Kategoriler
Ağiz ve Diş Sağlığı Sağlık

Ağız Kokusu ve Diş Sağlığınız İçin Gerekli Besinler

Ağız Kokusu ve Diş Sağlığınız İçin Gerekli Besinler

Yazımızda sizlere ağız kokusunu, diş çürümesini önleyen besinleri listeyeceğiz.Uzmanlar tükettiğimiz besinler olan kereviz, peynir, balık ve yeşil çay gibi ürünlerin dişleri güçlendirdiğini, ayrıca istenmeyen ağız kokusunun ortadan kaldırdığını söylüyorlar.

Gelin, ağız ve dişlerimize yararlı olan gıda ürünleri yer verelim:

Kereviz: Kereviz dişleri 2 yolla korur. Kereviz ayrıca çiğnemeyi gerektiren bir bitkidir. Bu bitki hem de tükürük salgılanmasını sağlıyor. Bu da çürüklere neden olan bakterileri etkisiz hale getirir. Kerevizin lifli veya sert yapılı türleri diş etini masaj yapıyor ve diş aralarını temizliyor.

Peynir: Peynir dişler için çok hayırlı bir üründür. İlk olarak ağzın PH değerini ayarlamaya yardımcı olur. Bu süt ürünü dişleri çürüklere karşı koruyup, yeni çürüklerin oluşmasını engellemektedir. Özellikle şekerli gıdalar alındıktan sonra üzerinden yenen bir parça peynir, şekerin dişleri çürütme etkisini ortadan kaldırır.

Yeşil Çay: Yeşil çaydaki katresin maddesi ağızdaki bakterileri yok eder. Ayrıca kanser hastalığının de önler. Bu madde aynı zamanda kötü ağız kokusuna neden olan bakterileri ağız boşluğundan uzaklaştırır.

Kivi: Vitamin C eksikliği diş etini hassaslaştırır, bakterilere karşı direnci daha da zayıflatır. Böyle bir durum peridontal rahatsızlığa yol açabilir. Bununla karşılaşmamak için yeterince C vitamini almak gerekir ve bunun için kivi en iyi seçimdir. Çünkü Kivide diğer meyvelere oranla C vitamini daha fazla oluyor.

Yoğurt: Kalsiyum açısından zengin olan yoğurdun dişlere faydalarını saymakla kurtarmak mümkün değildir. Kalsiyum periodontal rahatsızlık dolayısıyla sarkmış ve zayıf dişleri iyileştirmeye yardımcı olur. Ayrıca diş sağlığınızı düşünüyorsanız, kalsiyum bol olan ürünleri gıda rasionunuza girin.

Maydanoz: Kötü ağız kokusuna neden olan gıdaları kabul ettikten sonra biraz maydanoz çiğnemek ağzımızda hoş bir kokunun oluşmasına neden olacaktır. Bu zaman ağız boşluğumuz olan kötü koku maydanoz sayesinde hoş bir kokuya dönüşür.

Çilek: Çilek dişlere ve diş etlerine çok olumlu etkiler. Bu meyvenin içinde mevcut olan çeşitli asitler diş diplerinde biriken taşları eritir ve yeniden oluşmasını engellemektedir.

Kuru yemiş: Kuru yemiş ve çekirdekleriyle dişin üst katını kaplayarak bakterilere karşı koruyucu bir tabaka oluşturan doğal yağlar içerir. Bu yağlar diş minesinin güçlenmesine yardımcı olarak, çürümelere karşı daha dayanıklı olmasını sağlar. Kuru kavununu çekirdeklerine de kalsiyum içerir.

Elma: Bu meyve kabuklu yendiği zaman dişleri güçlendirir, damağı tedavi ediyor, ayrıca ağız boşluğunu temizler. Bu nedenle, elma, havuç gibi meyveler bıçakla kesilmiş ve soyulmuş halde değil, ısırarak yenmelidir.

Balık: Malzemeler dişlerimize ve diş dokularımız olumlu etkileyen maddelerle zengindir. Balıkta dişleri sertleştiren fosfor bulunmaktadır ki, bunun da dişlerimizin pekiştirilmesine çok başarılı rolü oluyor. Bu nedenle uzmanlar sağlıklı dişlere sahip olmak için haftada en az bir kez balık yemeğimizi öneriyor.

Kategoriler
Ağiz ve Diş Sağlığı Sağlık

Ağız Yarası İçin Ne Yapılmalı?

Ağız Yarası İçin Ne Yapılmalı?

  • Ağız yarası için sirke ve susam yağı karışımı ile gargara yapılabilir
  • Birer çorba kaşığı böğürtlen yaprağı, hünnap, mercimek ve sinirli yapraktan oluşan karışımı kaynatıp, ılıkken gargara yapabilirsiniz.
  • Kuru üzüm, anason ve balı aynı ölçüde karıştırıp, yaraların üzerine sürebilirsiniz.
  • Bol kekik çiğneyin ağzınızdaki yaralara iyi gelecektir.
Kategoriler
Ağiz ve Diş Sağlığı Sağlık

Çocuklara Diş Fırçalamayı Öğretmek

Konu çocuklara gelince diş fırçalamak bir yerden sonra mümkün olmuyor. hele de diş ipi kullanmak. Çocuklar için zulüm gibi görünebilir.  Her iki iş iyi bir beceri gerektirir. Bir başka şekilde anlatırsak diş fırçası ve ipine hakim olmak gerekmektedir.  Ama bazı çocuklar bunu 6 yaşına gelene kadar geliştiremezler. Bir çocuğunun dişini günde 2 defa fırçalaması gerekmektedir.

Sert olmayan yumuşak bir diş fırçası ve bezelye büyüklüğünde diş macuvu ile başlayın. Çocuğun yaşına uygun bir diş macunu seçin. Çocuk diş macununu yutmayacak bilince gelene kadar florid içeren macunları kullanmayın!

Dişleri fırçalarken yuvarlak şekilde fırçalamayı kavratın. Dış yüzeyini iç yüzeyini ve dişin ısırma yüzeyini fırçalamayı öğretin.  Çocukların dişlerinin arasında büyüklere göre daha geniş bir aralık olduğundan diş ipi kullanmak daha kolay olup diş çürümesini engellemek açısında diş ipi kullanmak son derece önemlidir.

– Diş fırçalamayı eglenceli hale getirmek için şunları deneyebilirsiniz :

– Dişlerinizi sırayla fırçalayın ve bu işlemi beraber yapın.

– Animasyon karakterli caillou, pepe gibi diş fırçalarını deneyin.

– Çocuğunuzun diş fırçalarken ağzını açması açısından aaaaa veya eeee gibi sesler çıkarabilirsiniz. Bu ufak tefek şeyler diş fırçalayı eziyet halinden çıkarıp eğlenceli bir hal almasını sağlayabilir.

 

Kategoriler
Ağiz ve Diş Sağlığı Sağlık

Diş Eti Hastalığı Ve Tedavisi Mümkünmüdür?

Genelde çok önemsenmeyen sadece aklımıza geldiğinde yada kötü görünüm verdiğinde zahmet edip fırçaladığımız dişlerimiz önemli sağlık sorunlarıyla bağlantılıdır.

Plak tabakasındaki bakterilerden veya tartaklardan meydana gelen hastalığıa diş eti hastalığı denir. Ayrıca Tütün kullanımı, Diş gıcırdatma, Belirli ilaçlar ve Genetik sorunlarda diş eti hastalıklarına sebebiyet vermektedir.

Diş eti Hastalıklarının şunları içerir:

Gingivitis – diş eti hastalıklarının başlangıç noktası ve genelde belirlenemez. Hastalığın bu aşaması geri döndürülebilir.
Periodontiti – farkedilmemeiş gingivitis diş hastalıklarının bir sonraki aşamasına neden olabilir. Periodontitis birçok aşaması ile birlikte en sık olarak, vücudun kemiği ve ağızdaki enfeksiyonlu dokuyu  kırdığı kronik iltihaplanmaya neden olur ve diş ve kemik kaybı ile sonuçlanır.

Diş Eti hastalıklarının Belirtilerine gelecek olursak : Kanayan kırmızı veya şişmiş diş etleri, Kötü kokulu nefes , dişlerin oynaması, çekilen diş etlerinden dolayı olan hassas dişler, apse çıkmış diş ve diş kaybıdır.

Yukarıda saydıklarımız bir yana diş eti hastalıkları şu sebeplere de sebebiyet vermektedir. Kalp hastalıkları ve kalp krizi, Diyabet, Kronik böbrek hastalıkları ve erken doğum hastalıklarına sebebiyet verir.

Diş Eti hastalıklarının tedavilerinde belirtli metodlar kullanılmaktadır. Onlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz :

Plak tabakasının diş doktorunuz tarafından çıkarılması.
Kloreksidin glukonat gibi ilaçlar, diş doktorunuzun size yazdığı ağız gargarası, sık temizleme ile birlikte, ağzınızdaki bakterileri öldürecektir.
Periodontal hastalıkların ilerlemesini azaltmak, durdurmak ve yavaşlatmak için operasyon gerekebilir. Operasyon hastalığın ileri derecesinde kaybedilmiş kemiğin değiştirilmesi şeklinde olur.

Diş Eti Hastalıklarından Korunmak İçin Ne Yapabilirim?

Düzgün bir şekilde diş fırçalama ve diş ipi yapma diş eti hastalıklarını azaltmanın en kolay yolarından biridir. Ama diş doktorunuz tarafından dişlerinizin temizlenmesi plak tabakasını kaldırmak için en etkili yöntemdir. Eğer diş eti hastalığınızın olduğundan şüpheleniyorsanız mutlaka diş hekiminize danışın.

Kategoriler
Ağiz ve Diş Sağlığı Sağlık

Sigara İçmenin Dişe Etkisi Nedir?

Dünyadaki bütün insanlar sigaranın zararlarına az çok bilmektedir. Kısırlığa bile neden olan içtiğimiz sigaranın dişe olan zararları genelde gözardı olur. Sadece sigara değil sigara ve türevleride zararlıdır. Örnek olarak Puro, dumansız tütün, Nargile gibi ürünlerde dişe büyük ölçüde zarar verir.

Çoğumuz sigara içmenin sağlığımız için zararlı olduğunu biliriz, fakat bunun dişlerimizdeki çoğu problemin de oluşumuna büyük katkıda bulunduğunu biliyor muydunuz? Üstelik sigara tek suçlu da değil. Puro, dumansız tütün, nargile gibi diğer bütün tütün çesitleri de diş sağlığı için sorunlar yaratmaktadır.

– Çok çabuk ilerleyen ve tedavi uygulanmadığı durumlarda ölümcül olabilen Ağız kanseri hastalığına yol açabilir.

– Diş eti hastalıklarını arttırır. Daha çok diş eti sorunu yaşarsınız.

– Sigara kullanan kişilerde diş çekimi gibi cerrahi işlemlerin iyileşme süreci daha geç olabilir.

– Diş eti dokusuna zarar verir ve geri çekilen diş etlerine sebebiyet verebilir.

– Çok fena ağız kokusu yapar.

– Dişlerde düzenli fırçalamayla bile geçmeyen kalıcı lekelere sebebiyet verir.

– Tartar birikimine neden olur.

Son zamanlarda cafelerde satılan özellikle genç bireylerin tercih ettiği nargile de popülerliğini gün geçtikçe arttırıyor. Boru içindeki su üzgünüzki sağlığa zararlı tüm toksinleri filtre edemiyor.

 

Kategoriler
Ağiz ve Diş Sağlığı

Diş sağlığına dikkat etmiyoruz

Diş sağlığına yeterince dikkat edilmediğini söyleyen uzmanlar, bundan dolayı çürüme ve diş eti hastalıklarının çok fazla olduğunu belirtti

Diş Hekimi Nevzat Ballıpınar, Türkiye’de ağız ve diş sağlığının en önemli problemlerinin başında diş eti hastalıklarının geldiğini kaydederek, bu hastalıklara zamanında müdahale edilmediği için, dişlerin kaybedildiğini söyledi.

Diş bakımına gerekli özenin gösterilmediğini anlatan Ballıpınar, “Ne yazık ki bakımsızlıktan dişlerimizi kaybediyoruz. Dişler çürüdükten bir müddet sonra, kök uçlarında enfeksiyon başlıyor” dedi.

“VÜCUDA DAKİKADA 80 TANE BAKTERİ GİRİYOR”
Enfeksiyon oluştuktan sonra dişler tedavi edilmediği takdirde ve hastanın enfeksiyonlu bir şekilde hayatına devam etmeyi tercih etiğinde, vücutta daha büyük sağlık problemlerine neden olduğuna dikkat çeken Ballıpınar, “Enfeksiyonun zamanında önlemini almazsak, çürümeye başlayan dişlerden vücuda dakikada 80 tane bakteri giriyor. Bu tabloya baktığımız zaman, diş enfeksiyonlarının vücuda verdiği zararlar sonucunda, hastada sebebi bilinmeyen baş ağrıları, sabah yorgun kalkmalar, kalpte uzun zaman süren dejenerasyonlara ve böbreklerde hasara neden oluyor” diye konuştu.

SİVİLCELERE BİLE NEDEN OLUYOR
Diş rahatsızlıklarının vücutta sivilcelere de neden olduğunu belirten Özel Ballıpınar Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği sahibi Diş Hekimi Nevzat Ballıpınar, şunları söyledi:

“Diş hastalıklarının vücuda fevkalade zararı var. Çok sayıda hastanın panoramik ve tomografik görüntülerinden bu tip enfeksiyon kaynaklarını tespit ediyor ve çözüyoruz. Gönül ister ki bu dişler bu seviyeye gelmesin. Dişlerimiz biz bakmadığımız için bu hale geliyor. Biz zamanında değerini bilseydik ve kalıcı tedaviler yaptırsaydık, bu dişler bu hale gelmezdi. Biz hastalarımızı muhakkak polikliniklere bekliyoruz. Diş tedavilerinde artık ilerleyen teknolojinin yardımıyla tedaviler daha hızlı yapılmakla birlikte, daha kalıcı çözümler sunulmakta.”

İHA

Kaynak: HaberTürk

Kategoriler
Ağiz ve Diş Sağlığı

Gebelikte diş ve dişeti tedavisi

Bebeğin diş gelişimi anne karnında başlıyor

Diş Hekimi Semra Güler Beşer, ağız ve diş sağlığının devamlılığını sağlamak için yaşam boyu etkili ve yeterli bakım gerektiğini söyledi. Hamilelikte ise diş bakımının bir kat daha önem kazandığına işaret eden Beşer, bebeğin diş gelişiminin anne karnında başladığını kaydetti.

Özel Bursa Bahar Hastanesi’nden Diş Hekimi Semra Güler Beşer, hamilelik döneminde annenin hem kendi sağlığı hem bebeğinin diş gelişimi için dengeli beslenmeye dikkat etmesi gerektiğini vurguladı. Beşer, diş sağlığı için protein, A vitamini (et, süt, yumurta, sarı sebze ve meyveler), C vitamini (narenciye, domates, çilek), D vitamini (et, süt, yumurta, balık) ve kalsiyumdan (süt ve süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler) zengin gıdaların yeterince alınması gerektiğini açıkladı. Beşer, şöyle dedi:

“Bilinçsiz ilaç kullanımından kaçınılmalıdır. Kullanılan ilaçlar bebeğin diş sağlığının yanı sıra genel vücut gelişimini de olumsuz yönde etkileyebilecektir. Bebeğin diş sağlığı konusunda bilgili olmak, çocuğunuzun ömür boyu sağlıklı dişlere sahip olmasında ilk basamaktır. Hamilelik, tüm vücudun fiziksel ve psikolojik yönden pek çok değişikliklere uğradığı bir dönemdir. Ağzımız ise vücudun bu tür değişikliklerine karşı çok hassas olan bir bölgesidir. Anne adayı hamilelik süresince ister istemez devamlı bebeğini düşündüğü için kendi kişisel bakımını ihmal edebilir. Mide bulantıları ve kusmalar ağız içinde zararlı etkilere neden olur. Bazı yiyecek ve içeceklere karşı aşırı ilgi veya aşırı tiksinme duyulması sonucu ağız da bundan etkilenir.”

“HAMİLELİKTE ANNE DİŞLERİNDEN KALSİYUM ÇEKİLMEZ”
Hormonal etkiler sonucunda ağız içinde bazı değişimler olduğunu belirten Dt. Semra Güler Beşer, kandaki ve tükürükteki asit miktarı arttığı için dişlerin çürümesinin kolaylaştığını söyledi.

Dişin çürümesinin, bakterilerin salgıladığı asitlerle dişin yumuşaması anlamına geldiğine işaret eden Beşer, hamileliğin erken safhalarında diş etlerinde şişlikler, kızarıklıklar gözlenebildiğini, bu şekildeki diş etinin oldukça hassas ve kolayca kanadığını dile getirdi. Halk arasındaki, ‘Hamilelik döneminde annenin dişlerinden kalsiyum çekildiği ve bu nedenle her bebeğin anneye bir diş kaybettireceği’ anlayışının yanlış olduğuna dikkat çeken Dt. Beşer, hamilelik döneminde vücuttaki dengenin bozulmasının dişlerin çabuk çürümesine uygun bir ortam oluşturduğunu kaydetti.

