Anne Ödevimi Yap!

 Zeynep ilkokul üçüncü sınıf öğrencisiydi. O gün okuldan geldiğinde kendisine kapıyı açan anneannesinin “Nasılsın kızım?” sorusuna aldırış etmeden hızla odasına koştu. Kapıyı kilitledi. Annesini işyerinden aradı. “Buyurun, ben Meral” diyerek dâhili hattını açan annesine hemen bağırmaya başladı: “Ayça’nın annesinin yaptığı ödev en iyi notu aldı sınıfta. Ben sana demiştim o beyaz kartonu kullanalım diye. Kapağa yerleştirmek için annesi özel eşyalar almış kırtasiyeden. Sen neden bunu düşünemedin. Senin yüzünden zaten…”

Ve telefonu annesinin yüzüne kapattı. Hâlâ çok kızgındı. Ödevi parçalara ayırdı, kendini yatağa atıp ağlamaya başladı.

Annesinin “Hadi kızım aç kapıyı” sözleriyle uyandı. Ne kadar zamandır ağlamış ve ne zaman uykuya dalmış olduğunu bilmiyordu. Kalktı, kapıyı açtı. “Anneannen meraktan ölmüş, niye kapıyı kilitledin” diyordu annesi. Bunu duyan Zeynep’in tek yapmak istediği bağırmaktı. Ancak boğazından ses yerine çıkan tek şey hıçkırık oldu.

“Kızım niye bu kadar büyütüyorsun anlamıyorum. Bütün hafta sonu bu ödev üzerinde çalıştık. Gayet de güzel oldu. Bütün vaktimi buna harcadığım yetmiyor mu? Bir de gidip saçma sapan süsleme malzemelerine para mı verecektim” diye söylendi kadın.

Zeynep, “Sen beni anlamıyorsun” diye bağırarak kapıyı annesinin yüzüne kapattı.

İçerden annesiyle anneannesinin konuşmalarını duyuyordu. “Anlamıyorum Anne, bu çocuğu. Benim de sadece tek bir hafta sonum var. Ödevi için orayı burayı ölçtük biçtik. Yok, şöyle olsun, yok böyle olsun! Uğraştık. Şimdi de azar işitiyorum iyi olmamış diye. Ben mi not alıyorum o mu anlamıyorum.”

“Valla kızım” diyordu anneannesi “siz küçükken hiç birlikte ödev falan yaptığımızı bilmem ben. Gelir ödevinizi yapar giderdiniz okula. Biz sadece karnenizdeki notları görürdük. Hiç üzmediniz böyle bizi. İşten gelip onun ödevini yapıyorsun. Bağırıp çağırıp ağlıyor, sen çaresiz kalıyorsun.”

Zeynep bu konuşmaları duymanın acısıyla kendini daha da başarısız hissetti. Ödevi yapamıyor, zaten hiçbir şeyi başaramıyordu. Baksana annesine, kendi ödevleri için hiç yardım istememiş ve hep iyi notlar getirmişti eve. İyice küçülüp kaybolmak istedi yatağının içinde.

Meral ise annesinin “Siz küçükken sadece karnenizdeki notları görürdük” sözüyle birden geçmişe gitmişti. Hatırladığı duygu ise yalnızlıktı. Birden şaşırdı. Güzel bir çocukluk geçirdiğini anlatırdı arkadaşlarına. Yalnızlık duygusu ise ne kadar tanıdıktı. Ağladı. İçindeki küçük kız için ağladı.

İşte o an Zeynep’ e her yardım ettiğinde hissettiği o “kıymetini bilmiyor” duygusunun aslında kendi yalnızlığı ile ilgili olduğunu fark etti. Gözlerini sildi, kocaman bir nefes aldı ve Zeynep’in odasına doğru yürüdü. İçinde ona karşı oluşan bu anlayış duygusu geçmişte hissettiklerinden çok farklıydı.

Zeynep, ağlamaktan şişmiş gözlerle odasına gelen annesine “Git başımdan!” diye bağırdı. Annesi yatağının orada durdu ve şöyle dedi: “Biliyorum güzel kızım, git başımdan demekle haklısın. Gerçekten canın yanıyor, ağlıyorsun ve ben senin duygularına destek veremiyorum. Oysa şu an tek yapmak istediğim; sana sarılmak, sana seni anladığımı söylemek ve gözyaşlarını akıtırken yanında olmak.”
Zeynep bu sözler üzerine annesine doğru bir adım attı ve yeniden hıçkırıklara boğuldu:
“Biliyorum anne, seni çok üzdüğümü biliyorum.”
“Hayır” dedi annesi ve devam etti: “Sanırım konuşmalarımızı duydun. Ve ben ne fark ettim biliyor musun? Sana senin kaldırabileceğinden fazla ödev veriliyor okulda. Ben öğrenciyken annemin yardım etmemesinin sebebi benim senden daha iyi olmam değil; sadece bize, bizim yapabileceğimiz sınırlarda ödevler verilmesiydi.

“Sanırım sen benden her yardım istediğinde benim bunda zorlanıp sonra da yorgunum diye söylenmem benimle ilgili bir şey. Bununla ilgili seni suçladığım için özür dilerim. Çünkü sen sadece yapabileceğin en doğru şeyi yapıyor ve benden yardım istiyorsun.

“Çok üzgünüm kaldırabileceğinden fazla ödev yapmak durumunda kaldığın için. Çok üzgünüm başarını sadece notla ölçen bir sistemin içinde kendini bulduğun için. Çok üzgünüm neredeyse hiç oyun oynayacak vaktin olmadığı için. Çok üzgünüm bu kadar çok stresi yaşamak zorunda kaldığın için. Ve çok üzgünüm seni böyle bir sistemin içinden çekip alamadığım, seni yeterince koruyamadığım için.”

Anneanne sessizliğin iyi mi kötü mü olduğuna pek anlam veremeden Zeynep’in odasına doğru yöneldi. İkisinin de ıslak gözlerle yatakta sarmaş dolaş uykuya daldıklarını görünce, onunda gözünden iki damla yaş aktı. O hiç kızını, kızının Zeynep’i anladığı gibi anlamamıştı.

Belki de şu ebeveynlik seminerlerine kendi de katılmalıydı.

admin tarafından

Sgk İşlemlerine, sgk sorgulama ve sağlık haberleri 'ne kolayca ulaşabilmeniz için yapılmış bir uygulamadır.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir