Kategoriler
Göz Sağlığı

Katarakt ameliyatlarında hayati karar!

Prof. Dr. Kazım Devranoğlu, katarakt ameliyatlarının, en az kalp ameliyatları kadar önemli olduğunu belirtti

Devranoğlu, katarakt ameliyatı olacak hastaların dikkat etmesi gereken konuları, ”hekim tecrübesi”, ”kullanılan malzemelerin kişiye özel olarak ve tek seferlik kullanılması”, ”tedavinin yapıldığı hastanenin teknolojik altyapısının yeterliliği”, ”ameliyatın gerçekleştiği ameliyathanenin sterilizasyon zincirine uygun olması” şeklinde sıraladı.

Sterilizasyon şartlarına uyulmadan yapılan katarakt ameliyatı sonrası gözde enfeksiyon ve farklı komplikasyonlar gelişebileceğine dikkati çeken Devranoğlu, bu durumun hastanın görme yetisini kaybetmesine kadar gidebilecek bir yolun başlangıcı olabileceğini kaydetti.

Devranoğlu, ”iyi”, ”kaliteli” merceklerle yapılmayan ameliyatlarda kataraktın arka zarının kalınlaşma riskinin, kaliteli mercekle yapılan ameliyatlara göre daha fazla olduğuna değinerek, bu tür durumlarda kalınlaşan katarakt zarının lazerle açılması gerektiğini, bunun da hasta için ayrı bir ameliyat riski ve maddi külfet anlamına geldiğini belirtti.

Katarakt ameliyatının başarısını, hekimin tecrübesi ve göz içine konulan merceğin kalitesinin doğrudan etkilediğini anlatan Devranoğlu, katarakt ameliyatlarının, en az kalp ameliyatları kadar önemli olduğunu belirtti.

Devranoğlu, ”Femtosaniye Lazer” yöntemi ile katarakt tedavisinde önemli yol katedildiğinin altını çizerek, şu bilgileri verdi:

”Femtosaniye Lazer yardımıyla katarakt ameliyatında gelişmiş görüntüleneme yöntemleri kullanılarak katarakt ameliyatının en önemli aşamaları yapılıyor. Bu aşamalar sırasıyla, gözün kornea tabakasının lazerle kesilmesi, göz merceğinin ön zarının alınması ve katarakt oluşmuş merceğin göz içinde parçalanması lazer yardımı ile daha hassas ve daha düzgün olarak yapılabilmektedir. Klasik Fako ile yapılan katarakt ameliyatlarında olduğu gibi bu şekilde lazer yardımıyla hassas olarak yapılan ameliyatlar sonrasında da göz içine takılan çok odaklı mercekler ile kataraktın yanı sıra varsa hastalardaki kırma kusurlarının (miyop, hipermetrop, astigmat) daha doğru olarak düzeltilebiliyor, uzak ve yakın gözlüklerine olan bağımlılık azalıyor. Türkiye bu yöntemi, dünya ile eş zamanlı olarak kullanmaya başlayarak bu konuda Avrupa’daki deneyimli ülkeler arasına katıldı.”

AA

Kaynak: HaberTürk

Kategoriler
Göz Sağlığı

Tedavi edilmezse gözünü kaybedecek

‘Retina Dekolmanı’ teşhisi konulan 7 yaşındaki Halil İbrahim Sak, tedavi edilmediği takdirde sağ gözünü kaybedecek

Hatay’ın Dörtyol ilçesinde tek odalı evde yaşayan 3 çocuklu Sak ailesi maddi imkansızlık nedeniyle tıp dilinde “Retina Dekolmanı” olarak bilinen göz merceği yırtılması teşhisi konulan 7 yaşındaki Halil İbrahim Sak’ı tedavisini yaptıramıyor. Hazal (6) ve Sedat (4) adlı iki çocuğu daha bulunan anne Zini Sak (40), çocuğunun bir yıl önce göz ağrısı şikayetiyle devlet hastanesine götürdüğünü, yapılan muayene ve tetkiklerde doktorların sağ gözünde göz merceği yırtığı teşhisi koyduğunu ve ameliyatın da başarılı olmasının üst düzey hastanelerde yapılması gerektiğini söylediklerini belirtti.

Baba Yusuf Sak (38) ise düzenli bir işi olmadığı için tek odalı evinin kirasını dahi zor ödeyebildiğini, oğlunu maddi imkansızlık nedeniyle tedavi ettiremediğini söyledi.

Tek odalı evde yaşamaya çalışan 5 kişilik Sak ailesi en büyük dileklerinin evlatları Halil İbrahim’in göz sağlığına kavuşması olduğunu, devlet yetkilileri ve hayırseverlerden yardım beklediklerini söyledi.

İHA

Kaynak: HaberTürk

Kategoriler
Göz Sağlığı

Tedavi edilmeyen şaşılığa dikkat!

Çocuklarda şaşılık problemi 3 aydan itibaren tedavisi başlamazsa ne oluyor?

Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Mürüvvet Tüzünalp, çocuklarda şaşılık probleminin 3 aydan itibaren tedavisinin başlaması gerektiğini, tedavi edilmeyen çocuklarda şaşılık nedeniyle göz tembelliğinin ortaya çıktığını belirtti.

Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Mürüvvet Tüzünalp, çocuklarda şaşılık problemleri hakkında bilgi verdi. Şaşılığın göz kaslarının yerleşimine veya kırıcılık kusurundaki göz kaslarının fazla çalışmasından kaynaklanan, gözlerin birbirine paralel olmaması durumu olduğunu belirten Tüzünalp, “Çocuğun gözünde doğuştan fark edilen bir problem yoksa 3 aydan itibaren muayene edilmeli. Çünkü 3 aya kadar çocuğun görmesi başlıyor ve kaymaları düzeliyor. İlk 3 ayda çocuklar daha odaklamadıkları için, gözleri bir arada tutma kabiliyetleri gelişmediği için gözler her yöne kayabilir, bir gün içe bir gün dışa kayabilir. Bu yüzden takip başlayana kadar 3 aya kadar olan kaymalar dikkate alınmaz. Gözünde kayma gibi bir durum olmasa bile çocuk 3 aydan sonra da bir kez 1 yaşa kadar ve bir kez de 5-6 yaşlarında tekrar muayene olmalı. Hiçbir problemi olmayan bir çocuğu da okula başlayana kadar 3 kez muayene etmiş oluyoruz” diye konuştu.

ERKEN TEŞHİS ÖNEMLİ

Kırıcılık kusuruna bağlı bir kayma varsa tedavisinin ona göre, doğumsal bir kayma varsa tedavinin kaymaya neden olan sebebe uygun yapıldığını söyleyen Op. Dr. Tüzünalp, “3 aydan sonra gözde takip başlamıyorsa, içe ya da dışa kayma hallerinde doğumsal içe kayma, katarak, göz kaslarının içe yapışma durumu, sinirde bir gelişim eksikliği, göz organının gelişiminde bir hata durumları söz konusu mu diye bakılır. Çünkü erken teşhis bu durumlarda da çok önemli. Kırıcılık kusuruna bağlı kaymalar genellikle genetik geçişli oluyor. Türkiye’de de akraba evliliği de çok sık görüldüğü için kayma problemlerini yurt dışına göre daha sık görüyoruz” dedi.

Çocuğun kullandığı çerçevesinin de en az doğru numaralı cam kadar önemli olduğunun altını çizen Tüzünalp, “Rahatsız bir çerçevesi olan gözlüğü çocuk takmaz. Çerçeve çocuğun kulağını, burnunu acıtırsa gözlük takmaz. Ayrıca çocukların alttan ve üstten rahat bakacağı yuvarlak gözlükler tercih edilmeli. Gözlükle büyüyen çocuk 10-15 yaşına geldiğinde kontak lens kullanır. 18 yaşından sonra da lazer yapan bir hekime yönlendirilir. Göz kusurundan kurtulunca gözde kayma sorunu da ortadan kalkar. Gözlüklü ya da gözlüksüz yüzde 100 görmeyi sağladıktan sonra kayma devam ediyorsa cerrahi müdahale önermek lazım. Gözün yerini anatomik olarak değiştiriyoruz ama fonksiyonel olarak da o göz görüyorsa, göz bizim koyduğumuz yerde kalıyor. Burada yan faktörler giderildikten ve doğru gözlük kullanıldıktan, göz eğitildikten sonraki tedavi daha başarılı oluyor” ifadelerini kullandı.

