkü özellikle 3 – 6 yaş arası çocuk hayal gücüyle yeni öğrenilen korku hissi birleşiyor. 

Çocuklar düş görür demek sanki yetmiyor. Zamanlarının çoğunu düşler aleminde geçirirler desek belki daha doğru. Araştırmalara göre 3 – 6 yaş arası çocukların yarısı kabuslarla uyanıyor.

Nedenler sayısız: Gün içinde bastırılan düşünceler. Normalde akla gelmeyecek ufacık bir detay. Evde yolunda gitmeyen işler. İzlenen bir film. Rüyalarda her şey mümkün.

 Çocukların kabusla uyanması normal bir durum. 

Ne zaman olur?

Uyku iki aşama. İlki REM. Hani rüya görüyor dediğimiz zaman. Gözler kapalı ama fıldır fıldır dönüyor. Diğeri REM dışı uyku.

Bu ikisi 90 – 100 dakikada bir yineleniyor. Rüyaların çoğu REM sırasında görülüyor. Kabuslar genellikle gece yarısı ve sabaha karşı geliyor.

Kabus nedir?

Çocuğun canlı hayal gücü masum ayrıntıları bile tehdit kaynağı olarak algılayabilir. Mesela duvar kağıtlarındaki desenler canavarların dişlerine dönüşebilir.

 Onun hayal gücüyle herşey mümkün.

Tehdit edici ayrıntıların nereden geleceği belli olmaz. Köşeden beliren azmanlar. Kötü adamlar. Yırtıcı hayvanlar. Kontrol kaybı. Yaralanma korkusu. Listenin sonu yok.

Sanılanın aksine çocuklar bu tür rüyalardan ağlayarak uyanmıyor. Aksine yatağa uzanıp ayrıntıları gözden geçirmeye başlıyorlar. Karabasan olursa başka. O zaman gerçekten endişe alıyor yürüyor.

Karabasanda panik hissi olağanüstü. Bu sırada uyanmaları veya uyandırılmaları da güç. Çocuk karabasanda gördüklerini genellikle hatırlamıyor.    

Stresle ilişkisi ne?

Kötü düşlerin tam nedenini bilen yok.

Aşırı yorgunluk, uyku düzensizliği, stres, anksiyete kabus görme riskini arttırıyor. 

 Gün içinde yaşanan her şey bilinçaltını etkiler.

Çocuk gündelik yaşam koşullarında olağandışı değişimlerle uykusunda hesaplaşabilir. Okula başlamak, yeni mahalleye taşınmak, yetişkinlerin evlenmesi boşanması buna örnek. 

Genetik ve psikolojik faktörler de etkili. Kabuslarla boğuşan çocukların % 7’sinin aile geçmişinde benzer deneyim söz konusu. Gelişim bozukluğu olanlarda, depresyon geçirenlerde, beyinle ilişkili sorunlar yaşayanlarda kabuslar daha yaygın.

Kabuslar yüksek ateşle ve travmayla da ilgili olabilir. Bazı ilaçlar kullanım sırasında veya sonrasında böyle sonuçlara yol açıyor. Travma sonrası stres düzensizliği de kabusları tetiklemede etkili.  

Kategoriler
Çocuk Hastalıkları Soru Cevap Soru Cevap

Otizm testlerinde ne soruyorlar?

Otizm karmaşık yapılı. Çok bileşenli. Kesin tanı için test gerekli. Peki otizm testlerinde ne soruyorlar?

Otizm varlığını belirleyecek özel bir test yok. Bunun yerine doktor çocuğu gözlemliyor, dil yeteneğine bakıyor, davranış değişimlerine odaklanıyor. Bu amaçla geliştirilmiş, gelişimsel bilgi toplamayı kolaylaştıran testler var.

Otizm tanısı için genellikle birkaç teste katılmak gerekebilir. Erken belirtiler 18 aya dek farkedilse de tanı 2 – 3 yaşına dek kesinleşmeyebilir. Bu yaşlarda çocukta gelişimsel ve sosyal sıkıntıları gözlemlemek çok daha kolaylaşır.

Otizmi belirleyebilmenin bir yolu çocuğu oyun oynarken gözlemlemek.

Kesin otizm tanısı için aşağıdakilerden en az altısı (ikisi sosyal yetenekler kategorisinde) olmalı:

Sosyal yetenekler

Dille ilişkili olmayan davranışlarda sorunlar. Göz teması kurmada güçlük, ifadesiz yüz buna örnek.

Yaşıtlarla arkadaş olamama. Tek başına oynama eğilimi.

Deneyimlerini, duygularını, ilgilerini başkalarıyla paylaşmama.

Başkalarının  duygularına duyarsızlık.

İletişim yetenekleri

Geç konuşma. İletişim kurmaya heves duymama.

Diyalog başlatmada güçlük. Konuşmanın parçası olamama.

Yinelenen sözcükler ve kalıplar.

Ebeveynlerin hareketlerini, özellikle oynarken taklit etmeme eğilimi.

Davranışlar

Olağandışı nesnelere ve konulara yoğun ilgi duyma.

Sürekli tekrarlanan davranışlar. Olduğu yerde sallanma, dönme, el çevirme veya çırpma.

Kalıplaşmış davranışlarda küçük değişikliklerde huzursuzluk.

Yinelenen hareketlere ilgi. Oyuncak arabanın dönen tekerleğine saatlerce bakmak vb.

Tedavi

Otizmin tedavisi yok. Sorunu çözen tek tip ilaç da. Otizm belirtilerini gündelik yaşamı aksatmayacak düzeye çekmeye çalışan tedaviler ve önlemler çeşitli. Doktorunuz bazı önerilerde bulunabilir. Seçeneklere bakalım:

Davranış ve iletişim terapisi

Otizmle ilişkili sosyal güçlüklere, davranış zorluklarına ve iletişim sorunlarına odaklanan çok sayıda program var. Kimi sorunlu davranışları azaltarak yerine başka yetenekler koymaya yönelirken kimi de otistik çocukların çevreyle iletişimini arttırmayı hedefliyor.

Eğitici terapi

Otistik çocuklar eğitim terapilerine olumlu tepki veriyor. Aktivitelerle desteklenen bu terapilerde amaç sosyal yetenekleri geliştirerek davranış ve iletişim güçlüklerini aşmak. Özellikle okul öncesi dönemde terapiye katılanlarda gelişim daha belirgin.

İlaç

Otizm belirtileri ilaçla geriletilemez ama kontrol altına alınabilir. Anksiyete için antidepresan önerilebilir mesela. Ciddi davranış bozukluklarının tedavisi için antipsikotik ilaçlar da kullanılabilir.

Başka sağlık sorunları

Otistik çocuklarda epilepsi ve sindirim bozukluğu gibi başka sağlık sağlık sorunları da görülebilir. Tedavide alınacak önlemleri, kullanılacak ilaçları mutlaka doktorunuza danışın. İlaç etkileşimi ve yan etkilere azami dikkat şart.   

Kategoriler
Çocuk Hastalıkları Soru Cevap Soru Cevap

Kızamık belirtileri neler?

Kızamık dünyada hala çok yaygın olarak görülen bir bulaşıcı hastalık. Peki kızamık belirtileri neler?

Çocuğunuzun ateşini ne yapsanız düşüremediniz. Öyle halsiz ki. Bir de huysuz. Asabi. Bazen oluyor böyle, herhalde soğuk aldı deyip geçebilirdiniz ama bir terslik var. Vücudu kırmızı beneklerle kaplanmış. Telaşlanmayın. Çocuğunuz kızamık olmuş.

Önemi yok. Nasıl olsa aşısı var demeyin. Kızamık aşısı (MMR) bazen hastalığı engelliyor evet ama bazen de hastalığın daha hafif atlatılmasına yardım ediyor. Kısaca o kızamık öyle veya böyle yaşanacak. Bundan kaçış yok.

 12 – 15 aylıkken yapılan MMR aşısı kızamık, kızamıkçık ve kabakulağa karşı koruma sağlıyor. 

Belirtileri

Kızamık dünyada hala yaygın görülüyor. Çocuğunuz kızamık aşısı olmadıysa bu konuya daha fazla kafa yormalısınız. Belirtiler kızamık virüsü bulaştıktan 10 – 12 gün sonra başlıyor:

•    Ateş (düşük başlar her gün artarak devam eder)

•    Halsizlik

•    Asabiyet

•    Burun akıntısı

•    Öksürük

•    Gözde kızarıklık

•    Koplik lekesi (Ağız içinde ortası beyaz küçük kırmızı noktalar, belirtilerin en klasiği)

•    Lenf bezlerinin şişmesi (lenfadenopati)

•    İştahsızlık

•    Kusma ve ishal

Kızamığın bir başka klasik belirtisi, hastalığın 4. günü oluşan kızarıklıklar. Döküntüler saç dibinden başlayarak bütün vücudu sarıyor. 3. gün çocuğun bacaklarına ve ayaklarına ulaşıyor. Kızarıklıklar giderken de aynı sırayı izliyor. Saç dibinden başlayarak yok oluyor.

Belirtiler başladıktan 5 gün sonra zirveye ulaşır. Sonraki 3 ile 5 günde ise ortadan kalkar. Öksürük birkaç hafta devam edebilir.

Aklınızda bulunsun: Kızamık olan bir çocuk, kızarıklıklar çıkana dek ateşlenmeye devam eder. Döküntünün ilk günlerinde hasta hisseder. Ateşi düştükten birkaç gün sonra ayağa kalkabilir.

Tedavi

Kızamık hafif bir çocuk hastalığı olarak görülür. Fakat neden olduğu sorunlar çok ciddi olabilir.

Bazı çocuklar tedavisiz iyileşebiliyor. Tedavi olmak zorunda kalanlarda kulak iltihabı, beyinde ve omurilikte iltihaplanmaya neden olan zatürre gelişiyor.

Bazı çocuklarda bu hastalığın sonuçları çok daha ağır olabilir. Çocukların %8’i ishal, %7’si kulak iltihabı, %6’sı zatürre, %0.1’i beyin iltihabı, %0.6 – 0.7’si felç geçirebilir. %0.2’sinde ise hastalık ölümle sonuçlanıyor.

Kızamık hakkında bilmeniz gerekenler

•    Kızamıkçık (Alman Kızamığı) kızamıktan tamamen farklı. 3 günlük kızamık da deniyor.

•    Kızamık deniz aşırı uzaklıkta görünse hemen yakınınızda olabilir. Her an virüsü taşıyan biri vasıtasıyla size ulaşabilir.

•    Kızamık aşısı 1963’ten beri yapılıyor. Çocuklar 12 – 15 aylıkken yapılan MMR aşısı kızamık, kızamıkçık ve kabakulağa karşı koruma sağlıyor. Aşı 4 ya da 6 yaşında tekrarlanıyor.

•    Aşıdan sonra yüksek ateş, nezle ve ciltte döküntü görülebilir. Söylentilerin aksine bu aşının otizmle hiçbir ilgisi yok. Endişeli ebeveynlere duyurulur.

Kategoriler
Çocuk Hastalıkları Soru Cevap Soru Cevap

Kızamıkçık belirtileri neler?

Alman kızamığı diye bilinen kızamıkçık bulaşıcı virüs enfeksiyonu. Kızamıkçık belirtileri neler?

Kızamıkçığı kızamıkla karıştırmayın. İkisi farklı ama ortak özellikleri var. Mesela kırmızı döküntüler. Bu iki hastalığa neden olan virüsler birbirinden farklı. İyi habere gelelim. Kızamıkçık kızamık kadar bulaşıcı ve ciddi bir hastalık değil.

 MMR aşısı hastalığı engellemiyor ama riskleri en aza indiriyor.

MMR (kızamık, kabakulak, kızamıkçık) aşısı çocukken olunması gereken aşılardan. 4 ya da 6 yaşında tekrarlanması gerekiyor. 

