SGK Sorgulama, SSK Hizmet Dökümü,Ne Zaman Emekli Olurum

GDO’NUN POTANSİYEL RİSKLERİ NELERDİR ?

GDO’NUN POTANSİYEL RİSKLERİ NELERDİR ?

GDO’NUN POTANSİYEL RİSKLERİ NELERDİR ?

1. Sağlık Riskleri

Alerji: Bir üründeki bilinen bir alerjik proteini kodlayan genin bir başka ürüne transferi, zaten alerjik olduğu bilinen bir besinin yapılan uygulamalar sonunda alerjik özelliğinin daha da artması, yeni alerjik proteinlerin ortaya çıkması,

Antibiyotik direnç genlerinin aktarımın başarılı olduğu organizmayı seçmek için işaret geni olarak kullanılması böylece antibiyotik direnç geninin patojen mikroorganizmaya geçmesi ile bakteri nedenli enfeksiyonlara karşı direncin azalmasına neden olması, besinler için potansiyel risk oluşturmuştur.

Transgenik bitkilerden elde edilen ürünlerin yaratabileceği risklerin başında alerji sorunu gelmektedir. Yapılan değiştirmeye bağlı eklenen yabancı genetik materyal tarafından oluşturulan yeni proteinlerin, ürün tüketimini takiben özellikle hassas insanlarda rahatsızlılara yol açmaktadır.

Buna örnek olarak; 1996 yılında Brezilya kestanesinden soya fasulyesine aktarılan “2S” genini içeren ürünler alerji yapması nedeniyle marketlerden toplatılması ve ABD’de 2000 yılında, “Bt” geninin mısıra aktarılmasıyla elde edilen koçan kurduna dayanıklı “Star Link” transgenik mısır çeşidinin de alerjiye neden olmasından dolayı toplatılarak sadece hayvan yemi olarak kullanılmasına izin verilmesi gösterilebilir.

2.Toksisite: Transgenik besinlerde bir olasılık olarak toksik öğelerin üretimi veya transgenik fermentasyon organizmaları tarafından oluşturulan toksik metabolitler medyanın yoğun ilgisi nedeniyle önemli sayılan durumlardır. Örnek olarak; EMS sendromu gösterilebilir.

EMS Sendromu 

1988-1989 yılları arasında Eosinofili-Miyalji Sendromu (EMS) olarak bilinen koşullar nedeniyle 37 kişi ölmüş ve 1000 kişi hastalanmıştır. Araştırmacılar bu olayların nedeni olarak L-Triptofan içeren diyet suplementlerini ve Japonya’da fermentasyon işlemiyle üretilen çeşitli L-Triptofan kümelerinde toksik kirliliği göstermişlerdir.

GDO’lar, aktarılan yeni gen ürünlerini ve onlardan kaynaklanan sekonder metabolitleri içerdiğinden, potansiyel bir toksisiteye sahip olabilir. Transgenik bitkilerde bulunan özellikle böcek öldürücü genlerle, terminatör teknoloji gereği aktarılmış olan genlerde toksin üreterek çalıştıklarından, dokularda birikme durumunda, önemli risk oluşturmaktadır. Bt genlerinin kullanılması kısa vadede pestisit kullanımını ortadan kaldırılmıştır. Ancak, bu toksik madde kalıntılarının da tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmemektedir. Bt dayanıklılığına sahip bitkilerde, toksik madde sürekli olarak üretildiğinden (interior toxins), bunlara “pestisit üreten bitkiler (pesticidal plants)” adı verilmektedir.

3. Çevresel Olumsuzluklar

Doğal olarak bulunmayan türlerin çevreye eklenmesiyle ilgili deneyimler, gelecek nesillerde büyük problemler ortaya çıkabileceğini göstermektedir. Organik üretim söz konusu olduğunda; transgenik olan ve olmayan ürünler arasındaki olası çapraz tozlaşma sonucu, ürün artık “organik” olmaktan çıkmaktadır.

Ayrıca; herbisit direnci gibi özelliklerin yabani otlara yayılması veya böceklere olan direncin azalması gibi problemler oluşabilir. Böceklere dirençli ürünlerin çeşitli böcek türlerinin (örnek: lepidoptera) yok olmasına sebep olması, dünyanın biyolojik değişimini yavaşlatabilmektedir.

4.  Sosyoekonomik Kuşkular

Sosyoekonomik kuşkulardan biri, tohumların filizlenmesini önleyen ve yok edici genler olarak adlandırılan genlerin yanlış kullanılmasıyla ilgilidir.

Büyük şirketlerin, çiftçilerin tohum depolamasını önlemek amacıyla tüm transgenik ürünlerinde bu genleri kullanmasıyla verimsiz tohum türlerinin ortaya çıkması özellikle gelişmekte olan ülkelerde hayat şartlarını daha da zorlaştıracağından korkulan bir durumdur. Ayrıca çapraz kontaminasyon  gerçekleşirse yok edici genlere sahip transgenik bitkiler, yakınında yetişen bitkilere verimsizlik aktarabilecektir.

5. Besin Kalitesinde Bozulma

Transgenik bitkilerde, aktarılan yeni özellik nedeniyle, bitkinin orijinal yapısında bulunan bazı kalite ögelerinde önemli azalmalar olduğu saptanmaktadır. Örneğin, kalp hastalıkalrına ve kansere karşı önemli bir koruyucu madde olan “phytoestrogen” bileşiklerinin, klasik çeşitlere oranla, transgenik bitkilerde daha az olduğu bilinmektedir. Yine yaratılan değişimlerle, ürünlerin veya organizmanın vitamin sentezleme güçlerinde saharlamalar meydana getirebileceği, bununda gıdaların besin kalitesini azaltacağı ileri sürülmektedir.

Bunun gibi daha çok risk sayılabilmektedir. Kanser etkisi, Enzim sistemine zarar vererek çeşitli sağlık sorunlarına neden olması sayılabilecek riskler arasındadır.

SGK Yorum Kullan

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir