Kategoriler
Kanser

Mide Kanseri Teşhisi

Çinli ve İsrailli bilim insanları nefes alıp verildiğinde tümörlerin yaydığı çok ufak kimyasal parçacıkları saptayabilen algılayıcılarla donatılan cihazın kanser testi yapabileceğini belirledi.r

İngiltere de çıkan Kanser dergisinde yayımlanan 130 kişinin eşlik ettiği araştırmaya göre bilim adamları geliştirdikleri testin kanseri işaret eden kimyasal belirtileri %90 başarılı sonuç vermiş.

Araştırmaya eşlik eden bilim adamlarından biri de Hossam Haick olup nefes testiyle endoskopiye alternatif olabileceğini söyledi.

Daha önce de bazı araştırmalar yapan Bilim Adamları Labrador Retriver türü köpeklerin ve Portekiz su köpeklerinin nefesten mesane cilt, yumurtalık ve meme kanserini teşhis edebilir.

 

Kaynak: Milliyet

Kategoriler
Kanser

Dr.Süalp Tansanın Kanser Hastalarına Önerileri

Onkoloji Uzmanı Dr. Süalp Tansan kanser hastalığına yakalananların şeker ve kilodan uzak durmasını belirtti. Ve bir kişinin kanser hastası olduğu ögrenilince moral olsun diye akrabaları tarafından börekler çörekler pişiriliyor.  Ama bu çok zararlı. Kanser hastalarına Ekstra kalori çok zararlıdır diye konuşma yaptı.

Tansan insanın yapısına ters olan ve vücudumuza giren her şeyin hastalığı da beraberinde getirdiğini vurgularken Taş Devri’ndeki doğal hayatın yeniden yaşatılması gerektiğini belirtti.

Doktor taze hazırlanmış ve mevsiminde doğal ve ambalajsız olarak alınan sebze ve meyvelerin yenilmesi gerektiğini belirterek bol bol su içilmesini istedi.  Kanser kemoterapi hastalarına da tavsiyelerde bulunan doktor sözlerine şöyle devam etti.

“Ben 21 yıllık tecrübemi söyleyeceğim. Birincisi; şekerden uzak durmak lazım. Bu herkes için söz konusu. Kanseri görüntülemek için kullanılan maddelerden biri şeker. Şeker, kanserli hücrelerin tutup, sağlıklı hücrelerin tutmadığı tek madde. İkincisi; D vitamini çok önemli. Ama artık güneş ışınları çok zararlı. Kanserojen özellik aldı. Avustralya’da melanom denilen kanser salgın halde. İskandinav ülkelerinde de yaygınlaşıyor. Güneşten korunun ama her ay yarım ampul, 2 ayda 1 D vitamini ampulünü kırıp zeytinyağına karıştırıp yemek sonrası içiniz. Vücutta D vitamini eksikse ne kadar kalsiyum alırsanız alın hiçbir işe yaramaz. Son 3 yılda 300’ün üzerinde hastayı taradık. D vitamini oranı çok kötü. Yerlerde sürünüyor. Yazın istemeden yandığınız aylar dışında. Mutlaka D vitamini alın.”

Kanser hastalarına moral olsun diye ahbapları tarafından bol kalori içeren börek çörek getirilen hastaya bu çok zararlı dedi ve şunları söyledi :

“Bir kişinin kanser olduğu öğrenilince kendisine akrabaları tarafından börek, çörekler pişiriliyor. Kanser hastasına ekstra kalori zararlıdır. Yapılan kısıtlı bilimsel araştırmalar kanser hastasını aç bırakırsanız kemoterapiye cevabın daha iyi olduğunu gösteriyor. Kemoterapinin yan etkileri daha az oluyor. İncelemelerimize göre tek istisna var; O da et. Et yemeyen hastalarda kan sayıları çok çabuk düşüyor. Hasta kemoterapiyi kaldıramıyor. Benim önerim sadece kemoterapi süresince her gün 200 gram et, sebze ve meyve yenilmesi. Şekerden uzak durulması. Özellikle meme kanseri için kilonun büyük sakıncası var.”

DHA

Kaynak: HaberTürk

Kategoriler
Kanser

Kanser Hastası Çocuk işte Böyle Moral Buldu!

Amerika Birleşik Devletlerinde 7 yaşındaki beyin kanseri bir çocuk ölümcül hastalığıyla uğraşırken hiç görülmemiş bir destek aldı.  Nebraska Amerikan futbol takımına hayran olan çocuk takımla beraber gerçek oyuncuların yer aldığı maçta yer aldı ve hayalini gerçekleştirdi.

2013 NEbraska Spring Amerikan futbolu karşılaşması Cumartesi günü Nebraskada oynandı. Maç devam ederken 7 yaşındaki küçük çocuğa Nebraska forması ve kaskı takıldı. Daha sonra maça çıktı. Elbette bunun öncesinde maçta ne yapması gerektiğini yetkililerden öğrenmişti.  60 bin kişinin önünde top oynayan çocuk onu izleyenlere duygusal anlar yaşattı.