Belirtileri

Fark edilmesi zor hafif belirtileri var, özellikle çocuklarda. Belirtiler görünmeye başladıysa virüsün vücuda gireli 2 ya da 3 hafta olmuş demektir. Belirtiler 2 – 3 gün sürebilir.

•    Hafif ateş (38.9 derece civarı)

•    Burun tıkanıklığı ve akıntısı

•    Gözlerde kırmızılık

•    Kafatasının altında, kulakların ve boyunun arkasındaki lenf bezlerinde genişleme

•    Pembe döküntü (baştan başlayıp vücudun her yerine yayılır. Kaybolurken de aynı sırayı izler)

•    Özellikle genç kadınlarda eklemlerde ağrı

Doktora ne zaman gidilir?

Yukarıdaki belirtilere göre kızamıkçıksanız ya da çocuğunuz kızamıkçıksa mutlaka doktorunuzla görüşün. Kızamıkçık olduğunuzdan şüpheleniyorsanız ve hamile kalmayı düşünüyorsanız MMR aşılarınızın yapılıp yapılmadığını öğrenin.

Hamileyseniz ilk 3 ay virüsün ciddi doğumsal hastalıklara hatta bebeğin ölümüne neden olma riski var. Örneğin doğuştan sağırlığın en önemli nedeni kızamıkçık. Hamilelikten önce kızamıkçıktan korunmak böyle sorunları engelleyebilir.

Hamileyseniz kızamıkçık bağışıklığı için rutin bir taramadan geçmelisiniz. Kızamıkçık geçirdiğinizi ve önceden aşı olmamış olduğunuzu düşünüyorsanız hemen doktorunuzla konuşun. Bir kan testi bütün soru işaretlerini çözer.

Nedenleri

Kızamıkçığın sorumlusu insandan insana geçen bir virüs. Virüsü taşıyan biri öksürdüğünde, hapşırdığında ortamdakileri ayırt etmeden herkese bulaşabiliyor. Kızamıkçık virüsü sümük gibi solunum yolu salgılarıyla veya kan yoluyla da anne karnındaki bebeğe de geçebilir.

Hastalığın bulaşma zamanı döküntülerden 10 gün önce veya 1 – 2 hafta sonra. Kişi hastalık taşıdığını henüz bilmeden yaymaya başlayabilir.

Kızamıkçık dünyanın birçok yerinde yaygın görülüyor. Özellikle hamileyseniz yurtdışına çıkmadan önce mutlaka tedbir almayı düşünmelisiniz.

Yan etkileri

Kızamıkçık hafif bir sağlık sorunu. Hastalığı bir kez geçirmeniz bağışıklık kazanmanıza neden oluyor. Yan etkilere bakalım:

•    Bazı kadınlarda parmaklarda, bilekte, dizlerde kısa süreli artrit gelişebilir.

•    Nadir de olsa kulakta ya da beyinde iltihaplanma görülebilir.

•    Hamileyseniz durum bebeğiniz için daha ciddi. Hamileliğin ilk 11 haftasında kızamıkçığa yakalanan annelerin çocuklarının doğuştan bazı sağlık sorunlarına sahip olma olasılığı %90.

Bu sorunlar:

•    Büyüme geriliği

•    Katarakt

•    Sağırlık

•    Doğuştan kalp hastalıkları

•    Diğer organlarda hasar

•    Zeka geriliği

Riskli dönem ilk 3 ay. Sonraki aylar da bir o kadar tehlikeli.

Tedavi ve İlaçlar

Hastalık sürecini hızlandırabilecek ilaç yok. Ama belirtiler çok hafif. Öyle ki, tedaviye gerek bile kalmayabilir. Başka insanlara bulaşmasını engellemek için doktorlar bir süre insanlardan, özellikle hamilelerden uzak kalmanızı öneriyor.

Hamileyseniz ve bebeğinizi doğurmaya kararlıysanız, size hastalıkla savaşmanızı sağlayacak bazı antikorlar verilebilir. Bu antikorlar kızamıkçık belirtilerini azaltabilir ama bebeğinize zarar gelmesini kesin olarak engelleyemez.

İyileşmek için evde de yapılabilecek şeyler var. Birkaç örnek verelim:

•    Yataktan çıkmayın

•    Ateş düşürücü alın

•    Arkadaşlarınıza, ailenize, iş arkadaşlarınıza haber verin

•    Bağışıklık sistemi rahatsızlığı olan insanlardan ve hamilelerden uzak durun

•    Hasta olan çocuğunuzsa okula haber verin

Önlemi

Kızamıkçık aşısı MMR en güvenli ve etkili yöntem. Doktorlar çocuklara 12 – 15 ay arasında vurulmasını ve 4 – 6 yaşında tekrarlanmasını öneriyor. Bu aşı bazı özel durumlarda, diyelim yurtdışına çıkmak zorunluysa, bebeklere 6 aylıkken de yapılabilir.

Ancak dikkat: Sonraki aşıların tam vaktinde ve eksiksiz yapılması şart.

Kategoriler
Çocuk Hastalıkları Soru Cevap Soru Cevap

İshal nasıl iyileşir?

Tuvaletten bulaşan mikroplar bebeklerde ishale, kusmaya, dehidrasyona neden oluyor. Peki ishal nasıl iyileşir?

İshalin ve kusmanın sevilecek tarafı yok ama sevinilecek tarafı çok. Nedeni açık: çocukların ishal olup kusması nadiren ciddi hastalık belirtisi. İyi madem nesi var derseniz yaramaz büyük olasılıkla akut gastroenterit geçiriyor. Rotavirüs marifetiyle gelişen akut gastroenterit gayet de bulaşıcı. Çocuğun tuvaletten sonra ellerini yıkamasına, sabunlamasına özellikle dikkat edilmeli. Grip ve soğuk algınlığı da ishale, bulantı ve kusmaya neden oluyor.

İshal 12 saatten uzun sürüyorsa bebeğinizi mutlaka doktora götürün.

Ne kadar yaygın?

İshal, bulantı ve kusma çocuklarda yaygın görülen sağlık sorunlarından. Kundakta, emeklerken veya fevkalade dikkat gerektiren taytay döneminde 2 – 3 ayda bir ishal ve kusma nöbetleri olağan. 

Ne kadar sürer?

Üç ayını doldurmamış bebeklerde 12 saatten daha az süren ishal ve kusma atakları endişelendirmemeli. Daha uzun sürerse mutlaka doktora gitmelisiniz. Üç aydan büyük, bir yaşını doldurmamış bebeklerde bu süre 48 saati aşmamalı. Süre aşımında doktora gitmek şart.

Nasıl tedavi edilir?

Özel prosedür gerekmiyor. Bir yaşın altındaysa ishal kesen ilaç kullanmaya gerek yok. Sorun evde tedavi edilebilir. Kritik nokta kaybedilen sıvıyı, tuz ve şeker noksanını takviye etmek. Bu tür karışımlar evde yapılabileceği gibi, eczanelerden de hazır halde temin edilebilir. İçine su eklenerek tüketilen bu karışımlar da basitçe tuz – şeker harmanından ibaret. 

Acil durumlarda (evde hazır karışım yoksa) iki çay kaşığı toz şeker ve yarım çay kaşığı tuz eklediğiniz yarım litre suyu kullanabilirsiniz. Bebeğinizi emziriyorsanız sütten kesmeyin. Ara saatlerde tuzlu şekerli sudan içirin.

Tuzlu şekerli de geçirmedi. Hasteneye mi gitsek?

Bebekte dehidrasyon (sıvı kaybı) gözlemleniyorsa doktora gitmek gerekiyor. Belirtilere bakalım:

10 saattir bezi ıslanmadıysa, altı kuruysa,

Halsizse, takati tükenmişse,

Hızlı hızlı veya ağır aksak nefes alıyorsa,

Teni dokununca soğuksa,

Huzursuzsa

Bebeğiniz dehidrasyon geçiriyor olabilir. Acilen hastaneye gitmelisiniz. Burun içinden tüple veya serumla soruna müdahale edilebilir. 

Ne yapmamak lazım?

Süt ve süt ürünleri tüketilmemeli. Sütün sindirimi normalde bile zor; şimdi neredeyse olanaksız. Şekerli içecekler de olmaz. Zorla yedirmek de sakıncalı.  

Önlenemez mi?

Çocuğunuza elini sabunlayıp yıkamayı öğretin. Bunu düzenli yapmasını sağlayın. İshal olursa okula göndermeyin. Sorun başka çocuğa bulaşmasın.

Kategoriler
Çocuk Hastalıkları Soru Cevap Soru Cevap

5 buçuk okul için çok mu erken?

Sizce de 5 buçuk okul için çok mu erken? Okul yaşı 5 buçuğa düştü, anneler artık daha heyecanlı ve endişeli. Aklınızdaki tüm okul sorularının cevabıysa bu yazıda. 

Yıllardır onu gözünüzden sakınıyorsunuz ama şimdi dış dünyaya açılma zamanı. Onu güzel arkadaşlıklardan başka şeyler de bekliyor: endişe, stres, mikroplar, bakteriler. Sizin de aklınızda binlerce soru var. Yaygın örneklere bakalım:

Okula başlayacağı için endişeli, ne yapabilirim?

O şimdi büyük bir değişim yaşayacak. Endişeli olması kadar normal bir şey yok. Endişesini geçirmek için son geceyi mi bekliyorsunuz? Yanlış. Sanki okul varmış gibi birkaç hafta öncesinden onun uyku saatlerini ayarlamakla başlayın. Böylece günlük rutini öğrenecek.

Bitmedi. Gideceği okul belli olduktan sonra onu okuluna ve sınıfına götürerek ortama alıştırabilirsiniz. Böylece ilk gün kendini gökten düşmüş gibi hissetmez. Hatta olanak varsa onu öğretmeniyle de tanıştırabilirsiniz.

Ya çocuğuma okulda hastalık bulaşırsa?

Şimdiye kadar ona gözünüz gibi baktınız. Ama artık evden ayrılma vakti. Okulda yüzlerce çocuk, onlarca öğretmen var. Böyle bir ortamda virüslerin, mikropların dolaşması kaçınılmaz. Bu nedenle  okula giden çocuklarda grip, nezle gibi hastalıklara sık rastlanıyor. Virüs bedene gözler, ağız ve burun yoluyla giriyor. Sınıftaki çocuklardan biri hapşırdığı zaman binlerce enfeksiyon taneciği etrafa yayılıyor.

Ona hastalık bulaşmaması için nasıl önlemler alabilirim?

Öncelikle onu eğitin. Teneffüsten sonra, yemekten önce ellerini yıkaması gerektiğini iyi bilmeli. Çünkü hastalıklardan korunmanın en etkili yolu elleri yıkamak. Onu evde ellerini yıkamaya alıştırırsanız okulda da hatırlayacaktır. Buna ek olarak çantasına bakterileri öldüren temizleme mendili veya jeli koyabilirsiniz. Ama bunların sağlığa zararlı olup olmadığına dikkat etmelisiniz.

İyi hissetmiyorsa okula göndereyim mi?

Ateşi yüksekse, halsizse, öksürüyorsa, kusuyorsa hastalığı geçene dek okula göndermeyin. Çünkü hem iyileşme süreci uzar, hem de bu süreçte diğer çocuklara da hastalık bulaştırabilir. Çok hasta görünmüyorsa okula gönderebilirsiniz. Bu durumda öğretmenini  (varsa okul hemşiresini de) bilgilendirmelisiniz.

Çocuğum grip aşısı oldu, okuldaki diğer çocuklardan dolayı bağışıklığı azalır mı?

Hayır, azalmaz. Diğer çocuklar aşı olmasa bile sizin çocuğunuz aşı sayesinde enfeksiyonlardan korunacaktır.