Beşer, hamilelikte dişlerin daha çabuk çürümesinin sebeplerini şöyle sıraladı: “Bebek beklenen dönemde tatlıya, abur cubura aşırı istek belirir ve bunlar yendikten sonra diş fırçalama ihmal edilmesi, ilk aylarda görülen kusmalardan sonra annenin ağız bakımına yeterince özen göstermemesi, gebelik hormonlarının (östrojen, progesteron) etkisi ile dişetleri daha çabuk kanayan annenin, dişlerini fırçalamaktan kaçınması sayılabilir. Bu nedenlerden dolayı, bu dönemde diş sağlığına daha fazla özen göstermek gerekir.”

GEBELİKTE DİŞ VE DİŞETİ TEDAVİSİ
Hamilelik süresince rutin muayene ve diştaşı temizliği yapılabildiğini anlatan Beşer, acil olmayan tedavilerin yalnızca gebeliğin ikinci trimesterinde (hamileliğin her üç aylık bölümü) yapıldığını kaydetti. Acil tedavilerin hamileliğin her trimesterinde yapılabildiğini belirten Dt. Semra Güler Beşer, “Herhangi bir anestezi ve ilaç kullanımı söz konusu olduğunda kadın doğum uzmanı ile istişare yapılmalıdır. Diş röntgen filmleri ise ancak çok acil olan durumlarda anne adayına kurşun önlük giydirilerek alınabilir.

Hamile olmayı düşünen veya hamile olan her kadın, mutlaka bir diş hekimi kontrolünden geçmeli, ağız sağlığı için neler yapması veya yapmaması gerektiğini öğrenmeli ve gereken tedavilerini yaptırmalıdır. Bu, hem annenin hem de çocuğunun sağlığı için çok önemlidir. Genellikle acil olmayan işlemler hamilelik sürecinde yapılabilir. Ancak herhangi bir diş tedavisi için en uygun zaman 4. ve 6. aylar arasıdır. Şiddetli ağrının eşlik ettiği acil durumlarda tedavi hamileliğin herhangi bir döneminde yapılabilir. Anestezi ve ilaç verilmesini gerektiren durumlarda jinekolog ile irtibat kurulmalıdır. Ertelenebilecek işlemler doğumdan sonraya bırakılmalıdır. Eğer dişlerde derin diştaşı birikimi varsa diş hekimi tarafından elimine edilmelidir. Diğer diş tedavilerinde olduğu gibi diştaşı temizliği de özellikle hamileliğin ikinci üç ayında yapılmalıdır.” diye konuştu.

İyi bir beslenme ile beraber yeterli ağız diş bakımı yapılırsa, hamilelik döneminde normal dönemden farklı bir diş sorunu ile karşılaşılmayacağının altını çizen Dt. Beşer, hamilelik sırasında beslenme, hem annenin hem de bebeğin genel sağlığı ve ağız diş sağlığı için önemli olduğunu vurguladı. Beşer, hamilelikte bebeğin diş gelişiminin 5. ve 6. haftalarda başladığına işaret etti.

CİHAN

Kaynak: HaberTürk

Kategoriler
Ağiz ve Diş Sağlığı Sağlık

Diş çürüklerinin nedenleri neler

“Şeker yeme dişin çürür” kehaneti doğruymuş. Peki ya diş çürüklerinin nedenleri neler? 

Dişimizde oyukla sonuçlanan kötü kokulu, dayanılmaz görünümlü sürece diş çürümesi diyoruz. Her şey yiyeceklerle başlıyor. Yediklerimizden kalan minik artıklar bakterilere yol açıyor. Bakteriler asitleri, asitler de çürükleri getiriyor. Tedavi edilmezse dişteki çürük acıya, iltihaba, hatta dişimizi kaybetmemize neden oluyor.

Diş çürüklerini önlemenin yolunu bilmeyen kaldı mı? Her gün düzenli fırçalamak, arada doktorumuzu ziyaret etmek, şekerli besinleri azaltmak onları korumamız için yeterli. Madem bu kadar kolay, neden aksatıyoruz dersiniz?