Maçın ardından futbolcuların omuzlarına alıp getirdiği küçük çocuk duygularını ögrenmek isteyen gazetecilere hayatının en büyük mutluluğunu yaşadığını anlattı.  Ve Kendisini rüyadaymış gibi hissettiğini söyledi.

2011 Nisan ayından beri kemoterapi gören çocuk böylece çok büyük bir destek aldı. Sanırız bu anı bir daha hiç unutmayacak.

 

CHA

Kaynak: HaberTürk

Kategoriler
Kanser

İnternette Satılan Sahne Kanser İlaçları

Türk Eczacılar Birliği yaptığı açıklamada karaborsadan kesinlikle ilaç alınmamasını bildirdi.

Piyasada olmayan kanser ilaçlarının Sadece Türk eczacılar Birliği tarafından üretildiğini belirterek karaborsadan kesinlikle ilaç alınmaması konusunda uyarıda bulundu. Karaborsadan alınan ilaçlarn hangi ortamda nerelerde üretildiği belli olmayıp her türlü hastalığa yol açabileceği belirlendi.

Eczacı Odası Başkanı Uğur Akkuş yaptığı açıklamada karaborsada satılan kanser ilaçlarının sağlıksız olduğunu ve vatandaşlarımızın bunlara itibar etmemesi gerektiğini söyledi.

Bu ilaçların Türkiye’de üretilmediğini ve yurtdışında ithal edildiğini söyleyen Akkuş kanser ilaçlarının maliyetlerinin çok yüksek olup yurtdışında uzun bir sürede üretildiğini belirtti.

 

Dışarıdan ve kaçak yollarla elde edilen ilaçlar hiçbir önem arzedilmeyerek taşınması ve muhafaza edilememesinden dolayıdır ki her türlü hastalığın sebebi olabiliyor.  Bozulma riskleri çok yüksek olup kullansanız bile hastalığa iyi gelmeyebilir.  İnternet ortamından alındığı için içinde elimize ulaşana kadar ne olup ne olmadığını bilmedigimiz için ve merdiven altlarında üretilen bu ilaçlara kesinlikle itibar etmemek gerekiyor.

Sağlık bakanlığına bağlı olarak degil de daha çok Tarım bakanlığı onaylı diye geçen ama ilaç demeye bin şahit lazım olan ilaçlar internette satıldığından çok cazip reklamlarla sizleri kandırabiliyor. Siz siz olun sakın bunlara kanmayın.

İn

CİHAN

Kaynak: HaberTürk

Kategoriler
Kanser

Pankreas Kanserine Karşı Akıllı İlaç

Yürütülecek projenin maksadı , pankreas kanserini ölümcül dokunmabana türlerinden çıkarmak!

Doç. Dr. Lütfi Genç, yanlızca kanserli hücreleri amaç alarak, erken tanı ve tedavisini bir arada yürütecek olan ”Akıllı İlaç” projesiyle, pankreas kanserini ”ölümcül” dokunmabana türlerinden çıkarmayı hedefliyor.

Projenin yürütücüsü Anadolu Üniversitesi Nebat , İlaç ve Ilmî Araştırmalar Merkezi (AÜBİBAM) Müdürü Doç. Dr. Genç, pankreas kanserinin, araştırmalara gereğince riskli dokunmabana türleri aralarında yer aldığını belirterek, tanı edildikten sonraki 6 ay içerisinde hastaların yüzdelik 85’inin hayatını kaybettiğini ifade etti .

Başlangıç evrelerinde hiçbir belirti göstermeyen, erken teşhisi ve cerrahi müdahalesi kolay olmayan olduğu için ”ölümcül” olan pankreas kanseriyle uğraş etmek amacıyla geliştirdikleri projenin, Türkiye Ilmî ve Teknik Tetkik Kurumu (TÜBİTAK) aracılığıyla onaylandığını bildiren Doç. Dr. Genç, şunları kaydetti:

”Piyasada bir çok dokunmabana ilacı var fakat bunlarda seçicilik yok. Biz ilacı vücuda uyguladığımız vakit , kanserli bölgede lokalize olarak orada toplanacak, hemen sonra etkili madde salınacak. Bu yüzden normal hücreler kayıp görmeyecek. Yanlızca kanserli hücreleri hedeflendirdiğimiz için biz buna ‘Akıllı İlaç’ diyoruz. Normal hücreler etkilenmediği için iyileştirme ek olarak süratli netice verecek. Örneğin hastalanmış kemoterapiye girdiği vakit kanserli hücrelerin haricinde normal hücreler de ölüyor. Çünkü ikisi birbirine çok benziyor. Normal hücrelerde öldüğü için kemoterapiden hemen sonra hastalanmış bir vakit kendine gelemiyor, kür arttıkça hastalanmış ek olarak da aygın düşüyor. Bu yüzden hem erken teşhise asistan olacak hem de tedaviyi kolaylaştıracak bir ‘Nanopartiküler önlem portör sistem’ geliştiriyoruz. Bu Şekilde normalde hastaya 300-500 miligram dozda verdiğimiz ilacı hedefleme yaptığımız için ek olarak düşük dozlarda ihtimal 100-200 miligram ilaçla iyileştirme edebileceğiz.”

KANSERİN VÜCUDA YAYILMASININ ÖNÜNE GEÇİLMESİ AMAÇLANIYOR

Projeyle hem erken tanı hem iyileştirme dolayısıyla pankreas kanserinde vefat oranını azaltmayı hedeflediklerini dile getiren Doç. Dr. Genç, tedavinin ek olarak süratli netice vermesiyle kanserin yayılmasının da önüne geçileceğini aktardı.

”Laktoferrinin göze zarında oranlı reseptöre bağlanarak ilgilenen dokunmabana hücrelerine gidiyor, dokunmabana neredeyse orada toplanıyor” diyen Doç. Dr. Genç, ”Vücuda ilacı verdik şayet mukaddime evresindeyse laktoferrin yardımıyla vücuttaki kanserli hücreler hedeflenecek, ilacın içeriğinde bulunan sert yardımıyla ise MR dediğimiz görüntüleme cihazlarında kanserli bölge ek olarak kolay belirleme edilebilecek. Bu Şekilde , pankreas kanserinde erken tanı sağlanmış olacak” ifadesini kullandı.

Çalışmalarının bilim adamlarına ışık bulundurarak , bütün dokunmabana türlerinin tedavisi için geliştirilebileceğine dikkati çeken Doç. Dr. Genç, projenin 2 sene içerisinde tamamlanacağını anlatarak, ”Nano önlem portör sistemin pankreatik dokunmabana hücreleri üzerindeki etkileri ve hedeflenmeleri öncelik olarak kültür hücreleri üzerindeki etkileri ve hedeflenmeleri incelenecek, ek olarak hemen sonra tecrübe hayvanları üstünde , ek olarak sonrada gönüllü hastalanmış grubu üstünde inceleyeceğiz. Bu konuda hastanelerin onkoloji servisleriyle çalışılabilir. Pankreas kanserinde erken tanı ve tedavide yollar alabileceğimize inanıyorum” diyerek konuştu.

”Akıllı İlaç” proje ekibinde AÜ Hilekârlık Fakültesi Kimya Bölümü talim üyeleri Prof. Dr. Rıdvan Say ve Prof. Dr. Heves Ersöz ile Dirim Bilimi Bölümü talim üyesi Yrd. Doç. Dr. Emel Ergene de bulunuyor .

AA

Kaynak: HaberTürk

Kategoriler
Kanser

15 yaşında bilim dünyasını şaşkına çevirdi!

15 yaşındaki gencin keşfi bakın ne işe yarıyor!

HABERTURK.COM / SAĞLIK HABERLERİ SERVİSİ

Pankreas kanseri için yeni bir test keşfeden 15 yaşındaki genç, bilim dünyasını hayrete düşürdü.

 Galeri için tıklayınız…

ABD’nin Maryland eyaletinde yaşayan 15 yaşındaki Jack Andraka, dünyanın en büyük liseler arası bilimsel araştırma yarışmasında birinci oldu. Andraka, piyasadaki testlerden 28 kat daha ucuz ve hızlı sonuç veren, ayrıca 100 kat daha hassas bir test keşfetti.

Andraka’nın keşfettiği idrar ve kan testi pankreas kanserini yüzde 90 oranında daha doğru keşfedebiliyor. Pankreas kanseri genellikle en sinsi ilerleyen ve son aşamada sinyal veren kanserlerin başında geliyor. Test sadece basit bir çubuk yardımıyla pankreas kanserinde belirleyici rol oynayan mesothelin seviyesini ölçüyor.

70 ülkeden bin 500 öğrencinin katıldığı yarışmada genç adam bu çarpıcı araştırması için 75 bin dolar ödül kazandı. Jack’in büyük erkek kardeşinin de çok başarılı bir öğrenci olduğu ve bilim yarışmalarında ödülleri olduğu öğrenildi.

Kaynak: HaberTürk

Kategoriler
Kanser

LÖSEV’in akıllı çocukları

Akıllı Çocuk Dünyası merkezinde, kanseri yenen çocuklar ile diğer sağlıklı çocuklar birlikte sağlıklı birey olmayı öğreniyor

Lösemili çocukların sağlıklarına kavuşması için başarılı çalışmalara imza atan LÖSEV, kurduğumerkezlerle de sağlıklarına kavuşan ve diğer sağlıklı çocuklara hizmet vermeye başladı. LÖSEV Genel Koordinatörü Hülya Ünver, 14 yıllık geçmişleriyle 41 yıllık iş yaptıklarını, bunu da gönüllü ve bağışçılarıyla birlikte başardıklarını vurguladı. Ünver, Akıllı Çocuk Dünyası adıyla kurdukları çocuklara özelmerkezle sağlıktan eğitime, spordan tarıma hatta hayvancılığa kadar pek çok alanda tümçocukları, sağlıklı bireyler yapmak için toplamayı hedeflediklerini söyledi.

LÖSEV bünyesinde tedavi gören, tedavisini tamamlamış ve sağlıklı çocuklara hizmet veren Akıllı Çocuk Dünyası, eğitimden eğlenceye, sağlıktan teknolojiye, tarımdan sanata kadar çocuklar için pek çok farklı branşı bir arada toplayan özel birmerkez.

5-16 yaş arasındaki tümçocukların üye olarak Akıllı Çocuk Dünyası’na katılabileceklerini belirten Ünver, çalışmalarını şöyle anlattı:  Bugün 12 bin kayıtlı hastamız var. Savaşımız lösemi ile ama hedefimiz tümçocukların sağlık bilinciyle akıllı bireyler olarak yetişmesi.

Bu kapsamda Akıllı Çocuk Dünyası’nı hayata geçirdik. Akıllı çocuk sağlıklı beslenen çocuk, akıllı çocuk. “Ne?”yi, “Nasıl?” ı sorgulayan çocuk. Dokunarak öğrenen çocuk. Dokunmak derken sadece insana değil, sebzeyemeyveye, yumurtaya, süte, doğaya, sanata, sağlığa dokunan çocuklar. Geçenlerde bir arkadaşımanlattı. 4-5 yaşlarında bir kızı var, ona sormuş “Domates nerede yetişir?” diye, kızının verdiği cevap “Markette” olmuş. Büyük kentlerde çocuklar televizyon, bilgisayar arasında doğadan uzak yetişiyorlar. Tavuk görmemiş çocuklar var. Ama bizimmerkezimizde çocuklar gelip o tavuğu da yumurtayı da görüyor. Domatesi tarladan, çileği dalından koparıp yiyor.  Akıllı Çocuk Dünyası’ndan sadece tedavisi süren ya da tedavisi tamamlanmış çocuklar değil, tümçocuklar faydalanabiliyor. Sadece tedavi olan çocukların sağlıklarını tehlikeye atmamak için onlar ayrı saatlerde etkinliklere katılıyor.

HOBİ ATÖLYELERİ, SPOR VE YOGA SALONLARI DA BULUNUYOR
Tüm çocukların bir kulüp disiplini çerçevesinde üye yapılabileceği Akıllı Çocuk Dünyası’nda, yalnız çocuk kitaplarının satılacağı bir çocuk kitapçısı, dev bir çocuk kütüphanesi, tiyatro ve sergi salonu, özgürce oynayabilecekleri oyun parkı ve elleriyle pişirebilecekleri çocuk pastanesi, hobi atölyeleri, spor ve yoga salonları, sinema, tiyatro ve konferans salonları bulunuyor. Merkezde bulunan LSVDÜKKAN’da meşhur LÖSEV bebeklerinden ve tedavisi devam eden çocukların annelerinin yaptığı tarhana, mantı, erişte, yoğur, reçel gibi ev yapımı ürünleri de bulmak mümkün.

Kaynak: HaberTürk

Kategoriler
Kanser

Karaciğer kanserinde yeni umut!

Çiçek hastalığı aşısında kullanılan virüs, kanser hastalarının hayatta kalma olasılığını üçe katladı

Çiçek hastalığının kökünün kurutulması için aşılarda kullanılan bir virüsün genetik olarak değiştirilmiş hali, ağır seyreden karaciğer kanserinden hayatta kalma olasılığını üçe katladı.

Sonuçları New Scientist dergisinin internet sayfasında yayımlanan deneysel tedavi çerçevesinde, hepatosellüler karsinom hastası 30 kişiye, kod adı JX-594 olan, genetik değişikliğe uğratılmış virüsten bir ay süreyle doğrudan karaciğerdeki tümöre 3 doz verildi.

Gönüllülerin yarısına virüsün düşük dozu, diğer yarısına yüksek dozu verilirken, düşük doz verilenlerin ortalama olarak 6,7, yüksek doz verilenlerin ise 14,1 ay yaşadıkları, en yüksek dozu alan hastalardan 2’sinin tedaviden iki yılı aşkın bir süre sonra hala hayatta oldukları belirtildi.

Pexa-Vec marka adı altında tedaviyi geliştiren San Franciscolu Jennedrex şirketinin başkanı Laurent Fischer, tedaviyi, ”Çok önemli hayatta kalma avantajı” olarak nitelendirirken, virüsün, ana tümörü küçültmenin yanı sıra yayılabildiği ve karaciğer dışında herhangi bir ikinci tümör varsa onu da küçülttüğü kaydedildi.

Araştırma ekibinin başkanı David Kirn, tedavi sırasında MRI taramalarında bazı tümörlerin tamamen kaybolduğunun, çoğunun kısmen yıkıma uğradığının gözlendiğini ifade ederek, bu yıkımın, asıl ve ikincil tümörlerde eşit biçimde belirgin olduğu bildirildi.

Leeds Üniversitesi’nden Alan Melcher, klinik deneyi, ”kanserlerin tedavisi için yeni bir yöntem bulunması yönünde ileri doğru atılan heyecan verici bir adım” olarak nitelendirdi.

Melcher, virüsle tedavinin, geleneksel kemo veya radyoterapiyle karşılaştırıldığında sadece hafif, grip benzeri yan etkileri olduğuna dikkati çekerek, daha geniş kapsamlı deneylerle başarısı kanıtlanırsa, 5 yıl içinde hastaların bu tedaviden faydalanabileceğini söyledi.

AA

Kaynak: HaberTürk

Kategoriler
Kanser

Kanser babalık şansını öldürür mü?

Dünyada ve ülkemizde son yıllarda hızla artan kanser olguları üreme sağlığını nasıl etkiliyor?

HABERTURK.COM / SAĞLIK HABERLERİ SERVİSİ

Son günlerde kanser görülme sıklığının artışı ve yaş ortalamasının hızla genç yaşlara inmesi gündeme başka bir soruyu taşıdı. Kanser babalık şansını öldürür mü? Kadın Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ulun Uluğ, “Önlemi alındığı takdirde kanser babalık şansını öldürmez.” diyerek konuya açıklık kazandırdı.

Dünyada ve ülkemizde son yıllarda hızla artan kanser olguları üreme sağlığının korunması konusunu gündeme taşıdı. Özellikle yaş sınırının gençleşmesiyle birlikte tedavi sonrası üreme fonksiyonlarının devamı, tedavi öncesi üreme fonksiyonlarının korunmasına yönelik girişimler önem kazandı. Peki kanser babalık şansını öldürür mü?

Kadın Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ulun Uluğ, bu soruyu şöyle cevaplandırdı: “Önlemi alındığı takdirde kanser babalık şansını öldürmez. Kanser tedavileri kalıcı olarak kısırlığa neden olsa bile üreme sağlığını koruma seçenekleri kanser sonrasında çocuk sahibi olabilmek için büyük umutlar sağlamaktadır. Kanser hastaları, doğurganlıklarını korumak için çok kısa bir zaman dilimine sahiptir ve hastalar için bu zaman çok önemlidir.

Örneğin çoğu hasta ameliyat ile tedavi arasında sadece 2 ila 6 haftalık boşluğa sahiptir. Bu boşluk üreme sağlığını korumak için uygundur. Kanser hastalığı doğası gereği tedavisi ertelenemez bir önceliğe sahiptir. Kanserin erken teşhis edilmesi ve tedavideki gelişmeler hastalığın giderilmesinde büyük başarılara ve dolayısıyla da hastalıksız geçirilen yaşam süresine uzamasına neden olmaktadır. Bu amaçla yapılan kemoterapi ve radyoterapi gibi ağır tedaviler maalesef üreme ile ilgili hücre ve sistemleri olumsuz yönde etkilemektedir.

Önlem derken ne yapmak gerekir?
İlk olarak bilinmesi gereken nokta; kanser tedavisi gören kişilerde kullanılan kemoterapi-radyoterapinin sperm hücreleri üzerinde olumsuz etkilediğidir. Ayrıca erkeklerde testisleri (yumurtalıkları) ilgilendiren tümörlerde yumurtalıkların alınması da söz konusu olabilir. Bu bağlamda kanser tanısı almış erkeklerde gerek cerrahi gerek tedavi üreme fonksiyonlarını etkilemektedir.

Alternatif Yöntem: Sperm Dondurmak
Tüp bebek tedavilerinde sperm dondurma 30 yılı aşkın süredir başarıyla uygulanmaktadır. Dondurulmuş spermle yıllar sonra bile sağlıklı gebelikler elde edilebilmektedir. Dondurulmuş spermle elde edilen gebeliklerde bebeklerde herhangi bir olumsuz gözlenmemektedir. Sperm dondurma basit ve nispeten daha ekonomik bir işlemdir. Burada önemli olan kanser tanısı almış üreme çağındaki erkeklerin bilgilendirilmesidir. Kanser sonrası hayatlarında üreme fonksiyonlarını kaybetmemek için sperm dondurma alternatif olarak değerlendirilmelidir. Sperm dondurma ülkemizde birçok merkezde başarıyla uygulanmaktadır.

Kaynak: HaberTürk

Kategoriler
Kanser

7 belirtiye dikkat!

Bu belirtiler sizde varsa da doktora gidin yoksa da! Çünkü…

Hastalıklarda erken teşhis hayat kurtarıyor. Peki hangi belirtileri ciddiye almak ve neler yapmak gerekiyor? Konunun uzmanları bu soruları kendi uzmanlık alanlarına göre yanıtlıyor.

Dünyada kansere yakalanan hasta sayısı giderek artıyor. Rakamlar korkutucu da olsa, erken tanı ve koruyucu tedbirler sayesinde birçok kanser türü önlenip iyileştirilebiliyor. Bunun için kansere yakalanmadan koruyucu tedbirleri almak, belirtilere karşı uyanık olmak, düzenli aralıklarla kanser taraması yaptırmak, erken teşhisten yararlanmak gerekiyor.

Tıbbi Genetik Uzmanı Dr. Yaman Sağlam “Genetik danışma öncesinde, kanser riskinin kesinleşmiş olması şart görülüyor” diyor. Bu nedenle aile öyküsünün bir genetik uzmanı tarafından ayrıntılı olarak ele alınması ve aile ağacı çıkartılması gerekiyor. Hastalığın tanımlanabilmesi amacıyla, kromozom analizi, DNA analizi ve enzim düzeyleri gibi birçok ileri tetkike ihtiyaç duyuluyor.

AİLEDE VARSA DİKKAT!
Eğer ailede görülen kanser birden çok bireyde aynı organ veya yapısal özellikteki organları tutuyorsa, bu tip kanserin kalıtsal olduğu düşünülüyor. (Örneğin; kolon kanseri bir ailede iki veya üç kuşaktaki bireylerde beklenenden erken yaşta görülüyorsa kalıtsaldır.) Erken tanının hayat kurtarıcı yönü olduğuna dikkat çeken Dr. Yaman Sağlam, doğru yaklaşımlar ile erken tanı alınmasıyla kanserlerin yaklaşık yüzde 80 – 90 oranında tedavi edilebildiğini söylüyor.

KANSERİN 7 BELİRTİSİ
Gelişmiş bütün ülkeler aşağıdaki 7 belirtinin kanser habercisi olduğu görüşünde birleşiyor. Bu belirtiler mutlaka kanser anlamına gelmediği gibi tanının da çoğu zaman kanser çıkmadığına dikkat çekiliyor. Bunun yanında kişide bu belirtilerin olmaması o kişide, kanser yok demek olmuyor. Ancak bu 7 belirti tehlike işareti olarak kabul edildiği için herhangi birinin varlığında doktora başvurmakta gecikmemek gerekiyor.

İşte kanserin 7 belirtisi:
* Bağırsak ve mesane alışkanlıklarının değişiklikleri,
* İyileşmeyen yaralar,
* Zamansız kanama ve akıntı,
* Meme veya başka yerde sertlik,
* Hazımsızlık veya yutma güçlüğü,
* Benler veya bir siğilin belirgin değişikliği,
* Hırıltılı öksürük veya ses kısıklığı

KOLDAN KANLA KOLON KANSERİ GENETİK TESTİ
Kalın bağırsak (kolon) kanseri, diğer adı ile kolorektal kanser (kolon ve rektum kanseri-CRC) erken evrede yakalandığında tedavi edilebiliyor. Henüz bulguları olmayan bireylerde bile kanser yönünde bir değişim varsa, sadece kan alınarak yapılacak bir genetik test ile erken tanı ve erken tedavi bu kanseri önleyebiliyor.

Kolon kanseri erken teşhis yöntemleri arasında en son uygulamaya başlanan bu test, koldan kan alınarak yapılan kolon kanserine özel genetik değişim tarama yöntemi olarak tanımlanıyor. Uygulamada hastanın kolundan 10 cc kan alınıyor ve dolaşıma karışmış olan kanserli hücreye ait DNA materyalinden kanserin varlığını gösteren yapı değişikliği belirleniyor.Yeni uygulanmaya başlanan test, özellikle kolonoskopi yaptırmaktan çekinen hastalar için kurtarıcı bir erken tanı yöntemi olarak değerlendiriliyor.

MEME KANSERİNE KARŞI BRCA GENİ TAKİBİ
Meme kanseri tanısında kullanılan farklı testler bulunuyor. Bunlardan ilkinin kanserin genetik olup olmadığının araştırıldığı BRCA geninde mutasyon taranması olduğu belirtiliyor. Mutasyon varlığı, muhtemel kanser gelişimi ile ilgili riskin artmış olduğunu gösteriyor. Bu test, kandan elde edilen DNA çalışması ile yapılıyor. BRCA gen analizi testinin, ailesinde meme kanseri öyküsü bulunan kadınlara erken tanı amaçlı yapılabileceğine dikkat çekiliyor.