Çocukları bakterilerden korumak için okul yönetimi bir şeyler yapıyor mu?

Okulda dersler kadar önemli bir şey varsa o da temizlik. Görüşmeye gittiğinizde yerlerin her gün silinip silinmediğini sorabilirsiniz. Özellikle de tuvaletlerin temizliği çok önemli.

Bunların yanında bir de aşılar var. Çocukların okulda hep birlikte olduğu aşıları ayrıntılı olarak öğrenebilirsiniz.

Çocuğum için ne yapabilirim?

Onun sağlıklı bir okul hayatı geçirmesi çok önemli. Uygulayabileceğimiz rutin okul alışkanlıklarımız olmalı. Gelin bu konuda birkaç ipucu öğrenelim:
Sağlıklı bir beslenme çantası

Rengarenk meyveler beslenme çantasının sağlıklı olduğunun kanıtı. Mevsime göre elma, armut, portakal ya da meyve dilimlerinden oluşan kase tam bir sağlık deposu.

Su da vitamin kadar önemli. Çocuklar okulda koşturuyor, susuz kalıyor. Suluğundaki tüm suyu bitirmesini söyleyebilirsiniz. Beslenme çantasına kuru meyveler, süt ve yoğurt da girebilir.

Egzersiz beslenme kadar önemli

Bırakın koşsun, eğlensin. Hareket ediyorsa her şey yolunda demektir. Asıl hareket etmiyorsa endişelenmelisiniz. Çünkü egzersiz sağlıklı yaşamın anahtarı. O bir çocuk olduğu için bizim gibi egzersiz yapmasını bekleyemeyiz. Koşmak, oyun oynamak, beden eğitimi dersi… Hepsi onun için sağlıklı alışkanlıklar.

Stresle başa çıkmayı öğretin

O daha çocuk ne stresi diyeceksiniz. Onlar da bizim gibi üzülüyor, kafalarına takıyor. Öncelikle okul başlamadan önce onu uyku saatlerine alıştırın. Stresini sizinle paylaşması için cesaretlendirin. En önemlisi, okulda öğretmeninin her zaman yanında olacağına dair güvence verin.

Stresi yok eden en önemli şeylerden biri arkadaşlar. Okulun ilk günü hemen arkadaşlık kurması için biraz cesarete, biraz da yardımınıza ihtiyacı var. Arkadaş edinince her şey daha basitleşecek.

Sağlıklı alışkanlıklar

Sık sık ellerini yıkaması, soğuk havalarda hırkasını çıkarmaması, hasta olup okula gitmediğinde bile ödevlerini yapması gerektiğini öğretin. Bir de çantasının çok ağır olmaması önemli. Beli bükülsün kamburu çıksın istemiyorsanız çantanın ağırlığına dikkat etmelisiniz.

Kategoriler
Çocuk Hastalıkları Soru Cevap Soru Cevap

Dehidrasyona çare var mı?

“Çocuğum daha bir damla. Dehidrasyonla kurursa ne yaparım?” diyenlere önerilerimiz var. Dehidrasyona çare var mı bakalım.

Çocuk bu. Enerjisi bitmek bilmiyor. Hele mevsimlerden yazsa oyunlar, arkadaşlar daha da fazla. Kan ter içinde eve geliyor. Sıcaklamış, susamış… Ona bir şey olacak diye endişeleniyorsunuz. Susuzluğunu gidermeye yollar düşünüyorsunuz.

Günde ne kadar su içilmesi gerektiğine dair kesin kural yok. Yetişkinler için belirtilen miktar 6 – 8 bardak arası. Çocuklara daha da azı yetiyor. Çocuğun yaşı, havanın sıcaklığı, kaç saattir dışarıda oynadığı da önemli tabii. 

Çocuğunuza özellikle yaz aylarında bol bol su içirin.

Bebekler ve çocuklar yetişkinlere oranla su kaybından daha çok etkileniyor. Bir damla demiyor muyuz çocukları tarif ederken? Bu nedenle oyun oynarken ya da hava sıcakken daha fazla su tüketmelerini sağlamalıyız.

