Kategoriler
Sağlık Soru Cevap

Seçim Öncesi Borçlara Af Mı Geliyor ?

Seçim Öncesi Af

 

Vatandaşlar her seçim öncesi acaba mali borçlarımıza af gelecek mi beklentisine girerler ta ki öyle de olur her seçim öncesi hükümet mali borçları yapılandırmaya gider . bu seçim öncesi olduğu gibi. Bürokrasi genelinde sürdürülen çalışmalar neticesinde birikmiş olan bağ-kur borçlarının devlet tarafından silinmesi için gerekli çalışmaların başlatıldığını belirtti. Hükümet çalışmaları içerisinden bağ-kur boröları dışında taşeron işcilerinin çalıştığı ağır şartların düzeltilmesi ve haklarının arttırılması içinde gerekli çalışmaların bulunduğunu belirten yetkililer aynı zamanda tüp bebek denemelerininde 2’den 3’e yükseltilmesi konusunda oybirliği ile karara bağlandığını açıkladı.

4 Milyar TL Borç Yeniden Yapılandırmaya Girecek

isciMeclisinde onayı alındıktan sonra genel bir yapılandırma arayışına giren hükümet yetkilileri toplamda 4 milyar TL’yi aşan borç grafiğini yeniden yapılandırma kararı aldıktan sonra düzenlemeyi paket halinde yürürlülüğe sokacağını açıkladılar. Paket dahilinde yeralmakta olan birçok insanın sorunlarını kavrayan düzenlemelerde gündeme getirildikten sonra, yetkililer tarafından, düzenlemeye gidildiğini altı çizilerek belirtilen en önemli açıklamalardan birtanesidir.  Bağ-kur borçlarının veya diğer borçların yapılandırma sürecine girmesi ile birlikte ailenin gelir durumuna göre taksitlendireleceği belirtilerek, birçok insan için kolaylık sağlanacaktır.

Taşeron İşcilerine Yapılandırma Paketi

taseronisci

Çok ağır şartlar altında çalışmak zorunda bırakılan Taşeron işcileri için düzenlemeye girecek olan kanunda, işcilerin ağır şartları yeniden gözden geçirilecek ve Ab standartlarında çalışma ortamları hazırlanacak şekilde yapılandırılmaya gidileceği belirtildi.  Bakanlık tarafından yürütülen çalışmalar neticesinde özellikle, kamu çalışanları için düzenlenmesi gereken kanunname ile birlikte kamu binalarının yapımında çalışan işcilerin daha güvenli ve daha iyi şartlar altında çalışmalarını sağlayacak birçok madde torba yasasına ekleneceği belirtildi.

Tüp Bebek Şansı 2’den 3’e Çıkarıldı

tupbebek

Allahın hakkı üçtür kavramı ile yola çıkan hükümet yetkilileri, tüp bebekte sınırlama getirilmesi kanunu ile çok eleştiri almış ve çok sayıda insanın tepkisiyle karşılaşmıştı. Kanunlar ve düzenlemeler başlığı altında yürütülen çalışmalar neticesinde tüp bebek denemesi yapan ailelerin toplamda 3 hakkı olacağını belirterek, bu ve bunun gibi birçok alanda yine torba kanunları paketleri içerisinde yenilikler getireceklerini belirttiler.

Kategoriler
Soru Cevap

Memurların Askerlik Borçlanması

Soru:Merhaba site yeklilileri ben 1970 doğumluyum.1993 yılında bir kamu kurumunda memur olarak göreve başladım.1991 ile 1992 yıllar arasında vatani görevimi tamamladım.İnternet üzerinden emekliliğimi hesapladığımda emeklilik yaşımın 53 olduğu görülüyor.Neden emeklilik yaşım düşmedi ve bu hesaplama doğru olabilirmi?Yardımlarınız için şimdiden teşekkürler.

Cevap:Bilindiği gibi er veya erbaş olarak görev yapan yada yedek subay olarak görev yaptğınız sürelerin borçlandırılması yapılabilmektedir.Bu borçlanma ise askerliğin süresi kadar tutarında olmaktadır.Eğer askerlik borçlanmasının ödenme talebinde bulunulduğunda ise belgeler önce askerlik şubeleri ve kuvvet kamutanlıkları tarafından onaylanmaktadır.Buda bir süreç içerisinde devam etmektedir.Askerlik borçlanması hesaplanırken günlük asgari tutarın 6.5 katı ile asgari ücreti arasında olup, başvuru sahibinin günlük kazancının yüzde 32 oranında olup, borçlanılacak gün sayısı ile çarpılarak hesaplama yapılmaktadır.

Yapılacak Hesaplama Şu Şekildedir;

Asgari ücret 31.12.2013 tarihinden itibaren 803.680 TL oldu. Bu tutar üzerinden hesaplama yapıldığında, 18 aylık askerlik borçlanması yapan bir 4/a sigortalısı (SSK’lı), en az 729.00 X 0.32 = 257.17 TL üzerinden 18 aylık askerlik borçlanması karşılığı 18 X 257.17 = 4.629.19 TL olacaktır.

Kategoriler
Soru Cevap

1965 Doğumlu Memurum Ne Zaman Emekli Olabilirim

1965 Doğumlu bir memur çalışanın ne zaman emekli olacağı bir çok farklı faktör üzerinden değerlenidirilebilir.Prim sayısı, askerlik borçlanması, yaşı vs.

Okuyucularımızdan bize gelen bir Soru: İlk sigorta yatırılma tarihim 1983 yılındadır.1991 yılında ise memuriyete başladım.Şimdiye kadar toplam 860 gün sigortalı oldum. Doğum yılım 1965 ben ne zaman emekli olabilirim yardımcı olur musunuz.

Cevap: 5434 Sayılı Kanun Geçici Madde 205 hükmüne göre yaş hesabınıza göre emekliliğiniz hesaplanmaktadır.Daha önceki yasaya göre 1999 yılından önce memur olanlardan 25 Yıl Hizmet + Yaş ile emeklilik şartlarını yerine getirmesi gereklidir.

15 Haziran 2002 yılına kadar olan hizmet bedelleri yaş hesabı kapsamında derelendirilmektedir.Erkek Memurların 25 yılını doldurması ve hizmet durumuna görede yaş durumları bulunmaktadır.

Yaptığımız Değerlendirmeler Sonucu;

2002 Yılına kadar olan hizmetletiriniz toplamı hesaplandığında

11 Yıl 3 Ay Memur + 2 Yıl SSK ile 13 Yıllık bir sigortalık durumunuz mevcut.

5434 sayılı Kanun Geçici Madde 205’inci maddesinin ilgili fıkrası şu şekildedir.

“(Yeniden düzenleme: 23/5/2002-4759/5 md.) Emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya; 8 tam yıldan fazla, 9 tam yıl veya daha az kalan kadın iştirakçiler 47, 11 yıldan fazla, 12 yıl 6 ay veya daha az kalan erkek iştirakçiler 51 yaşını”

Doğum tarihinize göre 2016 yılında 51 Yaşınızı dolduracaksınız ve bu tarihten sonra emekli olabileceğinizi düşünmekteyiz.

Kategoriler
SGK Haberleri Soru Cevap

Yaşlı ve Askerlik Borçlanmasıyla Emeklilik

Yaşlıların emekliliği ve Askerlik Borçlanmasıyla Emeklilik Hakkında Soru Cevap

Askerlik borçlanmasıyla emeklilik

“Merhaba sgk.org 01-04-1987 yılında işe giriş ve 1984’te askerlik yaptım. 2010 ocak ayına kadar aralıksız çalıştım. Gün sayım 7.200 olup ne zaman emekli olabilirim?”

Askerden sonra ilk defa sigortalı olmanız dolayısıyla sigorta başlangıç tarihiniz askerlik süresi kadar geriye gidecektir. Bu durumda 49 yaşını, 25 yıl sigortalılık süresini ve 5300 gün prim sayısını tamamlayarak SSK’lı (4/a) olarak emekli olabilirsiniz. Prim gün sayısını tamamlamışsınız ancak 49 yaşınızı ve 25 yıl sigortalılık süresini de tamamlamanız gerekir.

“Yaşlıların emekliliği”

“Annem 01.05.1954 doğumlu. 1971 sigorta girişli ve 800 gün ödenen primi mevcut. En kısa zamanda kendisini nasıl emekli yapabiliriz?”
Annenizin 1971 tarihinde ilk defa çalışmaya başlamış olmasından dolayı 50 yaşını, 15 yıl sigortalılık süresi ve 3.600 gün sayısını doldurmak suretiyle emekli olabilecektir. Bu durumda gün sayısını 3.600 güne tamamlayarak (ayrıca son 3,5 yıl SSK’lı olarak çalışması koşuluyla) kısmi aylık bağlanabilecektir.