GÖZ KAPAMA YÖNTEMİ DE KULLANILIYOR

Erken tedavi yapılmaz ise şaşılığın göz tembelliğine neden olacağını, görme merkezinin yerinin değişeceğini belirten Op. Dr. Tüzünalp, “Tembel göz kayar, kayan göz tembelleşir. Kısır bir döngüye neden olur. Erken tanı da bu araya girip, gözü eğitmeye, kapamaya ya da alternatif yöntemlerle gözü eğitiyorsunuz. Kapamanın süresi, ne zaman yapılacağı, takibi önemli. 2 saatlik kapama ile 8 saat ya da tam gün kapama arasında aldığımız cevap farklı oluyor. Kapama tedavisini yaşa, kırıcılık kusuruna ve görme eksikliğine bağlı olarak her hastaya farklı olarak öneriyoruz. Kapama tedavisi aile ve çocukla çok iyi iletişimde olunması gereken bir tedavi dönemidir” dedi.
Tüzünalp sözlerine şöyle devam etti:

“Düz bakışta kayması olmayan ama yanlara bakışta kayması olan hastalıklar da var. Örneğin sol tarafa doğru bakıyorsa, sağ gözü yukarı gidiyor gibi. Bunlar çok basit cerrahilerle tedavi ediliyor. Bazen 7-8 dakika içinde o kasın fonksiyonunu azalttığınız, çocuğun baş pozisyonu ya da çene kaldır, indir gibi pozisyonlarda devam ettiği sorunları de çözülüyor. Kaymaların hangi yönde hangi derecede olduğunu prizmalar kullanarak özel aletlerimiz ile bakıyoruz. Bu sayede kasların yerini değiştirerek, cerrahi müdahale yapılacağını öngörebiliyoruz. Flaster kapama bantları ile belirli süre göz yoğun çalıştırılarak, çocuğun boyama yapması, hatta bilgisayar bile oynamasını istiyoruz.”

YARIM SAATTE CERRAHİ MÜDAHALE

Gözün eğitildiği, kapama tedavisi uygulanıldığı bir hastada tedavi sonrası yüzde 100 görme elde edildikten sonra bile hala kaymanın devam etmesi durumunda çocuğa cerrahi müdahale önerdiklerini açıklayan Op. Dr. Tüzünalp, “Böyle bir çocuğun tedavisi için cerrahi müdahale de beklemenin gereği yok. Cerrahi müdahale, genel anestezi altında yapılan ortalama bir göz için yarım saat süren bir işlem. Aynı gün gözü açıp, taburcu ettiğimiz çocuk sadece belli bir süre ilaç kullanıyor. Bunun yanında botulinum toksin denilen halk arasında botoks olarak bilinen alternatif tedavi 3-4 ayda bir tekrarlanacağı için ve genel anestezi altında yapılacağı için çok pratik olarak uygulanmıyor. Ama daha ileri yaşlarda cerrahi müdahale yapılan bir hastada kayma hala belli bir açıda var ise denenebilir” şeklinde konuştu.

İHA

Kaynak: HaberTürk

Kategoriler
Göz Sağlığı

Sarı nokta hastalığına dikkat

Ciddi görme kayıplarına neden olabiliyor

Opr. Dr. İhsan Emre, halk arasında ‘Sarı Nokta’ olarak bilinen Maküla Dejenerasyonu hastalığının yaş ile doğru orantılı arttığını ve ciddi görme kayıplarına neden olduğunu söyledi.

Yaşa Bağlı Maküla Dejenerasyonu gözün okumak, dikiş dikmek ya da araba kullanmak gibi işlerde gerek duyulan “merkezi keskin görme” yeteneğini etkileyen hastalık türü. Halk arasında ‘Sarı Nokta’ olarak bilinen ve Türkiye’de sıkça görülen bu göz rahatsızlığı, gözün sinir tabakası olan retinanın maküla adıl verilen bölgesini etkiliyor. Hastalığın en önemli risk faktörü yaş. Hastalık yaş ile doğru orantılı artırıyor. Rahatsızlık ciddi görme kayıplarına neden olabiliyor.

Opr. Dr. Emre, sarı noktanın gözün merkezi görmeyi sağlayan okumak, bilgisayar ve araba kullanmak gibi hayatı idame ettiren işler için gözün olmazsa olmaz bir yapısı ve gözde ışığı algılayan, hücreleri barındıran retinal (sinir) tabakasının merkezi görmeyi sağlayan parçası olduğunu söyledi.

Yaşa Bağlı Maküla Dejenerasyonu olarak da adlandırılan sarı nokta rahatsızlığında en önemli şikayetin kırık görme olduğunu dile getiren Emre, “En önemli risk faktörü ise yaştır. Yaş ilerledikçe riskte artıyor. Sigara, hiper tansiyon, güneş (ultraviole), aile öyküsü, kadın olmak diğer risk faktörleri arasında yer alıyor. Bazen çok yavaş ilerleyen ve merkezi görmede sadece azalma ile seyrederken bazen de ani bir görme azalması, kırık görme, şekerle veya kaşıkla çay bardağını isabet ettirememe, önüne konulan bir şeyi arama gibi gibi dramatik bir tablo ile hastalar hekime başvuruyor” dedi.

Rahatsızlığa göz anjiyosu (FFA) ve tomografi (OCT) ile tanı konulduğunu dile getiren Emre, sıra nokta rahatsızlığının tedavisinde kalıcı bir çözüm sunulamadığını belirtti. Emre, özellikle minimal miktarlı çinko içeren çoklu vitamin tabletlerinin kuru tip tedavisinde bir çeşit antioksidan olan enjeksionluk iğnelerinde yaş tipinde destekleyici tedavi olduğunu sözlerine ekledi.

İHA

Kaynak: HaberTürk

Kategoriler
Göz Sağlığı

Sinsi hastalık: Göz tansiyonu

Halk arasında göz tansiyonu olarakta bilinen glokom milyonlarca insanı etkileyen ve sinsi ilerleyen bir göz hastalığı

Körlüğe kadar giden sağlık sorunlarına neden olabilen glokomun genetik etkisine dikkat çeken Uzman Doktor Suzan Güven, ailesinde göz tansiyonu olanların her yıl göz taraması yaptırması tavsiyesinde bulundu.

Glokomu göz sinirinin hasarlanması olarak tanımlayan Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Dr. Suzan Güven Yılmaz, “Görme sinirinin hasarı ile sonuçlanan hastalığın en önemli özelliğinin sinsi olması. Görme alanını daraltarak en sonunda da kör olmaya sebep oluyor. Ve hasta bunu çoğunlukla farketmez çünkü görme keskinliği en son safha da etkilenir. Hastanın başta görme alanı daralarak çok sınırlı bir alandan dürbün gibi bir noktadan görmeye başlar. Sonunda o alanı o santral adacık denen alanı da kaybettiğinde tamamen kör olur” dedi.

Dr. Yılmaz, hastalığın çeşitli damla ve ağızdan alınan ilaçlarla tedavi edildiğini ancak bu tedaviler sonuç vermezse cerrahi müdahalede bulunulduğunu söyledi.

EN ÖNEMLİ SEBEP İLERLEYEN YAŞ
Suzan Güven Yılmaz, “Göz içi basıncı yüksekliği görme sinirine zarar vermeye başladığında glokom gelişiyor. Glokom gelişiminde en büyük risk faktörü göz içi basınç yüksekliğidir. İkinci büyük risk faktörü de yaştır. 40 yaşın üzerinde bu risk artar” diye konuştu.

Genetik faktöre de dikkat çeken Dr. Yılmaz, ailede göz tansiyonu olan kişilerin mutlaka 40 yaşını beklemeden Dünya Sağlık Örgütü’nün de öngördüğü gibi yılda bir defa göz taramasından geçmeleri gerektiğini söyledi.

“GLOKOM’UN NET BİR BELİRTİSİ YOK”
Glokom’un sinsi bir hastalık olduğunu belirten Uzman Dr. Suzan Güven Yılmaz, hastalığın tam net bir belirtisinin olmadığını ifade ederek, ancak bazı hastaların şanslı olduğunu ve hastaların ışık, hare ve bulanık görme gibi şikayetlerle hastaneye başvurduğunu belirtti. Normalde 10 ile 21 mm arasındaki göz basıncının normal kabul edildiğini, 21’in üzerinde ölçüldüğü zaman yüksek göz tansiyonu dendiğini belirtirken; diğer yandan, her zaman yüksek tansiyonun glokoma sebep olmadığını vurguladı. Glokomun gelişimi göz tansiyonu görme sınırına basınç yapıp görmeye zarar verdiğinde bu hasarın çoğu hastada 21’i geçince, bazılarında ise daha yüksek rakamlarda oluştuğunu, çünkü bazı bünyelerin bu rakamları tolera edebildiğini sözlerine ekledi.

İHA

Kaynak: HaberTürk

Kategoriler
Göz Sağlığı

Gözlerinize inanamayacaksınız!

Türkiye’de toplamda 3 kez görüldü

Mersin’in Tarsus İlçesi’nde 52 yaşındaki Ali Yıldırım’ın sol gözündeki parazit ameliyatla çıkartıldı. Operasyonu yapan Op. Dr. Harun Yılmaz, bu hastalığın Türkiye’de toplamda 3 kez görüldüğünü söyledi.

İşçi emeklisi Ali Yıldırım, sol güzünde sulanma ve sürekli acı hissetmeye başlayınca ilçedeki Maya Göz Merkezi’ne giderek muayene oldu. Op. Dr. Harun Yılmaz’ın yaptığı muayene ve tetkiklerde hastanın sol gözünde beyaz renkli ipliksi bir şeride rastlandı. Daha önce de 60 yaşındaki emekli öğretmen A.Ö.’nün gözünden ameliyatla 10 santimetre uzunluğunda parazit çıkartan Op. Dr. Yılmaz, Ali Yıldırım’ı da ameliyata aldı. Yapılan başarılı operasyonla Yıldırım’ın gözündeki parazit çıkartıldı.

Op. Dr. Harun Yılmaz, bu hastalığın Türkiye’de toplamda 3 kez görüldüğünü, bunlardan 2’sinin Tarsus’ta olduğunu söyledi. 13 yıllık meslek hayatında ikinci kez böyle bir vakaya rastladığını anlatan Op. Dr. Yılmaz, “Ali Yıldırım sulanma ve ağrı şikayeti ile geldi. Sol gözünde göz paraziti vakasına rastladım. Ardından da ameliyatla çıkarttık. Bu rahatsızlığın sivrisineğin bir köpeği ısırdıktan sonra, insanı ısırmasıyla insan vücuduna geçtiğini düşünüyoruz. Bu vaka sıtmaya da yola açabilir” dedi.

DHA

Kaynak: HaberTürk

Kategoriler
Göz Sağlığı

Gözleri bile açılmadan ameliyat!

Adana’da 11 Ocak’ta doğan Mustafa Çimen, dünyaya geldikten 5 gün sonra bulanık görmeye neden olan katarakt hastalığı nedeniyle iki gözünden de ameliyat edildi

Doğum sonrası Mustafa bebeğin göz bebeklerindeki siyah lekeyi fark eden annesi 37 yaşındaki Ebru Çimen, özel sağlık merkezinde görevli Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Metin Mürşitoğlu’na başvurdu. Yapılan muayenede Mustafa bebeğin iki gözünde de yeni doğan bebeklerde görülme oranı 20 binde 1 olan doğuştan gelen katarakt saptandı.

Dr. Metin Mürşitoğlu, lazer teknolojisi kullanarak bir saat süren ameliyatla minik Mustafa’nın gözlerindeki kataraktları aldı. Doğuştan gelen kataraktlarda erken teşhisin önemli olduğunu belirten Dr. Mürşitoğlu, 3 yıl sürecek tedavinin yeni başladığını belirtti. Mürşitoğlu, “Mustafa bebeğin tedavisinin tamamlanması için 2- 3 yaşına kadar gözlük veya lens takması gerekecek. Büyüyünce yapılacak ikinci ameliyatla da tedavisi tamamlanıp, gözlerinde sorun kalmayacak” dedi.

KATARAKTIN YENİ DOĞANLARDA ERKEN FARK EDİLMESİ ÖNEMLİ
Doğuştan gelen kataraktın görüldüğü andan itibaren ameliyat edilmesi gerektiğini belirten Dr. Metin Mürşitoğlu, şöyle devam etti:

“Bu yeni doğanlarda 20 binde bir görülen bir durumdur. Ayrıca bu kadar erken fark edilmesi çok önemlidir. Yeni doğanlarda katarakt, göz bebeklerindeki siyah noktadan, bebeklerin objelere karşı ilgisizliğinden fark edilebilir. Hatta çekilen fotoğraflarda, gözün üzerinde çıkan kırmızı refle sağlık demektir. Bu yoksa bile aileler yeni doğanlarda katarakttan şüphelenebilir. Doğuştan gelen katarakt, görüldüğü andan itibaren mutlaka ameliyatla alınmalıdır.”

DHA

Kaynak: HaberTürk

Kategoriler
Göz Sağlığı

5 günlük bebeğe katarakt ameliyatı!

Adana’da 11 Ocak’ta doğan Mustafa Çimen, dünyaya geldikten 5 gün sonra bulanık görmeye neden olan katarakt hastalığı nedeniyle iki gözünden de ameliyat edildi

Doğum sonrası Mustafa bebeğin göz bebeklerindeki siyah lekeyi fark eden annesi 37 yaşındaki Ebru Çimen, özel sağlık merkezinde görevli Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Metin Mürşitoğlu’na başvurdu. Yapılan muayenede Mustafa bebeğin iki gözünde de yeni doğan bebeklerde görülme oranı 20 binde 1 olan doğuştan gelen katarakt saptandı.

Dr. Metin Mürşitoğlu, lazer teknolojisi kullanarak bir saat süren ameliyatla minik Mustafa’nın gözlerindeki kataraktları aldı. Doğuştan gelen kataraktlarda erken teşhisin önemli olduğunu belirten Dr. Mürşitoğlu, 3 yıl sürecek tedavinin yeni başladığını belirtti. Mürşitoğlu, “Mustafa bebeğin tedavisinin tamamlanması için 2- 3 yaşına kadar gözlük veya lens takması gerekecek. Büyüyünce yapılacak ikinci ameliyatla da tedavisi tamamlanıp, gözlerinde sorun kalmayacak” dedi.

KATARAKTIN YENİ DOĞANLARDA ERKEN FARK EDİLMESİ ÖNEMLİ
Doğuştan gelen kataraktın görüldüğü andan itibaren ameliyat edilmesi gerektiğini belirten Dr. Metin Mürşitoğlu, şöyle devam etti:

“Bu yeni doğanlarda 20 binde bir görülen bir durumdur. Ayrıca bu kadar erken fark edilmesi çok önemlidir. Yeni doğanlarda katarakt, göz bebeklerindeki siyah noktadan, bebeklerin objelere karşı ilgisizliğinden fark edilebilir. Hatta çekilen fotoğraflarda, gözün üzerinde çıkan kırmızı refle sağlık demektir. Bu yoksa bile aileler yeni doğanlarda katarakttan şüphelenebilir. Doğuştan gelen katarakt, görüldüğü andan itibaren mutlaka ameliyatla alınmalıdır.”

DHA

Kaynak: HaberTürk

Kategoriler
Göz Sağlığı

Hastalık yavaş ilerliyor ama…

Yüksek ısıda çalışanlar katarakt riskiyle karşı karşıya kalabilir.

Uzmanlar dönerci, kaynakçı gibi ateş karşısında çalışanların, görme yetisini zamanla kaybedebileceğini söylüyor.

Yaşın ilerlemesiyle gözlerde oluşan katarakt dönerci, kaynakçı, fırıncı gibi yüksek ısı ile çalışanları da genç yaşta tehdit ediyor. Op. Dr. Tamer Haytoğlu, ısı ve ateş karşısında uzun süre çalışmanın, göz merceğindeki opaklaşmayı beraberinde getirdiğini ve bunu sonucunda katarakt oluştuğunu belirtti.

Kataraktın belirtilerinin görmede azalma, renklerin soluklaşması gibi şikayetlerle ortaya çıktığını ifade eden Haytoğlu, “İlerlemiş kataraktta, göz merceğinde sarı ve kahverengi pigment kümelerinin görülmesi çok sık karşılaşılan bir durumdur. Özellikle ateş karşısında çalışan dönerci, kaynakçı ve fırıncı gibi bazı meslek gruplarında, yaşa bağlı olmaksızın çok daha erken yaşlarda katarakt görülebilir.