Dehidrasyonu nasıl önleriz?

Dehidrasyon susuz kalmak demek. Bu sözcük vücudun ihtiyacı olan su miktarına sahip olmamasını anlatıyor. Çocuklar hassas olduğu için dehidrasyonu önlemek kritik önemde. Birkaç püf noktası:

Su içirin. Yarım yağlı süt, sulandırılmış veya taze sıkılmış meyve suları çocuk için uygun. Sporcu içecekleri de olur. Ama asitli ya da kafeinli içeceklerden kesinlikle uzak tutun. Enerji içecekleri, kahve, kola çocuklar için hiç sağlıklı değil. Özellikle kafein çocuğun daha da su kaybetmesine neden olduğu için liste dışı kalmalı.

Hazırlıklı olun. Çocuk spor yapıyorsa antrenman ve maçlardan önce su içirmelisiniz. Çünkü birazdan çok su kaybedecek. Dehidrasyon gelmeden soruna müdahale edebilirsiniz. 

Su tüketimini izleyin. Çocuk aşırı aktifse, diyelim spor yapıyorsa düzenli su tüketmeli. Oyunlar, antrenmanlar, maçlar için takvim hazırlayabilirsiniz. Bu sayede ne kadar su içtiğini kontrol edebilirsiniz. Çok terleyeceği sıcak ve nemli bir ortamda oynuyorsa su miktarı daha da fazla olmalı. Susamaya başladığı an dehidrasyon başlamış demektir.

Fiziksel durumunun farkında olun. Çocuk fazla kiloluysa veya egzersize alışkın değilse daha dikkatli olmalısınız. Vücuttaki su miktarının 3’te 1’e düşmesi kalp sorunları riskini arttırır. Özellikle kiloluysa oyun saatlerini daha serin zamanlara çekerek dehidrasyonu engelleyebilirsiniz. 

Isınmaya teşvik edin. Sıcaklığa uyum sağlaması için spordan önce ısınma hareketleriyle başlamalı. Hazırlık aşaması hem sakatlanma riskini hem dehidrasyon olasılığını azaltır. Sonra çalışma saatlerini azar azar arttırabilirsiniz. Bu sayede çocuklar daha çok su içmeyi öğrenirler. Kan basınçları artar. Daha çok terlerler. Niye bu kadar terliyor demeyin. Terledikçe biriken sıcaklığı atıyor. Terlemiyorsa acilen doktora gitmelisiniz. Terliyorsa kaybedilen suyun yerine yenisini koymalısınız. Yoksa akıbet belli: dehidrasyon kaçınılmaz.    

Hava durumuna bakın. Aşırı nem ve sıcak kokteyli çocuk için fazla tehlikeli olabilir. %85 nemle 35 derece hava sıcaklığında oyuna kaptıran çocuk hastalanırsa şaşırmanız haksızlık. İyisi mi aktivitelerini sabah erken veya akşam geç saatlere planlayın. 

Çocuk için uygun giysiler seçin. Hafif ve açık renkli olanlar ideal. Sıcak çekmeyen özel malzemelerden yapılmış şortlar eşofmanlar da kullanılabilir.

Göz önünde olsun. Oyun öncesi, sonrası, hatta sırasında bile çocuğu izleyin. Ağzı dili kurudu mu? Verin suyu içsin. 

Bitkin görünüyorsa durdurun. Güneş çarpması gibi durumlarda hemen su içirin. İçilen suyun ancak 15 dakika sonra etkili olacağını da unutmayın. Çocuk kendine gelse bile dehidrasyonun sürdüğünü u0nutmayın Oyuna ya da antrenmana geri dönmesine izin vermeyin. Ertesi güne dek dinlenmesini sağlayın. Bol su içirin.

Acil durum planınız olsun. Çocuk antrenörü ya da oyun organizatörüyseniz çocukların başına gelebileceklere karşı hazırlıklı olmalısınız. İlk yardım çantanız her zaman yakında olsun.