AKINTI VE KAŞINTI RAHİM AĞZI KANSERİ BELİRTİSİ OLABİLİR
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Kadir Savan;erken teşhis edildiğinde tedavisi mümkün olan rahim ağzı kanseri ve HPV virüsü ile ilgili olarak, ” Rahim ağzı kanserleri; HPV virüslerinin meydana getirdiği enfeksiyonlara bağlı oluşan kanserler olarak biliniyor” diyor.

Toplumdaki kadınların yaklaşık yüzde 80’inin, yaşamların bir döneminde HPV virüsü kaptıkları belirtiliyor. HPV olan kadınların yüzde 90’ında virüs yıllar içinde kendiliğinden temizleniyor. Ama bu virüs yüzde 10 – 15′ lik grubun vücudunda kronik enfeksiyon olarak kalıyor. Bu enfeksiyonlar vajen ve rahim ağzında bu enfeksiyon halini 10 -15 yıldan fazla sürdürürlerse, rahim ağzı kanserine neden olabiliyor. Ayrıca ilerleyen dönemlerde rahim ağzında, vajende ve makatta hücrelerde değişikliğe sebep oldukları için de farklı kanserlere davetiye çıkartabiliyor.

GEÇ KALMAYIN
HPV virüsü, kadınlarda genel olarak akıntı, yanma, kaşıntı gibi şikayetlere neden oluyor. Bu şikayetler sık görüldüğü için belirtiler çoğu zaman önemsenmiyor. Basit bir vajinal enfeksiyon olarak algılandığı ve virüs başka hiçbir şikayete yol açmadığı için, hastalık sinsi ilerliyor ve kansere dönüşüyor. Doç. Dr. Kadir Savan, rahim ağzı kanserinin teşhisinin çok kolay olmasına karşın hastaların doktora genellikle geç dönemde başvurduklarını söylüyor. Hastalar akıntı, yanma ve kaşıntı gibi belirtilerin basit bir enfeksiyon olduğunu sanıp doktora gitmiyor. Bu nedenle teşhis konulduğunda hastalık genellikle ilerlemiş oluyor. Modern tıp ise bu hastalığın çok tehlikeli ama önlenebilir olduğuna işaret ediyor.

YILDA BİR KEZ MUTLAKA SMEAR TESTİ YAPTIRIN
Rahim ağzı kanserlerinin tanısının kolay olduğu, bu nedenle bir kadının yılda en az bir kez jinekolojik muayene ve smear testi yaptırması gerektiği belirtiliyor.Yapılan bu test normal rahim ağzı hücrelerinin uğradığı anormal değişikliği gösteriyor. Düzenli muayene ve smear testi ile bu değişiklikleri zamanında yakalamak hastalığın aşamasına göre uygun tedavi uygulanmasına ve rahim ağzı kanserinin önlenmesine yarıyor. “Bu nedenler yüzünden kadınlara; düzenli yıllık jinekolojik muayene ve rahim ağzından smear testi öneriyoruz” diyen Doç Dr. Savan, geç kalınması halinde kanserin yayıldığını ve tedavi şansının azaldığını söylüyor.

Kaynak: HaberTürk

Kategoriler
Kanser

Vitaminlerin alzheimer ve demans üzerindeki etkisi

 

Erciyes Üniversitesi Tıp  Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emel Köseoğlu, son  yıllarda yapılan araştırmalarda vitamin B12 ve folik asit eksikliğinin  homosistein denilen maddenin vücutta fazlalaşmasına yol açtığının tespit  edildiğini, bu maddenin fazlalaşmasının sinir hücrelerine zarar vererek demansa  (bunama) neden olduğunu bildirdi.
 
Prof. Dr. Köseoğlu, ”Patogenez Alzheimer Hastalığı ve Vasküler Demans”  adlı, ABD’de yayımlanan iki kitapta yer alan, vitaminlerin Alzheimer hastalığı ve  demans üzerindeki etkisini konu alan makalesiyle ilgili olarak  bilgi verdi.
 
Genel olarak 65 yaş üzerindeki kişilerin yüzde 10’unda demans görüldüğünü  belirten Köseoğlu, Türkiye;de yeterli çalışma olmamasına rağmen yaklaşık 250 bin  demans hastası olduğunun tahmin edildiğini söyledi.
 
Köseoğlu, demansın en sık görülen nedeninin alzheimer hastalığı olduğunu  ifade ederek, sistemik risk faktörlerine bağlı olarak beyinde gerçekleşen  vasküler (damarsal) olayların da sık görülen demans nedenleri arasında yer  aldığını kaydetti.
 
Demansın yaşam kalitesini bozarak bakıma muhtaç hale getirdiğini, ölüme  neden olduğunu belirten Prof. Dr. Köseoğlu, şöyle konuştu:
 
”Çağımızda çevresel kirlenme, yaşam süresinin uzaması, vasküler ve  metabolik hastalıkların artması gibi nedenlerle demans hastalığı önemli bir  toplum sorunu haline gelmiş durumdadır. Önümüzdeki 50 yılda dünyada hasta  sayısının üç kat artarak 75 milyona ulaşacağı düşünülüyor. Bu yüzden hastalığın  tedavisi kadar korunma konusuna da önem vermek gerekiyor. Bu bağlamda vitaminler,  vücuttaki birçok biyokimyasal olayda görevli oldukları için dikkati çekmiştir.”
 