Kategoriler
SGK Haberleri Soru Cevap

Hayatını Kaybeden İşçinin Kıdem Tazminatı

Hayatını Kaybeden Bir İşçi Kıdem Tazminatı Alabilir mi?

“Merhaba Kardeşim 30 Aralık 2009’da hayatını kaybetti. Çalıştığı işyerinden eylül ayında emekli oldu. Aynı iş yerinde tekrar çalışacağından emekli tazminatı almadı. SSK tazminatı olarak 7.000 TL alabilirsin almak istiyor musun diye sorunca o da istememiş. Şimdi hayatını kaybettiği için bu tazminatı alabilir mi? yardımcı olur musunuz”

Kıdem tazminatı, iş sözleşmesinin önemli bir unsuru olan sadakat borcunun işçiye sağladığı menfaat olarak kabul edilmektedir.

İşçinin ölümü sebebiyle iş sözleşmesinin son bulması halinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır.İşçinin ölümü halinde kıdem tazminatı tutarı, kanuni mirasçılarına veraset ilamındaki hisseleri oranında ödenir.

İşçilerin kıdemleri, hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler göz önüne alınarak hesaplanır.

İşyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde işçinin kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır.

Her ne kadar ölüm halinde kıdem tazminatı alınması mümkünse de, kardeşinizin daha önce emeklilik nedeniyle almadığı kıdem tazminatı hakkı da zayi olmuş değildir. Kıdem tazminatında 10 yıllık bir zaman aşımı vardır. Dolayısıyla emekli olduğu tarihte almadığı kıdem tazminatının veraset ilamındaki hisseleri oranında mirasçılarına ödenmesi gerekir. İşverene başvurmanızı tavsiye ederiz.

Kategoriler
Akupunktur Soru Cevap Soru Cevap

Akupunktur tedavi yöntemine göre teşhis nasıl yapılıyor?

İster ortodoks tıp eğitimini almış olsun, ister akupunktur uzmanlığını elde etmiş bir doktor olsun, hastaya teşhis koymada en önem verilmesi gereken konu hastanın kendisi olmalıdır.

Eğer bir doktor hastasının yürüyüşüne, oturuşuna, konuşmasına, mimiklerine, gözlerindeki ışıltıya, bakışlarındaki canlılığa veya ilgisizliğe dikkat ettiğinde hastası hakkında bir kanaat oluşmuyorsa; o hekim arkadaşın bilgi, birikim ve tecrübesini bir şekilde tamamlaması gerekir.

Bununla ilgili bildiğimiz bir alandan örnek vermek gerekirse, aracınızdaki arıza olduğu için bir otomobil tamircisine gittiğinizde usta ne yapar? Arabayı bir kere çalıştırmanızı ister. Siz motoru çalıştırdığınızda motorun sesinden arızanın nerede olduğunu hemen anlar. Daha emin olmak isterse, birkaç yüz metre de arabayı kullanır. Geri geldiğinde motorun ilgili aksamını sökmeleri için çıraklarına (yardımcı elemanlarına) talimat verir.

Bu ustaya deseniz ki:

– Ama ustam, hiç arabayı belirli aletlerle cihazlarla ölçüp değerlendirmeden nasıl böyle bir karara varıyorsunuz?

üstanın size vereceği cevap hazırdır:

– Merak etme, gerekirse cihazlardan da yararlanırız. Biz yıllardır bu işin içindeyiz. İlk defa sizin aracınızı kontrol etmiş biri değilim.

Aynen bunun gibi, doktor da (ilk defa bir hasta kontrol etmediği için) sağlıklı insan ile rahatsız olan insan arasındaki farkı bakışlarıyla anlamalıdır.

Bir başka önemli husus da hastanın bizzat kendisiyle ilgili detaylı bir hikâyesini anlatması veya yazmasıdır ki bu doktor için teşhis koymada çok ama çok önemlidir.

Doktor, hastanın durmasını, oturmasını, konuşmasını, bakmasını değerlendirip, bir de yazılı veya sözlü anlattığı hayat hikâyesini öğrendiğinde hastası hakkında % 80 teşhisini koyabilmelidir.

Geri kalan % 20’lik belirsizliği de ilgili tahliller, tetkikler, filmler vs. oluşturacaktır. Bugün hastanın muayenesi ve teşhis konulması işlemlerinde bu oran ne yazık ki tam aksine oluyormuşçasına önem kazanmış veya öyle gösterilmeye başlanmıştır. Yani doktorun gözlem ve tecrübesi, hastanın beden dili ve kendini ifadesi âdeta ikinci plana itilip, neredeyse, hasta daha “ uram ağrıyor.” der demez tahlil, tetkik, röntgen vs. ile teşhiste isabetlilik aranmaya çalışılmaktadır.

Nabızdan dilden kulaktan ve dedektörden yapacağı teşhisler veya modern tıbbın yöntemiyle isteyeceği tahliller, röntgenler doktorun tecrübesini teyit edici, kesin sonuçları tayin edici çalışmalar olmalıdır.

Kategoriler
Akupunktur Soru Cevap Soru Cevap

Akupunktur iğnesinin vücuttaki etkileri nelerdir?

İğne batırmanın vücuda etkileri hakkında açıklayıcı bilgi verir misiniz?

Akupunktur iğnesinin vücuttaki etkilerini iki ana başlıkta toplayabilir:

Akupunktur İğnesinin Objektif Etkileri

A) Analjezik etki

• Ağrı eşiğini yükselterek elde edilir.

• Total duyu kaybı yoktur. Etki hemen görülür.

• Doku ve organların iyi kanlanması temin edilir.

• Endorfinler salgılanarak elde edilir.

B) Sedasyon etkisi

• Beyinde seratonin, endorfin vb. gibi maddeler ortaya çıkmasıyla elde edilir.

• Sedasyonun raphe sistem, bazal ganglionlar formatio retiküla-ris (beyinde bir bölge) aktivasyonundan olduğuna inanılır.

• Akupunktur uygulaması esnasında beyin dokusunda bazı me-tabolik değişiklikler olduğu rapor edilmiştir. Örneğin, dopa-min artışı tespit edilmiştir. Dopamin eksikliğine bağlı oluşan bazı mental hastalıklarda ve parkinsonda akupunkturun etki mekanizması bu şekilde açıklanabilir.

C) Homeostatik etki

• Sempatik ve parasempatik sistemi dengeleyerek, ter salgısını, böbrek çalışmasını, kalp ve solunum fonksiyonlarını ayarlayarak sağlanır.

• İyon dengesini ayarlar.

D) İmmün stimülan (Bağışıklık sistemini kuvvetlendirici) etki

• Vücut direncini arttırır. Bu işi lökositleri, antikorları ve gama globulinleri arttırarak yapar. Enfeksiyonlarda da bu özelliği sebebiyle etkilidir.

• Antikorlarda artış

• İmmün globülinlerde artış

• GAMDE dediğimiz globülinlerde artış sağlanır.

E) Psikolojik etki

• Bu etkiyi hipnozla ya da telkinle karıştırmamak lazım. İkisi arasında farklar vardır. Örneğin;

• Akupunkturun etkisi her kişide değişik derecelerde izlendiği hâlde, hipnoz toplumun % 10-15’ini ancak etkiler,

• Akupunktur analjezisi ile acil cerrahi müdahale, acil hasta tedavisi yapılabildiği, migren nöbeti, siyatik düzeltilebildiği hâlde; hipnozla anestezi için uzun bir hazırlık dönemine gerek duyulur,

• Hipnozda hareketler robot gibidir. Akupunkturda sponton jest ve mimikler vardır. Hatta iğneleme bölgesine lokal anastezi yapılması akupunkturun etkisini yok eder. Nalokson aneljezik etkiyi yok eder. Bütün bunlar akupunkturu hipnozdan uzaklaştıran nöral etkileri düşündürür.

F) Motor fonksiyonlarda iyileşme

• Paralizi vakalarında geç dönemlerde bile akupunktur tedavisinden cevap alınır,

• Şahsın çalışma gücü artar,

• Sporcular daha fazla enerjiye sahip olur,

• Kas kriş ve kemik yapısını kuvvetlendirir. vücut direncini arttırır,

• Diz, bel ve ayak yaralanmalarında bakım ve tedavi çabuklaştırır.

akupunktur_ignesi2

Akupunktur İğnesinin Subjektif Etkileri

• İğne batırılan yerde hafif ağrı,

• Biraz gerginlik hissi,

• Biraz ağrı hissi,

• Yüzeysel dokuda biraz küntlük,

• İğne çevresinde lokal kas spazmı.

Tüm bu duygulara akupunktur literatüründe “De Gi” denilir.

