Kategoriler
Ağız ve Diş Hastalıkları Soru Cevap Soru Cevap

Diş çürümeden önlem alsak nasıl olur?

Bakterilerle ortak noktamız: şekerlemeye, asitli içeceklere, abur cubura bayılıyoruz. Biz yedikçe onlar mutlu oluyor, sevinçlerinden her yeri asit içinde bırakıyorlar. Asitler zamanla dişleri kemiriyor, çürütüyor. Sağlıklı ağız bakımı yapılmazsa diş kısa zamanda kaybediliyor.

Peki diş çürükleri bizim kaçınılmaz kaderimiz mi? Tabii ki hayır. Onlarla baş etmek kolay. Birkaç basit önlemle çürüksüz bir hayat mümkün.

Fırçalamak

Dişleri fırçalamak çürüklerle mücadelenin olmazsa olmazı. Günlük diş fırçalama rutini edinmeniz şart. Her gün sabah kalkınca ve akşam yatmadan dişlerinizi fırçalayarak can sıkıcı çürüklere engel olabilirsiniz. Buraya kadar temel bilgi. Peki dişleri fırçalarken nelere dikkat etmeliyiz? Bilmeyecek ne var demeyin. Etkili diş fırçalamanın bir sürü püf noktası bulunuyor.

• Öncelikle yumuşak ve yuvarlak kıllı diş fırçası edinin. Ucunun yeterince küçük olduğuna da emin olun. Çünkü ağzınızın her tarafına ulaşmalı. Diş fırçasını her 3 – 4 ayda bir yenilemeyi unutmayın.

• Elektrikli diş fırçası kullanmak da başka bir seçenek. Çok daha hızlı hareket ettikleri için böyle fırçalar daha fazla alana ulaşıyor ve daha etkili oluyorlar.

• Florürlü diş macunu kullanın. Üstelik bazıları tartarlarla da mücadele ediyor. Böylece çürük riski azalıyor.

• Fırçalarken dikkat etmeniz gereken başka bir nokta yuvarlak hareketlerle fırçalamak. Ayrıca diş fırçasını bastırırsanız daha iyi temizleneceğini düşünmeyin. Olabildiğince nazik şekilde fırçalayın. Yoksa diş eti problemleriyle karşılaşırsınız.

• Diş fırçalarken yapılan hatalar bitmiyor. Bir tanesi de sadece görünen dişleri fırçalamak. Oysa tüm dişlerimizi fırçalamalıyız. Hem de içini, dışını, üstünü, kısacası her yerini.

• Yiyecekleri çiğnediğiniz yüzeyleri daha kuvvetli fırçalamalısınız.

• Dilinizi de fırçalamayı unutmayın. Çünkü onun üzerinde de milyonlarca bakteri yaşıyor ve ağız kokusuna neden oluyor.

Diş ipi

Artık dişinizi nasıl daha iyi fırçalayacağınızı biliyorsunuz. Gelelim diş ipine. Günde bir kez yapmanız yetiyor. Türü de pek önemli değil. Ama işlevi çok önemli.

Diş ipini kullanmanın birçok yolu var. İster parmağınıza dolayın, isterseniz iki ucunu bağlayıp halka oluşturun, nasıl kolayınıza gelirse. Dikkat: dişinizle diş eti arasındaki mesafeyi iyi korumalısınız. Yoksa diş etleriniz zarar görebilir. Diş etlerinizde kanama oluşursa bir süre diş ipi kullanmayı bırakabilirsiniz.

Çocuklar için ne yapılabilir?

Diş temizliği eğitimine henüz kalıcı dişler gelmeden başlamak en iyisi. Uzmanlara göre 12 aylık olduğunda artık onun da dişlerine özen göstermeniz gerekiyor. Bebeğinizin ya da çocuğunuzun dişlerini korumak için birkaç öneri:

• Anne babalar genellikle bebeklerine kendi yedikleri kaşıktan yemek verirler. Ama bu hiç iyi bir alışkanlık değil. Çünkü sizin ağzınızdaki bakteriler bu yolla ona geçiyor ve gelecekte dişlerinin çürümesine yol açıyor.

• Bebeğinizi yatarken biberondan içmeye alıştırmayın. Çünkü içecek ağzında çok uzun süre duruyor, bakteriye yol açıyor. Bakterinin neye yol açtığı malum.

• Suyunuzda yeterince florür yoksa doktorunuzla konuşarak florür desteği konusunda bilgi alabilirsiniz.

• Çocuğunuz 6 yaşından büyükse ve çürükler başlamışsa doktorunuzla hemen görüşmeniz en iyisi.

• Bebeğinizi ya da çocuğunuzu sigara dumanından uzak tutmanız gerektiğini zaten biliyorsunuz. Bu onun dişlerini de korumaya yardımcı. Çünkü sigara dumanı hem dişlere zararlı hem diş etlerine.

• Bebeğiniz 2 yaşına ulaştığında bir diş fırçası ve bezelye boyutunda bir miktar diş macunuyla dişlerini fırçalamaya başlayın. Bundan yaklaşık 1 yıl sonra o da artık kendi kendine fırçalamayı öğrenecek.

Kategoriler
Ağız ve Diş Hastalıkları Soru Cevap Soru Cevap

Ağzımdaki beyaz lekeler pamukçuk mu?

Pamukçuk Candida albicans denen bir bakterinin ağızda çoğalmasıyla ilişkili. Özellikle dil ve yanak içlerinde beyaz lezyonlara neden olan sorun boğaz, bademcik veya diş etlerine de yayılabilir. Pamukçuk boyutuna göre çok acı verir. Kanamaya da neden olabilir.

Hemen herkes görülen pamukçuk özellikle bebeklerde, kortikosteroid kullananlarda ve bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerde yaygın. Tedavisi kolay pamukçuk bağışıklık sistemi yeterince güçlü olmayan kişilerde daha dirençli olabilir.

Pamukçuk neden olur?

Pamukçuğun asıl nedeninin Candida albicans bakterisi olduğunu biliyoruz. Bu bakteriye hemen her zaman ağzımızın içinde rastlayabiliriz. Bağışıklık sistemi sağlıklıysa sorun olmaz ama güçten düşerse bakteriler hızla çoğalarak pamukçuğa neden olabilir. Bağışıklık sisteminin dengesini bozan bazı durumlara bakalım:

HIV – AIDS: İngilizcesi “Human Immunodeficiency Virus”. Türkçesi “İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü”. Kısa hali HIV. Bu virüs insanın bağışıklık sistemini etkiliyor, güçsüzleştiriyor; enfeksiyonlara karşı daha hassas olmasına yol açıyor. Pamukçuk bağışıklık sisteminin güçsüzleşmesinin işareti sayılıyor; HIV belirtileri arasında da ilk sıralarda yer alıyor.

Kanser: Bağışıklık sistemini etkileyen kemoterapi pamukçuğa neden olabilir.

Diyabet: Diyabet iyi kontrol edilmezse bağışıklık sistemini etkileyebilir. Sonuç: pamukçuk.

Vajinal mantar enfeksiyonları: Vajinal mantar ve pamukçuk aynı bakteri nedeniyle oluyor. Candida albicans denen normalde zararsız bakteri doğum sırasında anneden bebeğe geçebilir. Yeni doğan bebeklerde pamukçuk vakalarının çoğunun nedeni bu.

Pamukçuk belirtileri

Başlangıçta pamukçuk belirtilerini fark etmeniz güç. Ancak sorun tetikleyen nedene bağlı olarak bir anda hızla gelişebilir. Müdahale gecikirse tedavi uzayabilir. Belirtileri erken fark etmek bu açıdan önemli. Ne kadar önce müdahale ederseniz pamukçuktan o kadar kolay kurtulabilirsiniz. Belirtilere bakalım:

• Dil, yanak içi, boğaz, bademcik veya diş etlerinde beyaz lezyonlar

• Ağrı ve acı

• Lezyonlarda kanama

• Ağız kenarlarında kızarma, çatlama (özellikle protez kullananlarda)

• Tat alma yeteneğinde düşüş

Ağır vakalarda lezyonlar yemek borusuna ilerleyebilir. Bu durumda yutma ve yutkunma güçlüğü çekebilirsiniz.

Bebeklerdeki belirtiler

Bebeklerdeki pamukçuğun nedenini biliyoruz. Genellikle doğumda anneden geçiyor. Beslenmeyi güçleştiriyor, bebeklerin daha huzursuz olmasına neden oluyor. Emzirme döneminde de anneden bebeğe geçiş mümkün. Annenin memesinden bebeğin ağzına, sonra yine annenin memesine geçerek uzun süreli bir soruna dönüşebilir.

Memede Candida albicans bakterisi olup olmadığını anlamak için neye bakmalıyız? Sıralayalım:

• Meme ucunda kızarıklık

• Aşınma

• Kaşıntı

• Hassasiyet

• Meme ucu çevresinde parlaklık ve döküntü

• Ağrı

Ne zaman doktora gitmeliyim?

Sizde veya bebeğinizin ağzında beyaz oluşumlara rastlarsanız en kısa sürede diş hekimiyle veya doktorunuzla görüşün. Pamukçuk ergenlik döneminde veya çocuklarda oluşmuşsa altında yatan neden diyabet gibi ciddi bir sorun olabilir. Bu yaş grubundaki çocuklarda görülen pamukçuklar ciddiye alınmalı. En kısa sürede uzman bir doktor tarafından muayene edilmeli.

Pamukçuk kimlerde olur?

Pamukçuk hemen herkesin başına gelebilir. Ancak yine de bazı gruplar daha fazla risk altında. Bunlar:

• Bebekler

• Bağışıklık sisteminde sorunlar olanlar

• Ağız protezi kullananlar

• HIV, diyabet ve anemi gibi hastalıkları olanlar

• Bazı ilaçları kullananlar

• Kemoterapi ve radyasyon tedavisi görenler

• Ağız kuruluğu sorunu olanlar

• Sigara içenler

Bu grupların içindeyseniz pamukçuk riskine karşı tetikte olmalısınız.

Kategoriler
Ağız ve Diş Hastalıkları Soru Cevap Soru Cevap

Diş kanaması neyin işareti?

Sabah alelacele işe yetişmeye çalışırken diş fırçasının kırmızıya boyandığını görmek tanıdık geliyorsa diş kanamasıyla çoktan tanışmışsınız demektir. Diş kanaması bazılarımız için neredeyse sıradan hadise. Oysa dişetleri de en az dişler kadar özen istiyor. Çünkü dişetleri sadece ağız sağlığını değil, bedenin tümünü etkiliyor.

Çoğu durumda şiş ya da kanayan dişetleri olağandışı bir soruna işaret ediyor. Kanamada onlarca faktör etkili olabilir. Dişeti sorunlarını önlemek içinse birkaç basit taktiği öğrenmekte fayda var.

Fırçalama teknikleri

Dişleri temiz tutmak için sürekli fırçalamak gerekiyor. Ama dişeti çok hassas bir yapı. Yanlış fırçalama dişetine zarar verebilir. Hem dişlerin iyi fırçalanmasının hem de diş etlerinin sağlam kalmasının ilk yolu fırçadan geçiyor.  Klasik ya da elektrikli fırça farketmez. Önemli olan kılların yumuşak ve hassas olması. Doğru fırçayı buldunuz mu? O zaman sıra doğru fırçalama yönteminde. Dairesel hareketlerle hafifçe fırçalamanız yeterli. Birçok kişi fırçayı ileri geri hareket ettirerek fırçalamaya alışkın. Ama bu yöntem dişetlerine zarar veriyor. Kanamaya neden oluyor.

Diş ipi

Diş ipi kullanmak çoğumuzun huyu değil. Oysaki diş ipleri fırçanın ulaşamadığı yerlere ulaşıyor, plaklarla savaşıyor. Dikkat: diş ipi doğru kullanılmazsa kanamaya yol açabilir. İleri geri hızlıca hareket ettirmek yerine yumuşak bir şekilde aşağı ve yukarı daireler çizmek sağlıklı.

Dişeti sorunlarının belirtileri

Dişeti sorunları kapsamlı. Dişeti iltihabı yaygın. Ağız hijyenine dikkat edilmeyince bakteriler dişlere iyice yerleşiyor, plaklar oluşuyor. Dişetleri de bundan nasibini alıyor. Kızaran, şişen, kanayan dişetleri bir türlü geçmek bilmiyor. Diş eti iltihabı can yakmıyor. Hatta ağız sağlığına biraz önem vermeye başlayınca kendi kendine geçiyor. Bu iyi senaryo. Siz yine de dikkatli olun: çünkü kötüleşme ihtimali var. Sorun dişlerin kaybedilmesine dek ilerleyebilir.

Dişeti sorunlarının belirtilerini sıralayalım:

•    Alt ve üst dişleriniz birleşirken ya da bir şeyi ısırırken gariplik
•    Dişler ve dişetleri arasında küçük torbalar oluşması
•    Diş fırçalarken kanama
•    Diş kaybı
•    Ağızda kötü koku ya da tat
•    Dişeti çekilmesi
•    Kırmızı, şiş ve hassas diş etleri

Diş eti iltihabı ilerleyince periyodontit adını alıyor. Diş etleri ve çene kemikleri uyuşuyor. Çünkü iltihap kemiğe dayanıyor. Periyodontit acilen müdahale edilmesi gereken sorunlardan.

Diş kanaması başka neden olur?

Dişlerle ya da dişetleriyle ilgili problemlerin diş kanamasına yol açtığı doğru. Ama nadiren başka durumlar da söz konusu olabilir. Örneğin ağızda çıkan küçük yaralar, sigara içmek, kemoterapi tedavisi görmek ya da hamilelik, menopoz gibi bazı hormonsal değişimler dişeti hastalıklarını tetikleyebilir. Bu da diş kanaması başlatabilir.

Diş kanaması nasıl önlenir?

Dişlerinizi günde en az iki kez fırçalayın. En önemli, en basit, en kolay kural.

Her gün birkaç dakikanızı diş ipiyle dişlerinizi temizlemeye ayırın. Hem şimdi hem de gelecekte oluşabilecek diş kanamasını önlemek için bu gerekli.

Dengeli beslenin. Kalsiyum ve C vitamini dişler için çok sağlıklı.

Yeterli miktarda su tüketin. Böylece dişlere yapışan bakterilerden kurtulmanız kolaylaşır. Diş kanaması riski de azalır.

Sigarayı bırakın. Her hastalığın çözümü için klasik kuralımız.

Fazla sıcak ya da soğuk yiyeceklere ve içeceklere dikkat edin. Diş kanamalarını etkileyebilirler.

Rahatlayın. Ne ilgisi var demeyin. Stres hormonu vücuttaki iltihaplı yapıları tetikliyor.

Kategoriler
Ağız ve Diş Hastalıkları Soru Cevap Soru Cevap

Ağız kuruluğu

Ağzımızı temizlemek ve yiyecekleri sindirmek için hepimizin tükürüğe ihtiyacı var. Tükürük deyip geçmeyin. Ağızdaki bakterileri dengede tutuyor. Enfeksiyon riskini azaltıyor. Yeterince tükürük salgılamayınca ağzımız kuruyor. Neyse ki ağız kuruması için kurtarıcı yöntemler var.

Ağız kuruluğu nedenleri

• Bazı ilaçların yan etkisi ağzınızı kurutabilir. Depresyon, grip, mide bulantısı, ishal, astım, yüksek tansiyon ve epilepsi ilaçları buna örnek. Kas gevşeticiler ve sakinleştiriciler de aynı etkide.

• Bazı hastalıkların ya da enfeksiyonların etkisiyle ağzınız kuruyabilir. AIDS, Alzheimer, diyabet, anemi, eklem iltihabı, Parkinson, felç gibi hastalıklar ağız kuruluğu yapabilir.

• Bazı tedavi şekilleri de ağız kuruluğuna neden olabilir. Örneğin kemoterapi salgılanan tükürük miktarını düşürebilir.

• Ensedeki ve kafadaki sinirlerin hasar görmesi de ağız kuruluğuna neden olabilir.

• Ateşlenme, terleme, kusma, ishal, kan kaybı gibi su kaybettiğiniz durumlarda ağzınız kuruyabilir.

• Tükürük bezlerinin cerrahi yöntemle alınması da ağız kuruluğu nedenlerinden.

• Alkol ve sigara da ağız kuruluğuna yol açabilir. Sigara tükürük salgılanmasını etkiler. Sürekli ağzınızdan nefes alıyorsanız bu da ağzınızı kurutabilir.

Ağız kuruluğu belirtileri

• Ağızda yapış yapış his

• Sürekli susamak

• Ağızda, ağız kenarlarında yaralar; dudaklarda çatlama

• Boğazda kuruluk hissi

• Ağızda yanma ve gıdıklanma hissi

• Kuru kırmızı dil

• Tat almada, çiğnemede, yutkunmada güçlük

• Ağız kokusu

Ağız kuruluğu bu saydıklarımızın dışında dişeti hastalıklarına ve pamukçuk gibi enfeksiyonlara da neden olabilir.

Ağız kuruluğu tedavisi

Ağzınızdaki kuruluğun kullandığınız bir ilaçtan kaynaklandığını düşünüyorsanız doktorunuza danışın. Doktorunuz ilacın dozunu değiştirebilir ya da ağız kuruluğu yapmayacak başka bir ilaç yazabilir.

Ek olarak ağzınızı nemli tutmak için ağız çalkalama suyu kullanabilirsiniz. Ağız çalkalama suyu ilacın tükürük bezlerine etkisini hissetmenize engel olmazsa başka bir ilaca geçebilirsiniz.

Evde uygulayabileceğiniz başka kolay yöntemler de var. Bunlar:

• Şeker içermeyen şeker emmek, şekersiz sakız çiğnemek

• Ağzınızı nemli tutmak için bol miktarda su içmek

• Floritli diş macunuyla dişlerinizi korumak ve sık sık dişçiye gitmek

• Olabildiğince ağzınız yerine burnunuzdan nefes almak

• Yatak odanızın havasını hava nemlendiricisiyle nemlendirmek

• Reçetesiz satılan yapay tükürük sıvısı almak

Ağız sağlığınızı korumak için birkaç ipucu

Dişlerinizi fırçalayın ve diş ipi kullanın. Dişlerinizi fırçalamadan önce ellerinizi yıkayın. Günde iki kez yumuşak bir diş fırçasıyla dişlerinizi fırçalayın. Diş ipini günde bir kez kullanmanız yeterli.

Diş ipine diş fırçasının ulaşamadığı yerlere ulaşabilmek için ihtiyaç duyarsınız. Evinizin köşelerini süpürmeden bütün evi temizlediğinizi söyleyemezsiniz. Bu da onun gibi. Ağzınızın her kıyısını köşesini temizleyin.

Dişlerinizi sıkmayın ve birbirine sürtmeyin. Bu alışkanlıklar dişlerinizi alt üst edebilir. Rahatlama ve stres kontrolüyle bu alışkanlıklardan kurtulmanız mümkün. Kilonuzu azaltmak, yeteri kadar uyumak ve doğru beslenmek de stresle mücadelede yardımcı.

Dişlerinizi besleyin. Bunun için özel bir beslenmeye ihtiyacınız yok. Yeteri kadar kalsiyum, C vitamini ve bol miktarda su dişlerinizi beslemeye yetecek. Şeker bakterilerin çoğalması için asitleri ve enzimleri uygun hale getirir. Kısaca şekerden uzak durmak gerekiyor.

Sigarayı bırakın. Sigara dişetlerinize giden kan miktarını etkiler. Mevcut ağız ve diş sağlığı sorununuzu daha da derinleştirir. Dumansız sigaraya da aldanmayın. En az dumanlısı kadar zararlı.

Kronik hastalıklarınızı kontrol edin. Kronik bir hastalığınız varsa dişleriniz daha fazla risk altında. Örneğin diyabeti olan kişilerde enfeksiyonla mücadele ve iyileşme daha yavaş gerçekleşiyor. Diyabetiniz varsa kan şekerinizi kontrol altında tutmalı, dişlerinize de iyi bakmalısınız.

Önleminizi erkenden alın. Ağaç yaşken eğilir. Çocuğunuza ağız sağlığının önemini anlatın. Doğru ve düzenli beslenmesini sağlayın. Dişleri karnınızdayken oluşmaya başlıyor. Dişlerine bakmaya hamileliğinizin 5. ayından itibaren başlayın. Nasıl olacak derseniz yöntem aynı: bol su, bol kalsiyum, bol C vitamini tüketeceksiniz.

Kategoriler
Ağız ve Diş Hastalıkları Soru Cevap Soru Cevap

Diş çürüklerinin nedenleri neler?