Köseoğlu, birçok çalışmada vitamin eksikliğinin demansa neden olduğunun  belirlendiğini ancak demans hastasının beslenme düzeninin değişip daha az  vitaminli yiyecekler almış olması sonucu da vitamin eksikliği gelişmiş  olabileceğini söyledi.
 
A, C ve E vitaminlerinin antioksidan olduğunu belirten Prof. Dr.  Köseoğlu, şunları kaydetti:”Antioksidasyon sinir hücrelerinin korunması ve fonksiyonlarının  düzeltilmesinde faydalı bir mekanizmadır. Bu vitaminlerin kan seviyeleri ile  demans arasındaki ilişkisi pek çok çalışmada saptanmıştır. İzlem periyodu ile  yapılan çalışmalar yeterli sayıda ve nitelikte değil. Fakat genellikle bu  vitaminlerin tedaviden çok önlemede etkili olduğu şeklinde sonuçlar var. Bazı  yayınlar bu vitaminlerin hap şeklinde takviyesinden ziyade diyetle birlikte  alınmasının doğru olduğunu bildiriyor. Bu durum vitaminlerin meyve ve sebzede  daha çeşitlilik göstermesi ve vitaminlerin meyve, sebzenin içindeki flavonoid  gibi başka maddelerle etkileşmesine bağlanıyor.”
         
K vitamini eksikliği
Sinir hücresinin metabolizması ve işlev görmesi için B vitaminlerine  gerek duyduğunu söyleyen Köseoğlu, ”B vitaminlerinin pek çok çeşidi var.  Bunların hepsi sinir fonksiyonları için gerekli ama içlerinde vitamin B12 ve  folik asit, üzerinde en çok araştırma yapılanlarıdır. Son yıllarda bu  vitaminlerin eksikliğinin ayrıca homosistein denilen maddenin vücutta  fazlalaşmasına yol açtığı tespit edilmiştir. Bu maddenin fazlalaşması sinir  hücrelerine zarar vererek demansa sebep olmaktadır” diye konuştu.
 
Prof. Dr. Köseoğlu, yaşlılarda yüzde 3-60 vitamin B12 eksikliği, yüzde 30  folik asit eksikliği görüldüğünü belirterek, şunları kaydetti:
 
”Plasebo kontrollü çalışmaların sonuçları birbiriyle çelişkili. Bu  vitaminlerin demansı önlediği ve tedavisinde işe yarayabileceğine dair ciddi  çalışmalar da var. 60 yaş üzeri, homosisteini yüksek, vitamin B12’si normal 800  kişi üzerinde yapılan çalışmada, folik asit alan kişilerin plasebo alanlara göre  üç yıl sonunda bilişsel fonksiyonlarının daha iyi olduğu gözlemlenmiş.”
 
Köseoğlu, son yıllarda K vitamini eksikliğinin de demansa sebebiyet  verebileceği üzerine hipotezler oluştuğuna dikkati çekerek, ”Vitamin K eksikliği  de yaşlı kişilerde sıkça görülen bir durum. Bu konuda da çalışmalar yapılması  planlanıyor” dedi.
         
Multivitamin haplarının etkisi
Multivitamin haplarının demans ve bilişsel işlevler üzerine etkisinin de  ayrı bir merak konusu olduğunu kaydeden Prof. Dr. Köseoğlu, şunları söyledi:
 
”Bu preperatların sağlıklı kişiler üzerine etkisiyle ilgili yapılmış iki  çalışma var. Biri sağlıklı 220 yaşlı kadında yapılmış. Altı aylık multivitamin  hapı kullanımı sonrası, öncesine göre bilişsel işlevlerde anlamlı bir fark  görülmemiş. Bu çalışmanın izlem süresinin yetersiz olduğu düşünülüyor. Bir diğer  çalışma yaşlı 910 sağlıklı kadın ve erkek üzerinde yapılmış. Bunların yarısı  vitamin hapı, yarısı plasebo aldığında, multivitamin preparat kullanan bazı  grupların (75 yaş üzeri ve iyi beslenemeyen gruplar) bazı testlerde bu 
kullanımdan fayda gördükleri gözlendi. Az sayıda alzheimer hastası üzerinde  gerçekleştirilen çalışmalarda ise multivitamin haplarının bilişsel fonksiyon,  duygu durumu ve günlük fonksiyonlar açısından hastalara fayda sağladığı tespit  edilmiş. Konuyla ilgili  daha fazla hasta üzerinde çalışma yapılması  gerekiyor.”

Kaynak: Milliyet