Kataraktın ilaç ile tedavisi yoktur. Ameliyat yapılarak, sertleşmiş yapı, ses dalgaları ile parçalanıp sıvı halde dışarı alınır. Isı karşısında kişinin kataraktı çok daha erken opaklaştığından, ameliyat sırasında merceğin sertleşmesi kaynaklı bir komplikasyon yaşanmaması açısından, kataraktın görme kalitesini ve düzeyini azalttığı en uygun zamanda, geciktirilmeden alınması en doğru yöntemdir.” dedi.

Kategoriler
Göz Sağlığı

Bu bir hastalık işareti!

Trakya Üniversitesi (TÜ) Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Haluk Esgin, çocukların televizyonu yakından izleme eğiliminin göz bozukluğu belirtisi olabileceğini belirterek, çocukları bir an önce bir göz hekimine götürmek gerektiğini söyledi.

Esgin, yaptığı açıklamada, göz problemlerinin önemli bir kısmını ”gözün kırma kusurları” denilen hastalık grubunun oluşturduğunu, bu hastalıkların halk arasında miyop, hipermetrop ya da astigmat olarak bilindiğini anlattı.

Kusurların yüzde 30’unu miyobun oluşturduğunu kaydeden Esgin, göz küresinin normalden daha uzun olduğunda odağın öne düştüğünü ve o zaman ”miyop” denilen hastalığın ortaya çıktığını bildirdi.

Esgin, miyobun ilerleyen ve bulanık görülen bir durum oluşturduğuna dikkati çekti.
Çocukların, televizyonu ya da görsel araçları yakından izleme eğiliminde olduklarını, bu durumun göz bozukluğu belirtisi olabileceğini ifade eden Esgin, ”Çocuk, yakından televizyon izliyorsa bu çocuğun gözünde bir kırılma kusuru olduğunun belirtisidir, çocuğu bir an önce bir göz hekimine götürmek gerekir. Çocuk, kendisine net görmesini sağlayan bir gözlük verildikten sonra daha uzaktan da çok rahatlıkla televizyonu izleyebilir hale gelir” diye konuştu.

Esgin, kırma kusurlarının yavaş gelişmesi nedeniyle gözü bozuk olanların durumun farkına varamadığını, birçok kişinin bir arkadaşının gözlüğünü taktığında daha net gördüğü zaman gözünün daha iyi görme kapasitesi olduğunu fark ettiğini vurguladı.

Çocuklarda göz tembelliğinin geri dönülmez problemlere yol açabileceğine işaret eden Esgin, problem göze yerleştiğinde çocuklara yardımcı olmalarının çok daha zor hale geldiğini dile getirdi.

”Göz sağlığına dikkat etmek için yılda en az bir kez kontrole gitmekte fayda var” diyen Esgin, sözlerini şöyle tamamladı:

”Periyodik göz muayenesi son derece önemli. Çocukların mutlaka 3 yaşına kadar veya okul öncesi dönemden önce en az bir kez göz muayenesinden geçmesi gerekiyor. Çünkü göz tembelliğinin tedavisi 10 yaşından sonra mümkün olamıyor. İlk muayene son derece önemli. Göz tansiyonu hastalığının 40 yaşından itibaren görülme sıklığı artıyor. Belirti olmadığı ve insanlar son derece geç farkına vardıkları için teşhis edebilmenin tek yolu, göz tansiyonunun ölçülmesi.

Bu nedenle 40 yaşın üzerinde periyodik olarak yılda bir kez göz tansiyonunun ölçülerek muayene yapılması son derece önemli.”

Kategoriler
Göz Sağlığı

Bu yüzden şaşı olabilirler!

Diyarbakır’da özel bir hastanede göz hastalıkları uzmanı olan Op. Dr. Lokman Balyen, akraba evliliği ile doğan çocuklarda şaşı olma ihtimalinin, diğer çocuklara nazaran daha yüksek olduğunu söyledi.

Göz hastalıkları uzmanı Op. Dr. Lokman Balyen, şaşılık ile ilgili açıklamalarda bulundu. Şaşılığın herhangi bir bakış yönünde iki gözün görme eksenlerinin paralel olmaması durumu olduğunu belirten Op. Dr. Balyen, şaşılığın doğuştan olabileceği gibi, ileri yaşlarda da ortaya çıkabileceğini kaydetti.