Kategoriler
Akupunktur Soru Cevap Soru Cevap

Akupunktur tedavisi nasıl bu kadar etkili olmaktadır?

Akupunkturun nasıl etkili olduğu konusunda çeşitli araştırmalar yapılmıştır. İşte elde edilen bazı sonuçlar:

• Akupunktur vücudun bağışıklık sistemini güçlendirerek direncini arttırıyor. Böylece hasta herhangi bir enfeksiyona daha az yakalanıyor. Daha az enfeksiyon demek daha az rahatsızlık demektir.

•    Hastanın duygusal durumu kontrol altına alınıyor. Böylece stres, sıkıntı, depresyon gibi durumların ortaya çıkmasını önlüyor, var olanları da en azından bardağı taşırmayacak seviyede tutuyor ve böylece tedavi ediyor.

•    Vücudun kendi steroidini, seratoninini, endorfinini salgılaması sağlanıyor. Böylece yara içeriden tedavi ediliyor. Dışarıdan uzun süre alınan steroid çocukların büyümesini engellediğinden, akupunktur tedavisi dışarıdan steroid alimini bıraktırarak çocukları da bu tehlikeden kurtarmış oluyor.

Alerji reaksiyonlarını oluşturan salgılar azalıyor. Alerjik reaksiyonda en önemli rolü üstlenen “immün globülin -E” seviyesi akupunktur tedavisi sonrası ciddi anlamda azalıyor. Akupunktur vücudun genel dengesini düzeltiyor.

Kategoriler
Akupunktur Soru Cevap Soru Cevap

Akupunktur hangi rahatsızlıklara iyi geliyor?

Akupunktur nelere iyi gelir?

Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki acil ameliyat ve acil travma gibi vakalar haricinde, hemen her konuda hastaya akupunktur tedavisiyle yardımcı olunur.

Akupunkturla tedavi edilen hastalıklar her geçen gün daha da artmaktadır. Örneğin, biz boyun fıtığında akupunktur tedavisini başarıyla gerçekleştirmekteyiz.

[Dr. İsmail Maraş, 1985 yılında Manisa’nın Gördes ilçesinde, elektronik akupunkturla Türkiye’de ilk defa boyun fıtığı ve oniki-parmak bağırsağı ülseri tedavisini gerçekleştirmiştir.]

Yine önceleri akupunktur, koroner kalp hastalıklarında, kalp ritim bozukluklarında, kolesterol yüksekliğinde, gut hastalığında, art-rozlarda, Behçet hastalığında, boyun fıtığında vs. hiç düşünülmüyordu. Oysa şimdi yaygın olarak kullanılıyor.

–    Yine bilhassa yaralanma, yırtılma, menisküs yırtığı, romatoid artrit, ameliyat yara ve sekel izlerinin, cilt kırışıklıklarının bakım ve tedavisinde, ayrıca selülite oldukça iyi neticeler alınmaktadır.

–    Örneğin kemik kırılmalarında, kemiğin kaynama süresi yarı yarıya azalmaktadır.

–    Sütü gelmediği için bebeğini emziremeyen annelerin sütü, akupunktur tedavisiyle gelmektedir.

–    Hamilelerde mide bulantısı, baş ağrısı gibi şikâyetlere akupunktur tedavisiyle son derece iyi neticeler alınmaktadır.

–    Bazı spor yaralanmalarında sporcu istirahat süresi en az yarı yarıya kısalmaktadır.

–    Sık sık grip, nezle, anjin, farenjit, kulak iltihabı olan çocuklarda bağışıklık sistemleri kuvvetlendirilip, bu hastalıklara yakalanma riski hayli azaltılmaktadır.

–    Koroner kalp hastalıklarının en az % 75-80’inde, trigliseritler azalır. Stres, gerilim, yüksek tansiyon kontrol altına alınır. Böylece şikâyetler hayli azalır veya ortadan kalkmış olur.

–    Şeker hastalarıyla kanserli hastaların ağrı, uykusuzluk, gaz, şişkinlik, stres gibi sorunlarında yardımcı olur.

–    Akupunktura iyi gelen hastalıkların A’ dan Z’ ye bir listesi yok mu?

Bu sorunuzun cevabını “Akupunktur ile hangi hastalıklar tedavi edilebilir?” bölümünde okuyabilirsiniz.

Kategoriler
Akupunktur Soru Cevap Soru Cevap

Akupunktur muayenesinde film, tahlil, tetkik vs. istenmez mi?