“Şeker yeme dişin çürür” kehaneti doğruymuş. Peki ya diş çürüklerinin nedenleri neler?

Dişimizde oyukla sonuçlanan kötü kokulu, dayanılmaz görünümlü sürece diş çürümesi diyoruz. Her şey yiyeceklerle başlıyor. Yediklerimizden kalan minik artıklar bakterilere yol açıyor. Bakteriler asitleri, asitler de çürükleri getiriyor. Tedavi edilmezse dişteki çürük acıya, iltihaba, hatta dişimizi kaybetmemize neden oluyor.

Diş çürüklerini önlemenin yolunu bilmeyen kaldı mı? Her gün düzenli fırçalamak, arada doktorumuzu ziyaret etmek, şekerli besinleri azaltmak onları korumamız için yeterli. Madem bu kadar kolay, neden aksatıyoruz dersiniz?

Diş çürüklerinin nedenleri neler?

Diş çürüklerinin nedeni bakteriler ve yiyecekler. Dişte bulunan plakları biliyorsunuz. Plakların içi bakteri dolu. Bakteriler de gün boyu dişlerimizi çürütmek için uğraşıp didiniyorlar.

Yemeklerden sonra dişlerimizi fırçalamıyorsak, hele de şekerli bir şey yediysek bakteriler anında harekete geçerek asit üretiyorlar. 20 dakikada dişlerimiz oyulmaya başlıyor. Bir süre sonra diş minesi de zarar görüyor. İşte size çürüğün tarifi.

Hani ilkokulda öğretilen kural vardı: “Dişlerinizi sabah kalkınca ve akşam yatmadan önce mutlaka fırçalayın.” İşte bu kuralı uygulamadıysanız diş çürükleriyle karşılaşmak sürpriz olmasın. Bir de üstüne keklere, pastalara, şekerlemelere bayılıyorsanız önlem almak için bir dakika bile beklemeyin.

Diş çürükleri bakteri bulaşıtırır mı?

Tabii ki evet. Bebeğinize, çocuğunuza bulaşabilir. Onlar bizden çok daha hassas. Aynı kaşıkları, çatalları kullanıyorsanız buna son verin. Sizin dişinizdeki bir bakteri onun dişlerini çürütebilir.

Diş çürüklerinin belirtileri

İltihap ya da oyuk olmadığı sürece dişimizin çürüdüğünü fark etmek zor. Çürüğün meşhur belirtisini herhalde hepimiz biliyoruz: ağrı. Bakalım başka nasıl belirtileri varmış:

• Ağızda kötü koku ya da bozuk bir tat

• Dişte beyaz, gri, kahverengi ya da siyah lekeler

• Dişte oluşan oyuklar

• Dişin kırılması ya da baskıya karşı fazla hassas olması

Ağrının sızının arttığı durumlar da var:

• Tatlı yediğinizde

• Sıcak ya da soğuk yiyip içtiğinizde

• Sakız çiğnediğinizde

• Soğuk havada nefes aldığınızda

• Dişlerinizi fırçaladığınızda ağrı dayanılmaz boyutta oluyorsa, yeni çürüğünüze merhaba deyin.

Diş çürükleri uzun süre müdahale edilmezse büyür. Büyüme sonucunda apse dediğimiz iltihaplanmalar oluşur. Dişinizin etrafında yangı, diş etinizde şişme, çenenizde şişme, derinden gelen  ağrı hissi varsa bunun iltihap olduğunu artık biliyorsunuz. Hemen doktora görünmelisiniz.

Diş çürüklerinin riskleri

Dişlerinizin çürümemesi için alınacak önlem çok. Önlem almanın yolu da riskleri bilmekten geçiyor. Diş çürüklerinde riskler ikiye ayrılıyor: Kontrol edebileceklerimiz ve kontrolümüz dışında olanlar.

Kontrol edebileceğimiz riskler

• Dişlerimizi düzenli olarak fırçalamak ve diş ipi kullanmak çürüklerden korunmanın en kolay yolu. Böylece bakteriler asit üretemeyecek, asitler de dişlerimizi yemeyecek.

• Plakları önlemenin bir yolu da düzenli olarak doktorumuza giderek onları temizletmek.

• Dişlerimizi yiyip bitiren suçluların başını şeker çekiyor. Tatlı yiyeceklere, asitli içeceklere bayılıyorsak diş çürükleri yakında kapıyı çalabilir.

• Florit eksikliği diş çürümelerinin bir başka suçlusu. Florit içme sularında bulunması gereken bir madde. Eksikse dişlerimiz çürüyebilir. Diş macunlarında da var. Dişimizi fırçalarsak düzenli olarak florit almış oluruz.

• Dişimizin hiç şaşırmayacağınız iki düşmanı daha var: alkol ve sigara.

Kontrolümüz dışındaki riskler

• Ağız kuruluğu

• Yaş. Gençler çürüklere daha meyilli. Çünkü yeni dişlerdeki mineraller asitler tarafından daha kolay yeniyor.

• Solunumla ilgili sorunlar. Örneğin alerjik rinit.

• Ağızda bulunan bazı bakteri türleri

• Diyabet

• Şeker içerikli ilaçlar kullanmak

Çocuklarda riski arttıran etkenler

• Gece uykuya dalarken bir yandan biberonla süt, meyve suyu ya da mama içmeleri

• Çatal, kaşık gibi eşyaları bizimle ortak kullanmaları

• Sigara dumanına maruz kalmaları

Kategoriler
Ağız ve Diş Hastalıkları Soru Cevap Soru Cevap

Diş ipi kullanmasak olur mu?

Hayır olmaz.  Diş ipi kullanmamak için binlerce bahane üretebiliriz. Ama doktorlara göre diş ipi ağız sağlığımız için çok gerekli. Neden mi? Yediklerimizden arta kalan bakteriler dişlerin en ücra köşelerine yerleşiyor. Zamanla plaklar oluşuyor. Son aşamada dişler çürüyor. Ağız sağlığımızı korumak için onlarca şey üretilmiş. En temel iki ürün diş fırçası ve diş macunu olmadan olmaz ama bu araçlar da sorunu çözmeye yetmiyor. Dil fırçaları, gargaralar, diş ipleri devreye giriyor. Diş ipini pek sevmediğimiz belli. Bahanelere bakalım mı?

Bahane 1: Yiyecekler dişimin arasında kalmıyor. Diş ipi kullanmama gerek yok.

Diş ipi yiyeceklerle değil plaklarla savaşıyor. Dişinize yapışan bakterileri size mikroskopla göstersek koşa koşa diş ipi almaya giderdiniz. Çünkü bakteriler plaklara, plaklar çürüklere, çürükler de dişçi koltuğunda geçecek uzun günlere işaret. Plakları önlemenin en etkili yoluysa diş ipi.

Bahane 2: Diş ipini nasıl kullanacağımı bilmiyorum.

Haklısınız. Diş ipini kullanmak gerçekten kolay değil. Ama öğrenebiliriz:

• Önce ipi iki elinizin orta parmağına dolayın.

