Kategoriler
Bilgi Bankası

KKB Nedir, Görevi Nedir ?

Kısa adıyla KKB  ,Kredi Kayıt Bürosu demektir. Ne iş yapar ? Bizim Ne İşimize Yarar bütün bunların cevabını sizin için bulmaya çalıştık.KKB herkes tarafından görülebilen şeffaf bir sistemdir. Kişi bu sistem sayesinde kredi geçmişini görebilecektir.

Kredi Kayıt Bürosu A.Ş.,  kredi kuruluşları (mevduat bankaları ile katılım bankaları) ile finansal kuruluşlar (kredi kuruluşları dışında kalan ve sigortacılık, bireysel emeklilik vs.) arasında bu kuruluşların müşterilerinin risk durumlarının;

İzlenmesi, değerlendirilmesi, kontrolü ve müşteri hizmetlerinin yerine getirilmesi nedeniyle yapılacak bilgi ve belge alışverişini sağlamak üzere anonim şirket şeklinde kurulmuş bir destek hizmet kuruluşu olup; KKB üyesi olan  olan kuruluşlar da müşterilerine ait kredi bilgilerini  bu Kanunun aynı maddesi uyarınca birbirleriyle paylaşmaktadırlar.

KKB, bu amaç doğrultusunda geliştirdiği ve Kredi Referans Sistemic (KRS) olarak adlandırdığı sistemi Nisan 1999’da sektörün hizmetine sunmuş olup; 100 üye kuruma hizmet vermektedir.

Kısaca açıklamak gerekirse:

Kişisel mali bilgillerin; borçların, faturaların, kira yatırımlarının, kredi kartları ödemeleri gibi her türlü ödeme bilgilerinin başka kişilere ve şirketlere açıldığı bir sistemdir. Yani kişilerin daha şaffaf göründüğü bir sistem.

Bu sistemle bir kiracının dahi geçmiş mali ödeme bilgilerini öğrenebilir ve ev sahibi olarak ödeyeceği kiranın risklerini göz önüne alabilirsiniz. Yine bu sistemle bankalarda kredi verecegi kişinin geçmişini bir tıkla öğrenebilecek ve böylece kredi çeken kişinin fatura ödeme disiplinine kadar bütün ödeme geçmişini görebilecektir.

KKB SORGULAMA İÇİN AŞAĞIDAKİ SİZE UYGUN LİNKE TIKLAYINIZ

BİREYSEL KKB SORGULAMA

 

KURUMSAL KKB SORGULAMA

KKB SİTESİNE GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Kategoriler
Bilgi Bankası

KKB Risk Raporu Ücreti 1 Lira

Birçok işlemi yapabildiğimiz KKB ücreti bir liradan başlıyor. Hayatımızı kolaylaştıran bu şeffaf sistemi kullanmak bu kadar ucuz.Ve Risk raporu almak istiyorsak bunun ücreti bankadan bankaya 5 ila 15 lira arasında değişiyor

Tüketicilerin alım-satım işlemlerinden, kredi çekimlerine kadar her türlü kişi borcu sorgulama artık KKB ile yapılacak.

Bu sistem herkese açık olacağından alım – satımlarda ufak bir ücret karşılığında alış – veriş yapılacak kişinin kredi/sicil raporunu görebilir ve ticaret güvenini sağlayabilirsiniz.
Risk raporu almanın ücreti bankadan bankaya 5 ila 15 lira arasında değişiyor. Bazı bankalar raporu 2 liraya ATM ve internet üzerinden de veriyor.

KKB SORGULAMA İÇİN AŞAĞIDAKİ SİZE UYGUN LİNKE TIKLAYINIZ

BİREYSEL KKB SORGULAMA

KURUMSAL KKB SORGULAMA

KKB SİTESİNE GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Kategoriler
Bilgi Bankası E-SGK SGK SORGULAMA

KKB Sorgulama Nasıl Yapılır?

KKB Sorgulama Nasıl Yapılır? Bu soruya cevap arayacağız. Bu sistemi kullanmak isteyen vatandaşlar önce bir banka şubesine gidip KKB’ye kayıt yaptıracak. Tek kullanımlık şifre alacak. KKB sitesinde bu şifre ile birçok işlemi kolaylıkla yapabilecek.

Türkiye Bankalar Birliği’nin yayınlanan yönetmeliğiyle artık risk bilgileri kamuya açık hale geldi.

Bugüne kadar sadece bankaların görebildiği Kredi Kayıt Bürosu’ndaki (KKB) 25 milyon kişi ve 1,5 milyon şirkete ait mali sicil bilgilerini artık sokaktaki vatandaş da görebilecek.

Sistem 75 milyon vatandaşı yakından ilgilendiriyor. Küçük esnaf da dahil herkes, müşterisinin mali sicilini KKB kayıtlarına bu kişinin izniyle girip öğrenebilecek.

Kayıt yaptırmanın şart olduğu bu sistemde Kayıt Nasıl  Yapılır?

Kullanıcı açısından ise sistem şöyle:

* Örneğin bir vatandaş arabasını satacak. Alıcı araba için nakit yerine çek, senet ya da veresiye teklif etti.

* Satıcı, alıcının mali geçmişini öğrenebilmek için KKB sicil raporunu isteyecek.

* Alıcı, bu raporu alabilmek için önce bir banka şubesine gidip KKB’ye kayıt yaptıracak.

* Bankaların uyguladığı rapor ücretini ödeyerek yada bazı bankaların ATM ve internet şubesinden işlem yaparakta alabilirsiniz.

Tek kullanımlık şifre verilecek

* KBB kendisine bir kullanıcı kimliği ve şifre verecek.

* Alıcı isterse o anda sicil raporunu bankadan alabileceği gibi, şifresini satıcıya verip KBB’nin internet sitesinden
kendisini sorgulamasına izin verecek.

* Tek kullanımlık şifreyle sisteme giren satıcısı alıcıyı sorgulayacak.

Kiraya verirken kiracıyı araştır

Sistem yakında KBB’nin internet sitesinden de devreye girecek. Örneğin evini kiraya vermek isteyen kişi, kiracıdan KKB şifresini isteyecek ve bununla internetten kiracının bilgilerine ulaşıp kredi kartı borcu olup olmadığını, fatularını aksatıp aksatmadığını öğrenecek. Yine kefil olacak kişiler de arkadaşlarının mali sicilini sorgulayabilecek.

KKB SORGULAMA İÇİN AŞAĞIDAKİ SİZE UYGUN LİNKE TIKLAYINIZ

BİREYSEL KKB SORGULAMA

KURUMSAL KKB SORGULAMA

KKB SİTESİNE GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

 

 

Kategoriler
Bilgi Bankası

Kredi çekenler bankalardan sigorta paranızı alın !

Birçok insan madii olarak sıkıştığında öncelikle krediye başvuruyor. Kredi alma o kadar yaygınlaştı ki bankalar krediden aldıkları sigorta parası ile vatandaşlara ayrı bir yük yüklediler ama artık buna son denildi geçmiş on yıla ait kredileriniz için ödediğiniz sigorta paranızı artık geri alabileceksiniz nasıl mı ? İşte cevabı:

Kredi borcu bittikten sonra ödenen hayat sigortası primleri bankadan iade alınabiliyor. Bankadan çekilen kredi sonrası bankaların zorunlu tuttuğu bazen de habersiz yapılan hayat sigortası ödemeleri iade alınabiliyor.

Bankalardan nakit kredi, taşıt veya konut kredisi çekenler dikkat bankanızdan alacağınız var.

BANKALARIN BÜYÜK VURGUNU

Tüketicilerden gelen şikayetlere göre kredi vadesi süresince bankadan kullandığınız krediye bağlı olarak yapılan hayat sigortalarından bankalar büyük vurgun yapıyor.

1 yıldan kısa vadede kredi çeken müşterilerine “Kredi vadesinin bir yıldan kısa olması durumunda asgari sigorta süresi 1yılolarak belirlenmektedir.’ diyen bankalar bir de bu yetmezmiş gibi 13 aylık çekilen bir krediye genellikle yıl bazında (12,24,36 aylık) hayat sigortası yaparak neredeyse 11 aylık ek bir ödeme yansıtıyor.

Kredi kullanımı esnasında en çok tartışılan konulardan bir tanesi de bankalarınşartkoştuğu sigortalar. Kredisi kullanan müşterilerinin kredi borçları, sigorta süresi içinde yaşam kaybı riskine karşı teminat altına alan bankalar sigorta primlerini müşterilerinden peşin veya yıllık taksitler halinde alıyor.

“BANKANIZDAN GERİ ALABİLİRSİNİZ”

Kredi hayat sigortasının kredi vadesi boyunca insanlarınsadecekendilerini değil yakınlarına karşı olan sorumluluklarını dagüvencealtına alan bir sigorta türü olduğunu hatırlatan sikayetvar.com’un avukatlarından Av. Ramazan Aykış “Kredi vadesinden fazla ödediğiniz sigorta ödemelerinizi bankanızdan geri alabilirsiniz’ dedi.

Av. Aykış, bankaların sigorta uyanıklığını ve tüketicilerin haklarını şöyle açıkladı: “Bankalar tarafından zorunlu tutulan hayat sigortası sigorta şirketleri tarafından, yıl bazında yapılmakta olup, 13 ay vade ile kredi çeken vatandaşa 24 ay boyunca hayat sigortası primi ödemek durumunda bırakılmaktadır.

Kredi çekmek için zorunlu olarak hayat sigortası yaptıran tüketicinin bir de üstüne kredi borcu bittikten sonra da hayat sigortası primi ödemek durumunda bırakılması da kanaatimizce Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun uyarınca haksız şarttır ve tüketici fazla ödemek durumunda kaldığı bu primleri iade alabilmelidir.’

“HAYAT SİGORTASI PRİMLERİNİN İADESİ İÇİN BANKANIZA BAŞVURUN”

Tüketicinin kredi borcu bittikten sonra istediği zaman sigorta sözleşmesini sona erdirebileceğine dikkat çeken Av.Aykış, “Ticaret Kanunu 1500’ncü maddesi uyarınca sigorta ettiren, en az 1 yıldan beri yürürlükte bulunan ve bir yıllık primi ödenmiş olan sigorta sözleşmelerinde, istediği zaman sözleşmeyi sona erdirerek sigortadan ayrılabilir.

Ayrılma değeri, ayrılmanın istenildiği anda ki genel kabul görmüş aktüerya kurallarınauygunbiçimde hesaplanacaktır. Kısacası fazla prim ödemek durumunda kalan tüketici kredi borcunun kapatılmasının akabinde fazla ödetilen hayat sigortası primlerinin kendisine iadesi için bankalara başvurarak hakkını aramalıdır’ diyerek bankalardan kredi çeken tüketicileri uyardı.

Kredi çeken tüketiciye bankaların hayat sigortası yaptırmasını zorunlu tutmasının da kabul edilemez olduğunu kaydeden Av. Aykış, “Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 6. maddesinde yer alan ‘Satıcı veya sağlayıcının tüketiciyle müzakere etmeden, tek taraflı olarak sözleşmeye koyduğu, tarafların sözleşmeden doğanhakve yükümlülüklerinde iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme koşulları haksız şarttır. Bu bağlamda bankaların kredi çeken vatandaşa hayat sigortası yaptırmasını zorunlu tutması da kanaatimizce haksız bir uygulamadır.

Yargıtay, bir kararında; bankanın, sadece kredinin verilmesi için zorunlu olan masrafları tüketiciden isteyebileceğini, diğer ücret ve masraflar başlığı altında maktuen belirlenen bir miktarın tüketiciden alınacağına dair hükmün yasa ve yönetmelik hükümleri karşısında haksız şart olduğunun kabulü gerekeceğine karar vererek hayat sigortası adı altında kesilen tutarın iadesine karar vermiştir’ şeklinde konuştu.

Kategoriler
Ruh Sağlığı Sağlık

Stresle Başa Çıkma

STRESE DİKKAT

   Yaşamın kayıpları ve zorlukları hemen herkesi bir karmaşaya sürükleyebilir. Stres günlük sorunlardan, trafik ve parasal sıkıntılara, aileden birinin ölümü ve önemli ilişkilerde bozulma, boşanma, iş kaybı, emeklilik gibi önemli yaşam olaylarına kadar her şeyden kaynaklanabilmektedir. Stresli yaşam, depresyon riskini ciddi boyutta artırmakta. Günlük hayatımızın bir parçası haline gelen, pek çok hastalık gibi depresyonun da sebeplerinden olan stres, genel anlamda kişiye zor gelebilen, baskı ve engellenme yaratan, çıkmaza sokan, çaresizliğe sürükleyen, acı veren, bunaltı ve üzüntü verici yaşam olaylarıdır denebilir.

STRES BELİRTİLERİ VE STRESLE BAŞA ÇIKMANIN YOLLARI

     Stres ruh ve beden sağlığını olumsuz etkileyen önemli bir etkendir. . Günlük yaşamda yaşanan her şey strese yol açabilmekte. Zaman darlığı, önemli işlerin zamanında yetiştirilememesi, güven eksikliği gibi durumlar stres yapmak için yeterli nedenler olabilmektedir. Stresin birçok sağlık problemine yol açtığı herkes tarafından bilinmektedir. Genellikle, ani sinirlenmeler, kolay heyecanlanma, aşırı ya da az yemek yeme, inatlaşma, çocuksu davranışlar, huzursuzluk, gereksiz riske girme gibi belirtiler ile stres ortaya çıkabilmektedir. Stres insan zihnini meşgul eden, insanın vücudunu ve ruhunu yoran bir çeşit baskı olarak nitelendirilebilir. Stresin birçok sebebi olabileceği gibi vücudun her zamankinden daha fazla çalıştırılması, yetersiz ve düzensiz beslenme, yetersiz uyku, yetersiz egzersiz, aşırı gürültü, hava kirliliği, gıdaların içinde bulunan kimyasal maddeler, kazalar veya yaralanmalar da stresin diğer nedenleri arasındadır. Düşük düzeyli stresler, her insan için faydalı olsa da stres gereğinden daha yüksek bir seviyede yaşanıyorsa, sağlığı olumsuz yönde etkiler. Bağışıklık sisteminin güçsüzleşmesi ve direncini kaybetmesi stresin en olumsuz etkilerinden biridir.

    Stresle başa çıkabilmenin en önemli yollarından birisi zamanı ele almak, düzenli bir şekilde her şeye vakit ayırmaktır. Fiziksel bir aktivitede bulunmak, egzersiz yapmak, vücudun fizyolojik şartlarını düzene sokacağından bireyin zindeliği ve gücü de artacaktır. Bu egzersizlerin yanında gevşeme hareketleri yapılması bedenin rahat bir şekilde kontrol edilmesini de sağlar. Bunun dışında beslenmeye dikkat edilmelidir. Kahve, çay, kola gibi içecekler stresi arttıracağından bitki içecekleri, meyve suları daha çok tercih edilmelidir. Hem enerji düzeyi hem de strese karşı oluşacak tepkiler daha kolay düzeltilir. Kişilerle olan ilişkileri ve sosyal etkinlikleri geliştirmek de stresi azaltmanıza büyük ölçüde katkı sağlayabilir. Farklı bir şeyler denemek de kişiyi rahatlatabilecek aktivitelerdendir. Kişinin kendisi ya da bir başkası hakkında sürekli olumsuz düşünmesi durumu daha da kötüleşmesine sebep olacağından pozitif düşünce biçimi daha doğru olacaktır. Bazı durumların stres yaratacağı önceden bilinmeli ve bu durum kesinlikle kabul edilmelidir. Mükemmeliyetçilik huyundan vazgeçerek de stresten korunabilirsiniz. Yapılmaktan hoşlanılmayan aktivitelerin yerine başka alternatifler düşünüle bilinir. Her gün düzenli olarak 1,5 Litre kadar Su içilmeli ve düzenli bir uyku sağlanmalıdır.

Kategoriler
Sağlık

RA Romatoid Artrit Belirtileri ve Tedavisi

SIKLIKLA KARŞILAŞILAN ROMATOİD ARTRİT İŞ KAYBINA SEBEP OLUYOR

  Eklemlerde iltihap şeklinde meydana gelebilen Romatoid Artrit, çok küçük belirtilerle başlayan, tüm eklemleri tutan ve iç organlarda çeşitli bulgular yapabilen sistemik bir hastalık olarak tanımlanmaktadır. Kısa RA olarak isimlendirilen hastalık, sıklıkla görülen ve kronik iltihaplı bir romatizmal hastalıktır. Eklemlerde bozulmalara yol açmaktadır. Kadınlarda, erkeklere oranla daha fazla görülen bu hastalık sıklıkla 40 ile 50 yaş arasında görülmekte ve ayrıca 60 yaşından sonra da sık karşılaşılmaktadır. Çocuklar da dâhil olmak üzere herkeste ortaya çıkabilmektedir. RA’yı birçok romatizmal hastalıktan ayıran fark eklemlerde kalıcı hasara, şekil bozukluğuna ve hareket kısıtlamasına neden olmasıdır.

ROMATOİD ARTRİT BELİRTİLERİ VE TEDAVİ YÖNTEMİ

      RA kişiden kişiye büyük farklılıklar gösterebilmektedir. Hemen hemen hastaların tümünde, eklem bulguları dalgalanmalar göstermekle beraber, kronik bir şekilde devam etmektedir. Bazı kişilerde hastalık daha hafif seyrederken sadece zaman zaman ataklar olabilir. Bazılarında ise daha ağır seyrederek zaman içinde ilerleyici harabiyet yapabilmektedir. Romatoid artritte eklem iltihaplanması öncelikle bir kaç eklemde görülmektedir. Daha sonra bu iltihap birçok ekleme yayılabilir. Sıklıkla el ve parmak eklemlerinde görülür fakat omurga bu durumdan etkilenmez. Hastanın başlıca şikâyetleri, geceleri ve sabahları eklem ağrıları, özellikle parmak eklemlerinde olmak üzere eklemler de şişlik, parmaklarda anormal duruş bozukluklarıdır. Bunların dışında çok rastlanan şikâyetlerden birisi de hasta sabah uyanırken ortaya çıkan eklem tutulmalarıdır. Vücudun diğer organlarda da bazı belirtiler ortaya çıkabilir. Kalp zarının ve akciğer zarının iltihabı, gözde meydana gelen iltihaplanmalar RA’nın etkilemesi sonucu organlarda görülebilen belirtilerdir. Romatizmanın bilinen bir tedavisi olmamasına karşılık, RA tedavisinde temel amaç, eklem iltihabı ve ağrısını azaltmak, eklem yıkımını önlemek ve eklem fonksiyonunu en üst düzeye çıkarmaktır. Önemli bir eklem hasarları oluşan durumlarda ya da ağrı veya sakatlık dayanılmaz hale geldiğinde, cerrahi operasyon da tercih edilebilmektedir. Hastalık romatizmal olduğundan, tedavisi romatolog tarafından yapılmaktadır.

     Bunun yanında fizyoterapist, psikiyatrist, ortopedik cerrah da tedaviye yardımcı olurlar. Sigara ve diğer tütün ürünleri romatoid artrit oluşumunda oldukça etkili bir rol oynamakta ve sigara içilmesi sadece kanser ya da bronşit oluşumuna değil aynı zamanda romatizma oluşumuna da yol açabilmektedir. Diş ve diş eti iltihapları da romatoid artrit oluşumundan sorumlu olabileceğinden ağız ve diş sağlığına oldukça dikkat edilmesi gerekmektedir. Düzenli olarak egzersiz yapılması genel sağlık için olduğu kadar eklem sağlığı içinde zorunlu bir durumdur. Tempolu yürüyüş, yüzme gibi sporlar kemik, eklem ve kas sağlığı için oldukça faydalıdır. RA, eklem ve eklem çevresindeki bölgeleri etkileyen, tedavi edilmediği takdirde eklemlerde hasar bırakan bir bağışıklık sistemi hastalığı olduğundan dolayı oldukça ciddiye alınması gereken bir hastalıktır. RA, eklem romatizmaları içinde en sık görülen hastalıklardan birisidir.

Kategoriler
Sağlık

Romatizmal Hastalıkların Tedavisi

ROMATİZMAL HASTALIKLAR

    Vücudun hareketini sağlayan kaslar, kemikler, eklemlerde ağrı ve hareket kısıtlılığına yol açan, bazen şişlik ve şekil bozukluğuna da neden olabilen hastalıklara romatizma adı verilmektedir. Kadınlarda daha sık görülen romatizmal hastalıklar da yaş ilerledikçe görülme sıklığı artmaktadır. Çocuklarda da görülebilen romatizmal hastalıklardan bazıları bağ dokusu dışında deriyi, gözü veya iç organları etkileyebiliyor.

ROMATİZMAL HASTALIKLARIN BELİRTİLERİ VE TEDAVİ YÖNTEMLERİ

      Romatizmal hastalıkların önemli bir bölümünün kesin olarak nedeninin bilinmemesine karşılık, çoğu bulaşıcı değildir. Kalıtsal özellikler birçok hastalıkta olduğu gibi romatizmal hastalıklarda da oldukça önem taşımaktadır. Romatizma, en az 150 hastalıktan oluşan bir hastalık grubudur. Vücudun savunma mekanizmasındaki bozuklukların yol açtığı romatizma her yaşta görülebileceği gibi sıcak ya da soğuk havanın neden olmadığı romatizmalar ise kilolu kişilerde daha fazla ağrıya yol açmaktadır. Romatizmal hastalıklar sadece eklemlerle sınırlı değildir, eklem bulgusu olmadan da iç organ tutulmalarına yol açabilmektedir. Kas güçsüzlüğü, kas ağrısı, sırt ve bel ağrısı, ciltte döküntüler ve tırnak değişiklikleri, deri sertliği, gözyaşı azalması ve ağız kuruluğu, gözlerde kızarıklık ve görmede ani azalma ve kayıp, uzun süreli yüksek ateş, parmaklarda renk solması, solunum sistemi ile ilgili belirtiler sindirim sistemi ile ilgili belirtiler, böbrek fonksiyonlarında azalma, kalp ve dolaşım sistemi ile ilgili belirtilere yol açabilmektedir. Romatizmal hastalıkların bir bölümünde hastalık iltihaplanma olarak ortaya çıkmaktadır. İltihap olan bölgede genellikle ağrı, sıcaklık artışı, kızarma, şişme ve haraket ettirmekte güçlük ortaya çıkar. İltihaplı romatizmaların birçoğunda iltihabın oluşmasını sağlayan mekanizmalar tam olarak bilinmeyen nedenlerle bozularak iltihaba yol açabilmektedirler. Eklemlerdeki yükü artıran şişmanlık veya damar yapısını bozan sigara kullanımının engellenmesi romatizmalı hastalar için oldukça faydalı olabilecek bir durumdur. Romatizmayla mücadele edebilmek için mutlaka tıbbi yardım almak gerekmekte, bunun dışında aile desteği de önem taşımaktadır. Kullanılan ilaçların yan etkileri rahatsız edici olabileceğinden bu sebeple romatizmal hastalıkların tedavisinde ilaçların yanı sıra, ilaç dışı yöntemler de önem kazanır. Beslenme, egzersiz ve yürüyüş programları, duruş eğitimi ve ergonomik önlemler bazı romatizmal hastalıkların önlenmesinde ve tedavisinde oldukça işe yarayabilmektedir. Romatizma hastalığında tedavinin başarılı olabilmesi için erken teşhis çok önemlidir. Erken teşhis için uzun bir tetkik süreci ve hastanın takip edilmesi gerekmektedir. Çünkü belirtiler, şikâyetin azaldığı dönemde veya arttığı dönemde değişiklik gösterebilir. Tedavi yöntemi kişiden kişiye değişmekte ve her hastaya farklı tedavi uygulanmaktadır. Kronikleşmiş hastalıklar sonucu uzun süren tedavi uygulaması gerekebilir. Doktor kontrolünde yapılan ilaç tedavisi ve fizik tedavi sonucu hastalık tamamen yok edilemese de ilerlemesi durdurulur ve ağrı kesilerek hastanın yaşamı daha kolay hale getirilir. İltihaplı romatizmal hastalıkların tedavisi uzun süreli olmakla birlikte bazen yaşam boyu devam edebilmektedir. Hasta ve doktor uyumunun önem taşıdığı tedavide amaç yakınmaların giderilmesi, olası organ tutulumlarının önlenebilmesidir.

Kategoriler
Sağlık

Parkinson Belirtileri ve Tedavisi

PARKİNSON HASTALIĞI

     Genellikle 50 yaşından sonra ortaya çıkan, nadiren de olsa 40 yaşın altında belirebilen, oldukça yavaş ve sinsi ilerleyebilen, hareketlerde yavaşlama, istirahat halinde ellerde ve daha nadiren ayaklarda titreme, kaslarda sertlik ve denge bozukluğuyla ile gelişen bir rahatsızlıktır Parkinson hastalığı. Yavaş ve sinsi seyreden bir hastalık olan Parkinson, on yıl gibi bir süre boyunca sürekli ilerleme gösterebilir. Ne ölümcül bir hastalıktır ne de felce neden olur. Başlangıcında tek taraflı belirtiler görülürken daha sonra bu bütün vücuda yayılabilmektedir. Belirtilerin şiddeti her hastada farklılar gösterir. Hastalık genelde 40 yaşından sonra görülür ve erkeklerde görülme sıklığı kadınlara oranla biraz daha fazladır.

PARKİNSON HASTALIK BELİRTİLERİ VE TEDAVİSİ

      Parkinson hastalığı iyileşmeyen ancak sürekli ilerleme gösteren bir hastalıktır. Parkinson hastalığının nasıl ortaya çıktığı, nedenleri hala tam olarak bilinmese de ilaçlar, zehirlenme, beyin damar tıkanması, kafa travması gibi nedenlerle de Parkinson hastalığına benzer durumlar ortaya çıkabilmekte ve bu duruma da Sekonder parkinsonizm adı verilmektedir. Genel anlamda Parkinson hastalığının, beyinde dopamin salgılayan hücrelerin hasarı sonucu ortaya çıkmaktadır.