Gereken tetkik ve tahliller elbette isteniyor. Bizim ülkemizde fark, hastalar genelde Batı tıbbının bütün imkânlarını denemiş ve çare bulamamış kimseler olduğu için, akupunktur uzmanına gelirken zaten elinde bir sürü tahlil, tetkik ve film ile geliyor. Ama ekstra bir tahlil veya tetkik gerekiyorsa doktor onu da istiyor. O hâlde bu mükemmel teşhis yöntemini niçin tüm doktorlar öğrenmiyor?

Bu konuda görev bu yöntemi öğrenmeyen doktorlara değil, devlete düşüyor. Çünkü doktorlar tıp fakültesine girerken, ortodoks usulü tıp eğitimi alacağım düşüncesiyle girmiyor. Üniversitede kendilerine ne tür bir eğitim verilirse o şekilde mezun oluyor. Dolayısıyla tıp fakültelerinde akupunktur eğitimi de verilirse tıp öğrencisi öğrenmem demez ki?

Ama bir insan emek vermiş, en az altı yıl tıp eğitimi almış. Sen artık doktorsun denilmiş. Siz bu kişiye tutup, yepyeni bir tedavi metodu olduğundan, yepyeni bir teşhis sisteminden söz ediyorsunuz. Düz bir mantıkla bakıldığında bunu kaç insan kabullenebilir ki? Akupunktur tedavi metodunun modern tıp mensubu doktorlar arasında yayılmasındaki yavaşlık bundan kaynaklanıyor. Oysa hem bugünkü tıbbı, hem akupunktur yöntemini bilen bir doktor, hem hastasına gerektiğinde uygulayabileceği ve hiçbir yan etkisi olmayan bir tedavi metodunu elinde bulundurmuş, hem de hastasının daha bir güvenini kazanmış oluyor. Hem de tedavisi yok denilen birçok vakada hastaya alternatif tedavi şansı sunuyor.

Kategoriler
Akupunktur Soru Cevap Soru Cevap

Akupunktur uzmanı, vücuttaki tüm rahatsızlıkları bilebilir mi?

Çokları bildiğimiz Batı tıbbında her doktorun bir uzmanlık alanı olmasına alıştığı için, akupunktur uzmanının da bütün hastalıklarla uğraşabiliyor olması kabullenilemez. Reddetmese bile inanamaz. Ve çokları şu soruyu sorar:

Yani biz vücudumuzdaki rahatsızlığın ne olduğunu söylemesek bile, akupunktur teşhis yöntemiyle vücudumuzda nerede, ne tür bir rahatsızlık varsa bilinir mi?

Bunu geçtiğimiz sayfalarda anlatmıştık. Akupunktur uzmanı doktor nabza, dile, derisinin rengine, nemliliğine vb. bakarak birçok rahatsızlığı ana hatlarıyla teşhis edebilir. Böylece yapılacak tahlil ve tetkikte isabet kaydedilmiş olur.

Dolayısıyla bir akupunktur uzmanı, akupunktur teşhis yöntemleriyle hastada var olan boyun kireçlenmesini, kan dolaşımı bozukluğunu, gizli alerjik bünyeye sahip olup olmadığını, böbreklerde sorun olup olmadığını, boyun omuz ve sırtta olan ve sebebi bilinmeyen ağrıların asıl kaynağını daha net ve daha kolay tespit edebilir.

Peki akupunktur uzmanı bir müneccim midir? Ne münasebet! Öyle olsaydı herkes akupunktur uzmanı olabilir miydi? Oysa akupunktur bilimsel bir tedavi yöntemidir. İsteyen her doktor bu tedavi yöntemini öğrenebiliyor. Hastasına bu yöntemle teşhis koyabiliyor.

Geçen sayfalarda nabızdan ve dilden teşhis koymayı anlatırken de ifade etmiştik. Vücut kendinde var olan enerji dengesizliğini gayet net bir biçimde ortaya koyuyor. Yeter ki nabzın dilinden anlayan, dildeki görünüm farklılığını anlayabilen, derideki yani ciltteki farklılığı parmak uçlarıyla hissedebilen bir uzman bulunsun. Dolayısıyla nabızdan, dilden, deriden ve dedektör vasıtasıyla kulaktaki noktalardan yapılan testlerle hastanın neresinde ne tür bir rahatsızlığı varsa, ortaya çıkıyor. Bu marifet akupunktur biliminin hekime sunduğu bir imkândır.