• Sonra başparmaklarınızla destekleyerek yavaş hareketlerle diş aralarınızda kullanmaya başlayın.

• Dişetlerine ulaştığınızda hassas davranmak önemli. Yoksa diş eti sorunları kapıyı çalar.

• Tüm dişleriniz için aynı işlemi uygulayın.

• Arka dişlerinizde kullanmayı unutmayın. Çünkü çürüklerin çoğu arkada oluşuyor.

Bahane 3: Ellerim çok büyük.

Ellerinden memnun olmayan sadece siz değilsiniz. Herkesin elleriyle ilgili ufak tefek dertleri var. Bunlar diş ipi kullanmaya engel olmamalı. Üstelik diş ipi aparatlarıyla işiniz çok daha kolay. Diş fırçasına benzeyen Y biçimli bu aparatlarla diş ipi kullanmak dünyanın en zahmetsiz işi.

Bahane 4: Diş ipine ayıracak vaktim yok.

Diş ipini etkili kullanma süresi 3 – 5 dakika. Ama sadece 60 saniye bile o kadar yararlı ki. Kişisel temizliğinize önem veriyorsanız diş ipi kullanmanın da bunun bir parçası olduğunu aklınıza sokmalısınız. Ayrıca banyoda geçirdiğiniz vaktin çok daha azından bahsediyoruz.

Gece çok uykunuz geldi ve üşendiniz diyelim. Sabah yapın, öğlen yapın, araba kullanırken, akşam dizi izlerken yapın fark etmez.

Bahane 5: Diş ipi canımı acıtıyor.

Diş ipi yüzünden dişetleriniz acıyor ya da kanıyor mu? Yanılıyorsunuz. Diş ipi dişeti sorunlarının çözümüne de yardımcı. Doğru kullanırsanız diş ipi hiç can yakmıyor. Dişetlerinizde aşırı kanama varsa kullanmaya bir süre ara verebilirsiniz.

Diş ipiyle ilgili iyi haber: yaklaşık iki hafta boyunca dişlerinizi düzenli fırçalar ve diş ipi kullanırsanız diş eti sorunları kendi kendine yok oluyor. Beklenmeyen bir etki görürseniz doktorunuza danışmalısınız.

Bahane 6: Dişlerim birbirine çok bitişik. Diş ipi için uygun değilim.

Bahaneler bitmek bilmiyor ama plaklar beklemiyor. Normal diş iplerini kullanmakta zorlanıyorsanız mumlu olanları deneyin. Mumlu diş ipleri dişlerinizin arasında çok daha kolay hareket edebilir.

Dişlerinizin arası çok açıksa superfloss denen sert uçlu diş ipleri kullanabilirsiniz. Bunlarla hem incecik aralıkları hem de geniş boşlukları rahatlıkla temizleyebilirsiniz. Sizi hala ikna edemediysek doktorunuzdan bu konuda fikir isteyebilirsiniz.

Bahane 7: Diş ipi parçalanıyor.

Kalitesiz diş ipleri kullandığınızda içindeki ipliklerin minik minik çözüldüğünü görebilirsiniz. Bu konuda diş doktorunuza danışmak en iyisi.

Bahane 8: Dişlerimi yaptırıyorum. Bu sıralar diş ipi kullanamam.

O zaman diş ipi aparatlarını kullanın. Böylesi hem daha kolay olacak hem de diş ipi hasarlı bölgeye değmeyecek.

Kategoriler
Ağız ve Diş Hastalıkları Soru Cevap Soru Cevap

Neden dişçiye gidemiyorum?

Neden dişçiye gidemiyorum diye merak edenler! Cevabı biz verelim: dişçi korkusu. Peki dişçi korkusunun nedenleri ne?

Dişçiden mi korkuyorsunuz. İnanın yalnız değilsiniz. Endişeleri ve korkuları yüzünden dişçiye gidemeyen o kadar çok kişi tanıyorum ki…
Dişçi randevularına bilerek geç kalıyorlar, tek başlarına dişçiye gidemiyorlar, telaş ve korkudan dişçiden karşılarına çıkacak canavar gibi bahsediyorlar.

Dişçi korkusu kişiyi paniğe sokan hatta dehşete düşüren bir durum. Dişçiden korkan kişiler genellikle durumun saçma olduğunun farkında olur ancak durumu değiştirebilecek gücü bulamazlar. Çok klasik olarak kaçışı seçerler. Dişçi randevularına gitmemek için ellerinden geleni ardına koymazlar. Onları dişçiye sürükleyebilecek tek gerekçe dayanamadıkları diş ağrıları olur.

Dişçi korkusunun diğer belirtilerini sıralayalım:

•    Dişçi ziyaretinden önceki gece boyunca uyuyamamak
•    Dişçinin bekleme salonunda basan afakanlar
•    Dişçiye gitme düşüncesiyle bile ağlamak hatta hasta olmak
•    İşlem sırasında nefes alamamak

Neyse ki daha önce de bahsettiğimiz gibi bu korkudan kurtulmanın ya da en azından korkuyu azaltmanın yolları var.

Dişçi korkusunun nedenleri

Dişçiden korkmanın birçok nedeni olabilir. Bunlardan birkaçı şöyle.

Acı korkusu. Dişçiden korkmanın en yaygın gerekçesi: acıdan korkma. Daha önceki dişçi tecrübelerinize dayanan şartlanmalarınız olmuş olabilir. Daha önceden böyle bir deneyiminiz olmadıysa da başkalarının dişçi maceraları sizi dişçi koltuğundan soğutmaya yetebilir. Ancak bilmelisiniz ki günümüz teknolojisiyle bu işlemler daha az acılı hatta hiç acı olmadan atlatılabiliyor.

İğne korkusu ya da iğnenin işe yaramayacağı korkusu. İnsanların çoğu iğneden korkar. Özellikle o iğnenin ağzın içinde bir yere batacağı düşüncesi daha da ürkütücü olsa gerek. Bu korku yetmiyormuş gibi kimisi de iğnenin işe yaramayacağından korkar. Yeteri kadar anestezi verilmeyeceğini ya da anestezinin etkisinin geç başlayacağını düşünür.

Anestezinin yan etkilerinden korkma. Anestezinin baş dönmesi, mide bulantısı gibi yan etkileri olabiliyor. Bazıları bu etkilerden korkar bazıları da lokal anestezinin ağzı tamamen hissizleştirmesi fikrini sevmez.

Çaresiz ve kontrolsüz hissetme. Dişçi koltuğu düşünüldüğünde insanların bu şekilde düşünmeleri çok doğal. Düşünsenize, ağzınız tamamen açık, uzay filmlerinden çıkma işkence aletine benzeyen bir koltukta oturuyorsunuz, koltuğun her yerinde tam olarak anlam veremediğiniz aparatlar, her şeyden önemlisi de ağzınızda neler döndüğünden haberiniz yok.