      Sinsi ve yavaş seyreden bir hastalık olduğu için uzun süre fark edilmeyebilen Parkinson hastalığın da öne eğik durma ya da yürürken kolunu sallamama da belirtiler arasında görülebilir. Temel olarak hastada titreme görülmekle birlikte istirahat halinde bile titreme devam eder. Bir diğer belirti hareketlerde yavaşlama olmasıdır. Hasta günlük işlerini yaparken zorlanır. Yemek yerken, bir tarafa dönerken, yavaşlama söz konusudur ve bunlar güçlükle yapılır. Parkinson hastalığının diğer belirtileri ise, kişinin yazdıklarının okunaksız ve küçük yazmaya başlaması, yavaş yürümek, yürürken ayakları yere sürmek, depresyon, sıkıntılı ruh hali, kas ağrıları, konuşma bozukluğu, kısık sesle ve donuk konuşmak, terleme, hipotansiyon yani tansiyon düşüklüğü ve yutma zorluğu çekilmesidir. Parkinson hastalığının tedavisinin esas amacı hastayı aktif, bağımsız, kendi başına işini yapabilen hale gelmesini sağlamaktır. Uygulanacak ilaç tedavisiyle kas sertliği, titreme, hareketlerdeki yavaşlığın düzelme ihtimali bir hayli yüksektir. Tamamen düzelmese de azalması sağlanır. Bunun yanı sıra konuşma bozukluğu, donuk yüz ifadesi, yazma bozukluğu, terleme gibi sorunlar da düzelebilmektedir. Tedavi de diğer önemli nokta psikolojik olarak hastanın kaybettiklerini tekrar hastaya kazandırmaktır. Parkinson tedavisinde aile ve hekimin bir arada çaba göstermesi hastanın kendisini daha iyi hissetmesini sağlar ve hastanın yaşam standartını arttırır. Aileden gelen desteğin katkısı oldukça önem taşır. Hastanın sürekli aktif olmasına çalışılmalı, strese girebileceği ortamlardan kaçınılmalıdır. Parkinson hastalığı olan kişiye karşı sabırlı ve sevgi dolu yaklaşılmalıdır. Hastanın günlük işlerini yapabildiği ölçüde yapmasına izin verilmeli onu pasifize etmekten kaçınılmalıdır. Toplum dışında bırakmak yanlış bir tutum olacaktır. Mümkün olduğu kadar hasta ve yakınları normal yaşam sürdürmeye çalışmalıdırlar. Parkinson hastalığı olan kişilerin sağlıklı bir şekilde beslenmesi gerekmektedir.

Kategoriler
Sağlık

Hemofili Hastalığı Belirtileri ve Tedavisi

NESİLDEN NESİL’E GEÇEN HEMOFİLİ HASTALIĞI

    Hemofili, genel anlamıyla nesilden nesile geçebilen ve özellikle de erkeklerde görülen bir tür kanamalı hastalıktır. Bu hastalığın nedeninden çok nesilden nesile oldukça geçişi dikkat çekmektedir. Kanda pıhtılaşmayı sağlayan faktörlerden birinin bulunmaması vücutta meydana gelen kanamaların durmaması ile Hemofili hastalığı oluşmaktadır.

HEMOFİLİ HASTALIĞI BELİRTİLERİ VE TEDAVİSİ

    Hemofili, üç farklı kısımda incelenmektedir. Bunlardan ilki, Şiddetli Kanamalardır. Kafa içi, boyun ve boğaz çevresi kanamaların şiddetli kanamalar olarak bilinir. Bu tür kanamalarda erken müdahale oldukça önemlidir, geciken bir müdahale hastanın hayatını kaybetmesine neden olabilir. Kafa Travmaları, tehlike sıralamasında ilk sıralamayı almaktadır, çünkü kafa sonrası beyin kanamasına çevrilebilme ihtimali yüksektir. Teşhis için kanın gözle görülebilmesi önemlidir bu mümkün değilse bile hastada baş dönmesi, mide bulantısı ve baş ağrısı gibi belirtiler oluştuğu takdirde acil doktora başvurulmalıdır. Boyun çevresinde gerçekleşen kanamalar, hafif bir kanama gibi görülse de sonuçları oldukça büyük ve tehlikeli olabilmektedir. Nefes almada sıkıntı yaratabilirken bunun yanı sıra enfeksiyonlara da sebep olabilir. Belirtileri ise öksürük, nefes almada sıkıntı yaşama, yutma güçlüğü ve boğaz etrafında şişlik ve morluklardır. Herhangi bir travma ya da şiddetli bir öksürük karın içi travmaya sebep olabilmektedir. Kanlı öksürme, karın ağrısı, mide bulantısı, kusma gibi belirtiler olduğunda doktora başvurulmalıdır.