Diş çürüklerinin nedenleri neler?

Diş çürüklerinin nedeni bakteriler ve yiyecekler. Dişte bulunan plakları biliyorsunuz. Plakların içi bakteri dolu. Bakteriler de gün boyu dişlerimizi çürütmek için uğraşıp didiniyorlar. 

Yemeklerden sonra dişlerimizi fırçalamıyorsak, hele de şekerli bir şey yediysek bakteriler anında harekete geçerek asit üretiyorlar. 20 dakikada dişlerimiz oyulmaya başlıyor. Bir süre sonra diş minesi de zarar görüyor. İşte size çürüğün tarifi.

Hani ilkokulda öğretilen kural vardı: “Dişlerinizi sabah kalkınca ve akşam yatmadan önce mutlaka fırçalayın.” İşte bu kuralı uygulamadıysanız diş çürükleriyle karşılaşmak sürpriz olmasın. Bir de üstüne keklere, pastalara, şekerlemelere bayılıyorsanız önlem almak için bir dakika bile beklemeyin. 

Diş çürükleri bakteri bulaşıtırır mı?

Tabii ki evet. Bebeğinize, çocuğunuza bulaşabilir. Onlar bizden çok daha hassas. Aynı kaşıkları, çatalları kullanıyorsanız buna son verin. Sizin dişinizdeki bir bakteri onun dişlerini çürütebilir. 

Diş çürüklerinin belirtileri

İltihap ya da oyuk olmadığı sürece dişimizin çürüdüğünü fark etmek zor. Çürüğün meşhur belirtisini herhalde hepimiz biliyoruz: ağrı. Bakalım başka nasıl belirtileri varmış:

• Ağızda kötü koku ya da bozuk bir tat 

• Dişte beyaz, gri, kahverengi ya da siyah lekeler

• Dişte oluşan oyuklar

• Dişin kırılması ya da baskıya karşı fazla hassas olması

Ağrının sızının arttığı durumlar da var:

• Tatlı yediğinizde

• Sıcak ya da soğuk yiyip içtiğinizde

• Sakız çiğnediğinizde

• Soğuk havada nefes aldığınızda

• Dişlerinizi fırçaladığınızda ağrı dayanılmaz boyutta oluyorsa, yeni çürüğünüze merhaba deyin.

Diş çürükleri uzun süre müdahale edilmezse büyür. Büyüme sonucunda apse dediğimiz iltihaplanmalar oluşur. Dişinizin etrafında yangı, diş etinizde şişme, çenenizde şişme, derinden gelen  ağrı hissi varsa bunun iltihap olduğunu artık biliyorsunuz. Hemen doktora görünmelisiniz. 

Diş çürüklerinin riskleri

Dişlerinizin çürümemesi için alınacak önlem çok. Önlem almanın yolu da riskleri bilmekten geçiyor. Diş çürüklerinde riskler ikiye ayrılıyor: Kontrol edebileceklerimiz ve kontrolümüz dışında olanlar. 

Kontrol edebileceğimiz riskler

• Dişlerimizi düzenli olarak fırçalamak ve diş ipi kullanmak çürüklerden korunmanın en kolay yolu. Böylece bakteriler asit üretemeyecek, asitler de dişlerimizi yemeyecek. 

• Plakları önlemenin bir yolu da düzenli olarak doktorumuza giderek onları temizletmek. 

• Dişlerimizi yiyip bitiren suçluların başını şeker çekiyor. Tatlı yiyeceklere, asitli içeceklere bayılıyorsak diş çürükleri yakında kapıyı çalabilir.

• Florit eksikliği diş çürümelerinin bir başka suçlusu. Florit içme sularında bulunması gereken bir madde. Eksikse dişlerimiz çürüyebilir. Diş macunlarında da var. Dişimizi fırçalarsak düzenli olarak florit almış oluruz. 

• Dişimizin hiç şaşırmayacağınız iki düşmanı daha var: alkol ve sigara. 

Kontrolümüz dışındaki riskler

• Ağız kuruluğu

• Yaş. Gençler çürüklere daha meyilli. Çünkü yeni dişlerdeki mineraller asitler tarafından daha kolay yeniyor. 

• Solunumla ilgili sorunlar. Örneğin alerjik rinit.

• Ağızda bulunan bazı bakteri türleri

• Diyabet

• Şeker içerikli ilaçlar kullanmak

Çocuklarda riski arttıran etkenler

• Gece uykuya dalarken bir yandan biberonla süt, meyve suyu ya da mama içmeleri

• Çatal, kaşık gibi eşyaları bizimle ortak kullanmaları

• Sigara dumanına maruz kalmaları

Kategoriler
Ağiz ve Diş Sağlığı Sağlık

Ağız sağlığının önemi

Ağzımızın içi bakterilerle dolu. Bu nedenle ağız sağlığının önemi çok büyük. Bakalım ağız sağlığımız nelerle bağlantılıymış.

Ağzımızın içi bakterilerle dolu. Çoğu zararsız. Doğal savunma mekanizması ve günlük bakım bu yaramazları kontrol altında tutmaya yetiyor. Ancak dikkat şart.

Çünkü en küçük ihmalde bunlar kontrolden çıkar ve delice bir süratle çoğalabilir. Bu gibi durumlarda kaçınılmaz sonuç gecikmiyor. Gelsin diş çürükleri, dişeti hastalıkları, ağız enfeksiyonları. Burada bitse yine iyi.

Bağışıklık sistemi kökünden zayıflıyor. Başka hastalıklara kapı aralanıyor. Bakteriler mesela gidip kalp kapakçıklarına yerleşiyor. Sonuç: Kalp romatizması.

“Madem hasta oldum, o zaman ilaç kullanayım” demek de çözüm değil. Yan etkisiz ilaç mı var? Giden onca para, çekilen acı da cabası.

Birimizin sağlığı hepimizi ilgilendiriyor. 

Kategoriler
Ağiz ve Diş Sağlığı

Asitlerin etkisine karşı diş minenizi koruyun

Asit aşındırması dişlerin yapısında bozukluklara ve dişlerde sararmalara yol açıyor. Asit aşındırmasına karşı koruma sağlamak için Pronamel ideal çözüm sunuyor. Pronamel, asitlerin yumuşattığı diş minesinin yeniden sertleşmesine ve güçlenmesine yardımcı olurken ileride oluşabilecek asit saldırılarının etkilerine karşı diş minesini koruyor.

 
Asit aşındırması, herkesin ağız sağlığını tehdit ediyor. Meyve, meyve suyu, şarap ve gazlı içecekler gibi yiyecek ve içeceklerin her gün tüketilmesi, asit aşındırması riskini arttırıyor. Yiyecek ve içeceklerin içindeki asitler diş yüzeyini yumuşatıyor, diş minesinin aşınmasına neden oluyor. Asit aşındırması dişlerin yapısında çukurlaşma, küçülme gibi bozukluklara ve dişlerde sararmalara neden oluyor.
 
Sağlıklı yeme ve içme alışkanlıklarından vazgeçmeden ağız sağlığını korumak için çözümü Pronamel sunuyor. Pronamel diş macunları, asitlerin yumuşattığı diş minesinin yeniden sertleşmesine ve güçlenmesine yardımcı olurken ileride oluşabilecek asit saldırılarının etkilerine karşı da diş minesini koruyor. Sağlıklı gülüşünü korumak isteyenlerin tercihi Pronamel oluyor.
 
Diş Hekimi Çağdaş Kışlaoğlu , “Herkes asit aşındırması riski altında olabilir. Dişlerinizin sağlıklı görünmesi, sağlıklı dişleriniz olduğu anlamına gelmez. Her gün asit içeren yiyecek ve içecekleri tüketiyorsanız, asit aşındırması riski altında olabilirsiniz. Asit aşındırmasının ilk belirtileri ancak diş hekimi tarafından görülebilir. Eğer asit aşındırması riski taşıdığınızı düşünüyorsanız diş hekiminize danışmanızı öneririm. Çünkü aşınma sonucu diş minesinde oluşan bozukluklar geri döndürülemez ve ileri aşamalarda dişin kaybedilmesi ile sonuçlandırabilir” diye bilgi veriyor.
 
Asit aşındırmasından korunmak için pratik önlemleri de sıralayan Çağdaş Kışlaoğlu, “Asit aşındırmasına karşı koruma sağlanarak potansiyel etkileri önlenebilir. Asitli yiyecek ve içecek tüketimini sınırlandırmaya çalışmak önemlidir. Günde 4 kereden fazla asitli yiyecek ve içecek tüketimi asit aşındırması riskini arttırır. Asitli yiyecek ve içecekleri uzun süre ağızda tutmamak gerekir. Ayrıca yiyecek ve içecek tüketiminden hemen sonra dişler fırçalanmamalı. Orta veya yumuşak sertlikteki kıl yapısına sahip diş fırçası ve asit aşındırmasını önleyecek bu konuda uzman diş macunları kullanılmalı.” diye konuşuyor. 

Kaynak: Milliyet

Kategoriler
Ağiz ve Diş Sağlığı

Dişlerinizle gülümsemek istiyorsanız

Hatta gülerken elinizle ağzınızı mı kapatma gereği duyuyorsunuz? Ya da bu yüzden gülmeyi unuttunuz mu? 

 
Hisar Intercontinental Hospital Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Hakan Özdemir’le cerrahi olmadan nasıl rahatça gülümsemenin sağlanabileceğini konuştuk. 
 
 
İdeal Gülümsemeye Kavuşmak İçin…
 
İdeal bir gülümsemede diş etlerinin ön dişler bölgesinde 1-2 mm görünmesi istenir. Özellikle bayanlarda daha uzun olan üst 2 kesici dişin gülerken daha fazla görünmesi, fazladan bir çekicilik katabilir. Fakat dişetlerinde aşırı belirginlik rahatsızlık edici bir görüntü ortaya koyabilir. Kişi gülümsediğinde diş etleri 2 mm ve üzerinde görünüyorsa çoğunlukla diş etleriyle gülümseme söz konusudur. Bu durum gülümsemenin ahengini ciddi olarak bozar. Gülme sırasında ‘dişetleriyle gülümseme’ yapan kişilerde, burun kanadı ve dudak üst kısmını ‘levator labii superioris alaque nasi’ adlı bir çift kas çekmektedir. Bu kasın fazla aktif olduğu durumlarda, üst dudak kısalır. Üst dişler de kısa ise, dişetleri daha belirgin olarak izlenir.
 
Dişetleriyle gülümsemenin 3 nedeni vardır.
 
• Aşırı hareketli üst dudak
• Yetersiz sürmüş dişler
• Üst çenenin normalden fazla dikey yönde gelişmesi
 
Kendinden Emin Bir Gülümseme İçin Botoks…
 
Burun kanatlarının yan sınırından 3-5 mm yanlara yapılan botoks enjeksiyonu ‘dişetleriyle gülümseme’ sorununuza çare olabilir. Enjeksiyon yapılacak bölgelere uyuşturucu krem sürüldükten sonra 5 dakika süren bir işlemle botoks enjeksiyonu yapılır. İşlem öncesinde ve sonrasında buz tutulabilir. İşlem sonrası çalışma ve günlük hayatın devamında hiçbir kısıtlama bulunmaz. Doğru olarak uygulanıldığında şişlik ve morluk görülmeyen bu işlemin sonuçları 2-3 gün içinde başlar. 2 hafta içinde gülüşünüzün daha estetik olduğunu gözlemleyebilirsiniz. Bu yöntemin kalıcılığını sağlamak için, 4-8 ayda bir tekrarlanması gerekir.
 
Bu yöntem;
 
• Cerrahi ve diş tedavisinden çekinen,
• Üst dudağı gülerken fazla yukarı kalkan,
• Çenede kemik deformitesi olmayan,
• Nörolojik bir hastalığı olmayan,
• Hamile veya emzirme durumu olmayan,
• Kanama bozukluğu olmayan 
 
kişilerde rahatlıkla uygulanabilir. Gülüş estetiği için uygulanan botoks estetiği yüz bölgesinde bulunan, çok küçük yapıların bile anatomi bilgisine iyi sahip olan, çene gelişimi konusunda deneyimli, estetik algısı güçlü plastik cerrahi uzmanları tarafından uygulanmalıdır. İğne yapmayı bilen her sağlık personeli tarafından uygulanması mümkün değildir. Ancak üst çenede aşağıya doğru fazla gelişmesi olan, üst dişleri kısa olan hastalarda cerrahi tedavi seçenekleri mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Dişetiyle gülme şikayeti olan her kişide, bu tekniğin etkili olması mümkün değildir. Bu nedenle işlem öncesi plastik cerrahi uzmanı değerlendirmesi gereklidir.
 
 

Kaynak: Milliyet