Utanma ve kişisel alanın ihlali. İnsanlar başka insanlar yüzlerine çok yakın olduklarında rahatsız olabilirler. Bu durum dişçiler için de geçerli tabii. Doktorunuz kişisel alnınızı ihlal edebilir bu da sizi rahatsız edebilir. Bazıları ise çürük, yarısı eksik, lekeli dişlerinden ya da ağız kokusundan dolayı doktordan utanır.

Dişçi fobisinden kurtulmanın anahtarı korkularınızı dişçinizle paylaşmaktan geçiyor. Korkularınızı bilen bir dişçi işini daha rahat yapar. Sizi daha rahat hissettirmek, endişelerinizi gidermek için de elinden geleni yapar. Dişçiniz korkularınızla dalga geçme cesaretinde bulunursa vakit kaybetmeden başka bir dişçi bulun. Unutmayın, sizin duygularınız her şeyden önemli, dişçiniz de siz nasıl isterseniz öyle davranmak zorunda.
Kontrol kaybı korkma nedenlerinizden biriyse dişçinizle konuşmak gerginliğinizi tamamen alabilir. Dişçiniz işlemin her aşamasında sizi bilgilendirebilir. Böylece siz de olabileceklere karşı hazırlıklı olursunuz. Dişçinizle aranızda parola belirlemek de başka bir rahatlatıcı yöntem. Mesela doktorunuzun acil durmasını istediğinizde elinizi kaldırın. Kendinizi rahatsız hissettiğiniz her an bu işareti kullanın. Ağzınızı çalkalamak ya da sadece nefes almak için bile olsa.

Kategoriler
Ağız ve Diş Hastalıkları Soru Cevap Soru Cevap

Aft nasıl iyileşir?

“Küçük ama etkili.” lafı galiba aft için söylenmiş. Aft nasıl oluyor da canımızı bu kadar yakıyor bilinmez. Aft nasıl iyileşir biliyor musunuz?

Ağızda çıkan küçük beyaz yara aft. Daha önce görmemiş olanlar: küçük olduğuna bakmayın insanın canından bezme nedeni. Aşırı acıtıyor. Yerken, konuşurken işkence çektiriyor. Çıkarıp atasın geliyor, çıkmıyor.

Aft iki türlü: basit ve ciddi. Basit aftlar yılda maalesef 3 – 4 kez bizi ziyaret ediyor. İyi yanıysa: bir haftada yok olup gidiyor. Basit aftlar özellikle 10 – 20 yaş arası gençlerimizden pek hoşlanıyorlar. Ciddi olanlar daha nadir. Genellikle de önceden çıktığı kişinin peşini bırakmıyorlar.

Neden ağzımda aft çıktı?

Aftların nedeni genellikle bilinmiyor. Ama stres ve doku zedelenmesinin başrollerde olduğu söyleniyor. Turunçgiller, asitli meyve ve sebzeler aftı daha da kötüleştiren hatta bazen aft tetikleyicisi olan yiyeceklerden. Bunlar portakal, elma, limon, domates, incir, çilek… liste geniş. Durun hala bitmedi, keskin bir diş ya da dişinizde yapılan bir müdahale de aftın habercilerinden.

Ciddi bir aft yarasının altında yatan başka sağlık problemleri olabilir. Mesela bozuk bağışıklık fonksiyonu, demir eksikliği, B12 eksikliği, folik asit eksikliği, çölyak ya da Crohn hastalığı. Doktora görünmekte yarar var.

Uçuk ve aft aynı şey mi?

Değil. Hatta sürekli birbirleriyle karıştırılmalarına rağmen alakaları yok. Uçuk kırmızı, yangılı ve içi su dolu bir kabarcık. Üstelik de çok acıyor. Peki aft ne? Bir virüs yüzünden çıkıyor. Bu yüzden de bulaşıcı. Ayrıca sadece ağzın içinde çıkıyor. Oysa uçuk ağzın dışında, burunda, çenede kısacası nereyi bulursa orada çıkma özelliğine sahip.

Ağzımdaki yaranın aft olduğunu nasıl anlarım?

• Ağzınızın içinde, dilinizde, alt damakta, yanağın iç kısmında. Yani ağzın içinde olan her bölgede çıkabilen küçük beyaz kabarcıklar varsa.

• Öncesinde sızlama ya da yanma hissi olmuşsa.

• Küçük beyaz ya da gri yaranızın etrafı yuvarlak kırmızı bir çizgiyle kaplıysa siz de tüm insanların başına gelen aftla tanışmışsınız demektir.

Bu ciddi bir aft yarasıysa belirtiler daha da artar. Ateş yani beyaz kısımda yangı. Fiziksel olarak yorgunluk ve uyuşukluk. Bir de şişen lenf bezleri.

Aft çabucak geçsin diye ne yapalım?

Sıradan bir aft birkaç güne azalıp bir haftaya da tamamen iyileşir. Ama aft bazen ısrarcıdır, büyüktür, canınızı yakar. Aft yaranızla aranız iyi değilse diş doktorunuza danışabilirsiniz. Antibakteriyel bir ağız çalkalama su aftın iyileşme sürecini hızlandırabilir. Veya da doktorunuz size kortikosteroid bir merhem ya da reçetesiz bir solüsyon önerir.

Aft önlenebilir mi?

Kansere tedavi bulunurken bu kadar küçük bir yara neden hepimizin başına geliyor da kimse nasıl oluştuğunu bilmiyor? Ya da neden kimse ona doğru düzgün bir tedavi yöntemi bulmuyor? Bu soruların cevabını bilmediğimiz gibi aftın nasıl önleneceğini de bilmiyoruz. Ama en azından riski azaltmak için yöntemlerimiz var. Örneğin:

• Ağzımızı tahriş eden yiyeceklerden uzak durabiliriz. Bunlar ne mi? Asitli ve baharatlı yiyecekler.

• Sakız çiğnediğimizde ağzımızın içinde tahriş olan bölgeler varsa sakızı bırakabiliriz.

• Diş fırçamızı yumuşak kıllı seçebiliriz. Tabii bir de her yemekten sonra fırçalamayı ve ağız çalkalama suyu kullanmayı ihmal etmeyiz. Böylece yemek artıkları tahrişe neden olmaz.

Demiştik ya her aft basit olmuyor diye. Diyelim ki aftın ciddi olduğunu düşünüyoruz, acıdan bıktık, yerimizde duramıyoruz. O zaman diş doktorumuzu arayabiliriz. İyi ama hangi durumlarda?

• Aftın boyutu çok genişse

• Kısa sürede ağzımızın başka yerlerine yayılmaya başlamışsa

• 3 hafta olmuş hala geçmiyorsa

• Sıvı tüketmemizi engelleyecek kadar acıyorsa

• Yangılıysa

• Ağrı kesici almamıza rağmen ağrı bir türlü geçmemişse

Kategoriler
Ağız ve Diş Hastalıkları Soru Cevap Soru Cevap

Beyaz dolgular dişi hiç çürümemiş gibi gösterebilir mi?