       Orta Şiddetli Kanamalarda ise, eklem içi kanamalar, kas içi kanamalar, eziklikler ve morarmalar oluşur. Sıklıkla el ve ayak bileklerinden meydana gelen kanamalar eklem içi kanamalardır. Ani bir hareket yapıldığı anda ya da buna bağlı çok yüklenme olduğunda kanamalar başlar. Bunun belirtisi ise, eklemlerde şişme ve ısının artmasıdır. Büyük bir ağrıya sebep olarak hastayı uyarır. Herhangi bir travma ya da burkulma sonucu meydana gelen kanamalar ise, kas içi kanamalardır. Belirtisi de hareket zorluğu ve sıkıntılı bir ağrıdır. Ezik ve morarmalarda, çürük ve morluklar ilk aşamada basit ve küçük gibi görülse de bir anda yok olup yeniden çıkabilen ve kendini sürekli tekrarlayabilen bir durumdur. Hafif Şiddette Kanamalar ağız içi, burun ve hafif kesikler sonucu oluşabilen kanamalardır. Görülme sıklığı oldukça fazla olan Hemofili hastalığında kadınlar taşıyıcıdır. Hemofili teşhisi, hayatın her döneminde konabilmektedir. Yeni doğan bebekte de bu hastalık tespit edilebilir. Fakat hemofili hastalarında, kanamanın ne zaman görüleceği bilinmediğinden dolayı teşhis için doktora başvurma zamanın da gecikme olabilmektedir. Hemofili tedavisi oldukça uzun hatta hayat boyu sürebilmektedir bu sebeple hastayı ve ailesini ciddi ve uzun bir süreç bekler. Fiziki aktivite kasların esnek, eklemlerin güçlü kalmasına ve sağlıklı kilonun korunmasına yardımcı olacağından, Hemofilisi olan çocuklar ve yetişkinler düzenli fizik aktivite yapmalıdırlar. Hemofili hastalarındaki kanama miktarı normal bir insanla aynı fakat kanama çok uzun sürelidir.

Kategoriler
Sağlık

Şizofreni Belirtileri ve Tedavisi

KORKUTAN HASTALIK ŞİZOFRENİ

     Şizofreni, genellikle genç yaşlarda başlayan, kişiyi gerçeklerden, dış dünyadan koparıp kendi içe kapanık dünyasında yaşatan, düşünce, idrak, konuşma ve davranış problemleri gösterebilen bir ruh hastalığı olarak tanımlanmaktadır. 15 ile 40 yaşları arasında ortaya çıkabilen bu hastalık, 40 ile 45 yaşlarından sonra oldukça nadir ortaya çıkmaktadır. Kesin olarak sebebi bilinmeyen şizofreni, kalıtımsal ve çevresel faktörler rol oynayabilmektedir.

ŞİZOFRENİ BELİRTİLERİ VE TEDAVİSİ

      Şizofreni çok değişik özellikler gösterebilen, sinsi ve yavaş bir şekilde başlayabileceği gibi, birdenbire ve her çeşit psikolojik stresle de başlayabilen bir rahatsızlıktır. Şizofreni hastalarında kimi zaman kendisine ve çevresine zarar verici davranışlar ortaya çıkabilmekte ve bu davranışlar hastalığın kriz döneminde sıkça görülebilmektedir. Gerçeklikten kopma nedeniyle hasta şaşkın ve sinirli olabilmektedir. Çevresinde olan olayları yanlış yorumladığından ya da gerçek dışı seslerin etkisiyle ve sıklıkla kendisine gelecek bir zararı önlemek için savunmaya geçebilir. Özellikle kriz dönemlerinde hastaya yönelik eleştiri, bağırmak, azarlamak, hareketlerini kontrol etmeye çalışmak gibi yaklaşımlar saldırgan davranışın ortaya çıkmasını daha da pekiştirebilmektedir. Şizofreni rahatsızlığı için tipik sayılacak bir belirti olmamakla birlikte hasta görünümü, konuşması, kendini ifade etmesi, düşünce ve davranış problemleri ile kendini belli edebilmektedir. Genelde şizofreni rahatsızlığı belirtileri arasında belirgin bir ilgisizlik, donukluk ve vurdumduymazlık söz konusu olabilmekte, konuşma bazen anlaşılır olabilirken, bazen de dağınık, belirsiz ve tutarsız olabilmektedir. Darmadağınık, tuhaf, tekrarlayan hareketlerin yapılması ve kendisine veya başkalarına yönelik saldırgan davranışlar şeklinde davranış problemleri yaşanacağı gibi, davranış hiç hareket etmeme, devamlı bir noktaya bakarak hiç konuşmama veya her şeye karşı çıkma şeklinde de ortaya çıkabilmektedir. Şizofrenide çoğu hasta sesler duyabilir. Bunlar genellikle olumsuz sözler, küfürler, komutlar, yaptığı eylemleri tanımlayıcı seslerdir. Hastalar bu seslere cevap vererek karşılarında biri varmış gibi konuşurlar. Zaman zaman da gözlerinin önüne çeşitli görüntüler geldiğini ifade edebilmektedirler.