Beyaz ve bakımlı dişlere sahip olmak emek ister. Her gün günde 2 kez diş fırçalamak, ağız gargarası ve diş ipi kullanmak sağlıklı ve beyaz bir gülüş için önemli adımlar. Ancak iş bununla sınırlı kalmıyor. Ayrıca yediklerimize dikkat etmek gerekiyor. Yeterli kalsiyum almak, omega – 3 ve fosforu eksik etmemek şart. Tabii bir de dişlerimize zarar verecek eylemlerden kaçınmak. Fındık, fıstık, ceviz gibi dişlere zarar verecek yemişlerin kabuklarını dişimizle kırmamak, ya da bir düğümü açarken dişlerimizden yardım almamak gerekiyor. Tüm bunlar diş sağlığımızı büyük ölçüde korunmamızı sağlıyor. Ancak ne yazık ki bazen işler istediğimiz gibi gitmiyor ve dişimizin üzerinde ufacık bir nokta beliriyor. İlk günler kendini hiç hissettirmiyor. Sonra yavaş yavaş büyüyor. Ağrı, sancı başlıyor. Bir bakmışsınız kocaman bir çürüğünüz olmuş. Hem de siz daha fark etmeden.

Diş çürüklerinin verdiği ağrıyı, sıkıntıyı hepimiz biliyoruz. Şiddetli bir diş ağrısı insana neler yaptırabildiğini de. Kimisi rakıya, kimisiyse gece gündüz dinlemez koşar hastaneye. Sonra da diş iyice temizlenir. Açılan yerlere de dolgu yapılır.

Dolgu, çeşitli nedenlerle zarar görmüş dişin, eski doku ve işlevini kazanabilmesi için uygulanan bir yöntem. Bunun için doktor öncelikle çürüyen yerleri kazır. Daha sonraysa oluşan boşluğu dolgu maddesiyle doldurur. Bu şekilde çürükte oluşan bakterilerin çoğalarak hem çürüğü büyütmesi hem de başka sağlık sorunlarına neden olmasını önlemesi sağlanır. Dolgu malzemesi olarak pek çok farklı malzeme kullanılabilir. Ancak bunlardan başlıcaları: altın, porselen, kompozit reçine ve amalgam.

Son yıllara kadar tüm diş dolguları bildiğimiz klasik gümüş rengindeydi. Ancak günümüzde bu dolgular yerine dişle aynı renk olan kompozit dolgular(beyaz dolgu) daha popülerleşti. Siz de kompozit dolgu(beyaz dolgu)  yaptırmayı düşünüyorsanız öncelikle artıları, eksileri bir karşılaştırmanız gerekiyor. Şimdi bakalım klasik dolgularla doğal görünümlü kompozit dolgular (beyaz dolgu) arasında nasıl farklar varmış.

Kompozit dolgunun(beyaz dolgu) artıları neler?

Kompozit dolgunun en büyük artısı kozmetik açıdan daha güzel görünmesi. Ancak tek artısı da bu değiş. Şimdi gelin bu artıları sıralayalım:

Estetik açıdan iyi. Ağızımızın içinde kara kara gümüşlerin olmasını istemeyiz. Üstelik bu tür dolgular ileride dişin renginin de değişmesine neden oluyor. Bu nedenle beyaz dolgular daha çok tercih ediliyor. Özellikle ön düşlerde oluşan çürüklerde tercih ediliyorlar.

Dişi güçlendirir. Beyaz dolgu dişe çok kuvvetlice yapışır. Bu sayede de daha önce zarar gören ve içi boşaltılan diş kuvvetlenir. Sonuçta diş kırılmaları ve sıcak-soğuk değişiminden etkilenme riski azalır.

Kompozit dolgunun(beyaz dolgu) eksileri neler?

Beyaz dolgunun en büyük kozu estetik görünmesi ve dişi sağlamlaştırması. Ancak beyaz dolguya dair her şey güllük gülistanlık değil. Aksine beyaz dolgunun en önemli eksisi yine estetikten geliyor. Uzun süre dişte kalan beyaz dolgu çay, kahve, sigara, alkol, asitli içeceklerden etkilenerek renk değiştiriyor. Bu nedenle 5 yıldan fazla kalan beyaz dolgularda mutlaka renk değişimi oluyor. Hal böyle olunca en az 5 yılda bir dolgu değişimi yapılıyor.

Beyaz dolgunun dişe çok iyi yapıştığını ve dişi içten baskılayarak sağlamlaştırdığını biliyoruz. Ancak beyaz dolgu tam olarak çerçevelenmezse (dişinizin bir tarafı tamamen çürüdüyse ve beyaz dolguyla kapatıldıysa) zaman içinde kırılabiliyor.

Beyaz dolgu hakkında ayrıntılı bilgi ve durumunuza özel tavsiyeler için doktorlarımıza başvurabilirsiniz.

Kategoriler
Ağız ve Diş Hastalıkları Soru Cevap Soru Cevap

Hamilelikte dişlerinize dikkat edin!

Hamilelikte vücudunuzdaki kalsiyum bebeğiniz tarafından emilir. Böylece dişleriniz güçsüz kalır. Dikkat etmezseniz, kontrollerinizi yaptırmazsanız ve dengeli beslenmezseniz her hamileliğiniz bir dişinize mal olabilir.

Hamileyken dişlerinize ve dişetlerinize dikkat etmeniz önemli. Hamilelik hormonsal değişimlere neden olur. Bu değişimler de dişeti hastalıkları riskini arttırır. Bu da kısır döngü şeklinde bebeğinizin sağlığını olumsuz yönde etkileyebilir. Sizin için araştırdık bulduk. İşte hamilelikte ve hamilelikten sonra ağız sağlığınızda dikkat etmeniz gereken noktalar.

Hamilelikten önce

Hamile kalmadan önce bir diş doktoruyla görüşmeye çalışın. Böylece dişleriniz profesyonelce temizlenir, dişeti dokunuz iyice değerlendirilir ve varsa ağız sağlığıyla alakalı bir problem teşhis ve tedavi edilebilir.

Hamileyken ağız sağlığı

Doğum öncesi kontrolleriniz için randevu alırken diş doktoruna da gidin ve hamile olduğunuzu söyleyin. İlk 3 ay ve sonraki 3 ay dişlerinizi tedavi ettirmekten kaçınmalısınız. Bu bebeğinizin gelişimini olumsuz etkilememesi için bir önlem. Bahsettiğimiz dönemler bebeğinizin gelişimi için kritik dönemler. Bu döneme etkisi olabilecek herhangi bir hareketten kaçınmak akıllıca bir davranış olacaktır. Tabii düzenli diş kontrollerine bu dönemlerde devam edebilirsiniz. Ancak tedavi amaçlı her türlü işlem doğumdan sonraya ertelenmeli.

Aldığınız ilaçların ismini ve miktarını diş doktorunuzla paylaşın. Aldığınız vitaminlerin (folik asit) de dişlerinizde etkisi olacağından doktorunuz bu duruma göre bir çözüm bulmaya çalışacaktır. Folik asit kansızlık ve B12 vitamini eksikliği durumlarında kullanılıyor. Hamilelikte vitamin eksikliği ve kansızlık oluşma ihtimali yüksek olduğundan dışardan ek olarak vitamin almak gerekebilir. Diş doktorunuz bu durumun farkında olursa sorununuza duruma daha uygun bir çare bulmaya çalışacaktır. Ayrıca bazı ilaçlar bebeğinizin diş gelişimini kötü etkileyeceğinden hamilelikte kullanılmamalı. Özellikle bebeğinizin diş gelişiminin başladığı ilk 3 ay bu durumda kritik dönem özelliğinde.

Hamileyken diş röntgeninden uzak durun. Diş röntgeni çok gerekliyse doktorunuz sizi ve bebeğinizi en iyi şekilde koruyabilmek için önlem almalı. Gelişen teknolojiyle geçmiş yıllara nazaran röntgen yine de daha güvenli.

Diş randevularınızı ertelemeyin. Hamilelik bunun için bir bahane değil. Asıl şimdi diğer zamanlardan daha fazla dişçi kontrolüne ihtiyacınız var. Hamilelikte diş etlerinizdeki herhangi bir değişime karşı dikkatli olun. Hassasiyet, kanama, şişkinlik hamileliğiniz sırasında dişetlerinizde görünen belirtilerdense en kısa zamanda diş doktorunuzla konuşmalısınız.

Ağız sağlığı problemlerini önlemek için dişlerinizin günlük bakımını yapmayı ihmal etmeyin.

Sabah bulantılarından dolayı dişlerinizi fırçalayamıyorsanız, hamileliğiniz boyunca kullandığınız diş macununu değiştirebilirsiniz. Diş doktorunuzdan size bir marka önermesini isteyin.

Sabah bulantılarından hatta bazen de kusmadan mustaripseniz ağzınızı suyla ya da ağız çalkalama suyuyla çalkalayın.

Şekerli atıştırmalıklardan uzak durun. Tatlı krizleri hamilelik süresince çok normal. Ancak atıştırdığınız zamanlarda hatırlamanız gereken bir şey var. Şekerli atıştırmalıklar diş kaybına neden olabilir. Buna ek olarak dişlerin çürümesine neden olan bakteriler anneden bebeğe geçebilir. Bu durumu kanıtlayan araştırmalar var. Bu yüzden yediklerinize ekstra özen göstermelisiniz.

Sağlıklı ve dengeli beslenin. Bebeğinizin dişleri hamileliğin 3. ayından sonra oluşmaya başlıyor. Süt ürünleri ağırlıklı sağlıklı bir beslenme şekli bebeğinizin gelişen dişleri, dişetleri ve kemikleri için gerekli olan mineralleri sağlamada etkili bir kaynak olacaktır.

Hamilelikten sonra

Hamileliğiniz sırasında herhangi bir ağız sağlığı sorunu yaşadıysanız doğumdan sonra en kısa zamanda diş doktorunuza gitmelisiniz. Hamileliğiniz sırasında yaşamış olabileceğiniz sorunlar şunlar: hamileliğe bağlı dişeti büyümesi, dişetlerinde şişkinlik. Diş doktorunuz kontrol sırasında bütün ağızınızı analiz edip ağız sağlığınızla ilgili teşhislerde bulunabilir. Buna uygun olarak bir tedavi uygulamaya başlayabilir.

Konuyla ilgili daha ayrıntılı bilgi için uzmanlarımız sorularınızı bekliyor.

Kategoriler
Ağız ve Diş Hastalıkları Soru Cevap Soru Cevap

Diş ağrısı ve B6 vitamini ilişkisi

Diş ağrısı beslenme alışkınlıklarınızı etkileyen bir durum. Bu ağrıların sebebi genellikle çürük, apse ve dişeti hastalıkları olsa da B vitamini eksikliği dolayısıyla ağız ve diş etinde oluşan yara ve ülserler de zaman zaman ağrılara sebep olabilir.  Eğer dişiniz ağrıyorsa diş hekiminiz ya da doktorunuzla görüşün. Ağrıların vitamin eksikliğinden kaynaklandığını düşünüyorsanız doktorunuzun durumunuzu değerlendirmesi için bir beslenme günlüğü tutmanız oldukça faydalı olacaktır.

B-6 vitamini

B6, B gurubunda yer alan sekiz vitaminden biri. Pridoksin, pridoksal ve pridoksamin isimleriyle de bilinen B6 sağlığınız için önemli ve suda çözünebilen bir vitamin. Bu vitamin hormonların ve sinir sisteminin işlevini gerçekleştirmesinde, alyuvar oluşumunda ve nükleik asit (genetik materyal)  sentezinde önemli rol oynar. B6 vitamini aynı zamanda kalp ve damar hastalıklarının oluşumunu engellemede, idrak yeteneğinin artmasında ve bağışıklık sisteminin güçlenmesinde de önemli rol oynar.

B6 vitamini eksikliği

B6 vitamininin suda çözünebilir olması, vücutta depolanamaması ve bu sebeple de günlük alınması gerektiği anlamına gelmektedir. Eğer günlük tükettiğiniz besinler yeteri kadar B6 içermiyorsa vitamin eksikliği yaşamanız muhtemel. Ağız, dil ve ağzınızı çevreleyen deride görülen yara ve ülserler, vitamin eksikliğinin belirtileri arasında. B6 vitamini eksikliği ayrıca depresyon ve sinir krizi gibi sinir sistemiyle ilgili sorunlara da yol açabilir.

Diş Ağrısı ve B6

B vitamini eksikliği ağız ve diş sağlığını etkileyen beslenme bozukluklarının başında gelir. Ağzınızda B6 vitamini eksikliğinden kaynaklanan yara ve ülserler diş ağrısına yol açabilir. Bu durum yaralar özellikle diş ve diş etine yakın bölgelerde ortaya çıktığında görülür. Diğer grup B vitamini eksiklikleri (B-12, tiyamin, folik asit ve niyasin) de benzer sorunlara yol açabilir.

Günlük B6 ihtiyacı

Tavsiye edilen günlük miktarları tüketerek B6 vitamini eksikliğinden kaynaklanan rahatsızlıklardan kaçınabilirsiniz. Günlük tavsiye edilen miktar; 1-13 yaş arası çocuklarda 0.5-1 miligram, 14-18 yaş arası kızlarda 1.2 miligram, 14-18 yaş arası erkeklerde 1.3 miligramdır. 50 yaş altındaki yetişkin erkek ve kadınlar, günlük 1.3 miligrama ihtiyaç duyarken; 50 yaş üstü kadınlar 1.5 miligram, 50 yaş üstü erkekler de 1.7 miligrama ihtiyaç duymaktadırlar. Hamile ve emziren kadınlarsa günde 1.9-2 miligram arası B6 tüketmelidirler.

Diş ağrısı ve B6 vitamini hakkında ayrıntılı bilgi ve durumunuza özel tavsiyeler için uzman doktorlarımıza danışabilirsiniz.