       Şizofreni hastalığının tedavisi doktorun kontrolünde düzenli ve uzun süreli ilaç tedavisi esas alınarak yapılmaktadır. Tedavinin etkili olmaya başlaması için yaklaşık iki haftalık süre gereklidir. Bu ilaçlar hastalık belirtilerini çoğu zaman kontrol altına alabilmekte ve kişinin insan ilişkilerini, sosyal ve mesleksel aktivitelerini düzeltebilmektedir. Şizofreni nadir görülen bir hastalık olmadığından dolayı hasta yakınları bu hastalığı kabullenmeli, içe kapanma hallerinde ise genel olarak kişinin yalnız kalma isteğine karşı çıkılmamalıdır. Eğer içe kapanma aşırı ya da çok uzun sürmekte ise daha ciddi belirtilerin habercisi de olabilir. O zaman doktur ile ilişki kurulmalıdır. Şizofreninin bazı dönemlerinde görülen keyifsizlik, isteksizlik, yorgunluk, çevreye ilgisizlik gibi belirtiler dışarıdan bakanlar tarafından tembellik ya da miskinlik olarak yorumlanabilir. Böyle durumlarda şizofrenisi olan bir insanın çalışmaya bilinçli olarak karşı çıktığı için değil, rahatsızlığından dolayı yaşadığı belirtiler nedeniyle çalışmak istemediği kesinlikle bilinmelidir.

Kategoriler
Çocuk Sağlığı Sağlık

Kistik Fibrozis Belirtileri ve Tedavisi

KİSTİK FİBROZİS HASTALIĞI

     Kistik Fibrozis genetik bir bozukluk olup, çocuğun bu hastalık ile doğmasıdır. Hastalık sonradan edinilmediği gibi bulaşıcı bir hastalık da gibi değildir. Hem kız hem de erkek çocukları bu hastalıktan etkilenebilmektedirler. Şiddeti hastadan hastaya farklılık gösterse de birtakım belirti ve problemlere yol açmaktadır. Kistik Fibrozis hastalığının henüz kesin bir tedavisi olmamakla birlikte Kistik Fibrozis oldukça sık rastlanan bir hastalıktır.

KİSTİK FİBROZİS HASTALIK BELİRTİLERİ VE TEDAVİSİ

Kistik Fibrozis, çocuğun zekâsını etkilememekle birlikte vücudun birçok organını etkileyebiliyor. Akciğerler, bağırsaklar, karaciğer ve pankreas en çok problem oluşturabilen organlardır. Her hasta farklı şekillerde etkilenebilirken, bazı çocuklarda akciğer problemleri oluşabiliyor, bazılarında da bağırsak problemleri yaşanabiliyor. Kistik Fibrozis rahatsızlığı olan çocuklar uygun şekilde tedavi edilemezlerse, dışkı miktarı çok olur ve sindirilmemiş besinler nedeni ile de çok kötü kokar. Dışkı rengi normale göre daha soluk olur. Kistik Fibrozis rahatsızlığı olan çocuğun ishali veya yumuşak dışkılaması olabileceği gibi bağırsaklar içindeki çok miktarda sindirilmemiş besin nedeni karın şişliği ve ağrı yakınmalarına sebep olabilir. Bazen de kabızlık çekebilirler ve bağırsak tıkanıklığı da yaşanabilir. Kistik Fibrozis belirtileri çocukluk döneminde her hangi bir zamanda ortaya çıksa da, ancak genellikle yaşamın ilk iki yılında fark edilmektedir. Kistik Fibrozis rahatsızlığının belirtileri genellikle sık öksürme, akışkan olmayan balgam üretimi, zatürre benzeri hastalıklara sık yakalanılması, iştahın normal veya artmış olmasına rağmen büyümeme ya da kilo kaybı olması, bağırsak problemlerinin yanı sıra yeni doğan bir bebekte yaşanılan bağırsak tıkanıklığıdır. Kistik Fibrozis rahatsızlığı olan çocuklarda en belirgin belirti ise terlerinin çok tuzlu olmasıdır. Herkesin teri tuzludur fakat Kistik Fibroziste ter çok daha fazla tuzludur. Bazen ilk fark edilmesi ebeveynler tarafından öpme ile olur veya deride tuz kristalleri fark edilebilir. Kistik Fibrozisli bir çocuğa sahip olmak anne ve babanın bir hatası olmamakla birlikte bu zor ve acı bir durumdur fakat kimsenin de suçu değildir.

     Kistik Fibrozis ile başa çıkmak ne kadar kısa sürede öğrenilir ve durum kabul edilirse, etkili bir tedaviye başlamadan önce o kadar az zaman kaybedilmiş olmaktadır. Hastalığın teşhisi konulduğunda tedaviye ne kadar erken başlanırsa tedavide o kadar başarılı olabilir. Kistik Fibrozis kronik bir rahatsızlık olduğundan dolayı durum çocuğun bundan sonraki hayatında devamlılık gösterecektir. Çocuğun hayatta kalması ve mümkün olduğunca normale yakın bir yaşam sürdürmesi için iyi tedavi görmesi gerekir. Genellikle Kistik Fibrozis rahatsızlığının teşhisi yaşamın erken dönemlerinde konulsa da bazı durumlarda da, hastalığın bulguları hayatın daha geç dönemlerinde başlayabilmektedir. Kistik Fibrozis tedavisinde uygulanan Göğüs Fizyoterapisi, koyu balgamla dolu olan havayollarını arındırmak için yapılmaktadır. Fizyoterapinin, hastanın tüm yaşamı boyunca düzenli olarak yapılması gerekmektedir. Doktor tarafından reçete ile verilebilecek birtakım ilaçlar be egzersizlerden oluşmaktadır.